Murat Güzel

Murat Güzel

13. yüzyıldan günümüze gelen ışık-3

13. yüzyıldan günümüze gelen ışık-3

Konya, her bayram olduğu gibi bu bayramı da sessiz sedasız (bazı önemli asayiş olayları haricinde), kendi içine kapalı, huzur ve huşu içinde kutladı.

Bayram boyunca trafik kazaları haricinde belki en çok konuşulan konu cinnet geçirdiği iddia edilen annenin ikiz kız çocuklarıyla birlikte ölümü oldu.

Allah taksiratlarını affetsin.

***

Bayram öncesi seri halinde yazdığımız yazılara kaldığımız yerden devam etmek istiyorum.

Öncelikle 13. Yüzyılın Konya ve Anadolu için “anlam ve önemi”ni vurguladığım yazının, yani ikinci yazının bir “ara söz” olarak algılanması yerinde olur.

Moğol istilası öncesi, esnası ve sonrasında Anadolu topraklarının tanıştığı kalenderi dervişlerin Konya’daki yerleşimleri dış surun dışıdır.

Gerek kuzeyde gerekse güneydeki kalenderi türbe ve lengerler bunu kanıtlar.

Kalenderhane Mahallesi’nde bulunan türbeler ile Armağan mahallesindeki Osman Rumi türbesi ve zannımca sonradan eklenmiş camii de bunun örnekleridir.

Kalenderhane Mahallesi’ndeki çifte kümbetin yanısıra, yanlış hatırlamıyorsam, 2007’de Prof. Dr. Mikail Bayram ile Prof. Dr. Haşim Karpuz’un mahallede yaptığı yüzey çalışmalarında rastladıkları bir sanduka dolayısıyla bölgede arkeolojik kazı başlatmak üzere Selçuklu Belediyesi, Adem Esen döneminde bir ilke kararı almış ve hatta Konya Müze Müdürü Yusuf Benli de buna hazır olduklarını söylemişti.

O olaydan yaklaşık 6-7 yıl sonra bu kez Asıl Dondurma’nın bulunduğu köşede açığa çıkan türbe için ise kurulun verdiği “gömerek koruma” kararını garip karşıladım.

Bu kararın aksine, bana kalırsa, bölgede kapsamlı bir bilimsel çalışmanın ve arkeolojik araştırmanın yapılması gerekliydi.

Yeri gelmişken Konya Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nda da önemli değişiklikler olduğunu, Prof. Dr. Ali Boran beyin kurul başkanlığından ayrıldığını belirteyim.

Ayrıca Büyükşehir Belediyesi de kurulda artık Daire Başkanı düzeyinde temsil ediliyor.

İmar Daire Başkanı Hayrullah Bey, belediyeyi temsilen kurul toplantılarına iştirak ediyor.

Bu iyi mi kötü mü?

Kağıt üstünde iyi görünen bu durum uygulamaya nasıl yansır?

Bu soruların cevabı elbette geleceğe şamil, yani hemence cevaplandırılamayacak sorular bunlar.

14. yüzyıla kadar tarihini yakinen bildiğimiz Konya şehrinin bu tarihten itibaren hayatının biraz flulaştığını görmek üzücü.

14. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar, yani İlhanlı ve Karamanoğlu hakimiyeti altında Konya’nın tarihi yeterli çalışmalara konu olmamış.

Tarihçiler Batı’da yükselen yeni gücün, Osmanlı’nın yükselişini izlerken Konya’nın  inhitatı gözlerden kaçmış.

Belki biraz biraz İbn Batuta’nın seyahatnamesinden Konya’daki ahilerin gündelik hayat üzerindeki etkilerini görebiliyoruz.

Ama Kalenderilerden Mevlevilere, Ahilerden diğer taifelere şehrin beşeri dokusunu oluşturan insanlar kadar şehir yerleşimindeki dönüşümleri yeterince bilmiyoruz.

En azından bu konuda yeterli kaynak olduğunu söylemek mümkün değil.

İnşallah sağda solda dağınık halde bulunan bilgi ve tespitleri bir araya getiren, bütünleştiren bir eser bu konuda kaleme alınır da gerek Kalenderiliğin Konya serencamını gerekse şehirdeki diğer grupların sosyal hayatını daha yakından tanıma fırsatımız olur.

Bu konuda son bir yazıyla konuyu bağlayacağımın bilinmesini isterim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Murat Güzel Arşivi
SON YAZILAR