1. YAZARLAR

  2. Emrullah Nergiz

  3. 2002-2014 Farkı
Emrullah Nergiz

Emrullah Nergiz

Yazarın Tüm Yazıları >

2002-2014 Farkı

A+A-

2002, 3 Kasım seçimleri sosyal bir patlama, bir dışavurumdu. Ezilmiş halk kitlesi kendisi gibi ezilmişlerin yanında yer aldı. 2004 yerel seçimlerinde bu taze patlamanın volkanik izlerine rast geldik. 2007’de yine mağdur edilmek istenenin yanında yer alındı. 2009’da taşlar bir nebze yerinden oynasa da asla güven yitirilmedi. 2011 başarılı geçen yılların tezahürü niyetine malumun ilanıydı bir anlamda…

30 Mart 2014 yeni bir kader çizgisi bu ülke için. Yine halkın büyük çoğunluğunda ‘güvendiği dağlara kar yağmış’ bir mağdur parti algısı oluştu.

“Karşı taraftakiler” 10-12 yıllık sistematik yıkım çalışmalarını başka düzeneklerde kurgulayarak film çekme gayretindeler.

Ne demek istiyorum?

Ülkede birileri diğerlerine göre ihanet içinde. Ve her ne hikmetse hiç kimse kendisinin taraftarı olduğu cenahın da haksız olabileceği gerçeğini aklına getirmiyor.

Birileri ya Deccal ya Mehdi!

İşte tam da böyle bir savaşın ortasında giriyoruz 2014 yerel seçimlerine. Ve yepyeni bir formatla yüz yüzeyiz. Büyükşehir yasasıyla birlikte hepimizi farklı bir yönetim anlayışı bekliyor.

Şehirlerde halkın sevdiği adaylarla yarışabilmek için aylardır birçok formül deniyor partiler. Güçlü olduğu şehirlerdeki himayesini kaybetmemek, başa baş giden yerlerde bir adım öne geçebilmek için türlü türlü meşgaleler ile uğraş veriyorlar.

2002’de gelir seviyesi bugünlere göre çok aşağılarda bir halk vardı liderlerin önünde. Bugün cebi daha dolu insanların sayısının azımsanmayacak ölçüde var olduğu bir kitleyle muhataplar.

Varlık ve yoklukla sıkça imtihan olan insanoğlu kendinden pay biçmeli. Bir alışverişe paralı ya da parasız gitme arasında alıcı ve satıcının tavırlarındaki farklılıkları gözünüzün önüne getirin.

Satırlara göz gezdiren değerli bakışların faillerini sıkma niyetinde değilim. Önemli bir yere varmaya çalışıyorum. Analizleri ‘tuzlamam’ bu yüzden.

Fotoğrafların dilini azıcık da olsa biliyorsanız daha iyi anlaşacağız.

12 yılda neler değişmedi ki…

Yapılanları inkar edenlerin gözüne dizine durur. Taş üstüne taş koyanı Allah görüyor elbette.

Lakin gözleri kocaman açarak görmek gereken bir realite var ortada.

Bu geminin kaptanı usandı. Yola birlikte çıktıklarından çoğu işe gövdesiyle değil de parmak uçlarıyla girdi.

Koca kaptan, 12 yılda belki de 25 yıl birden yedi ömründen. Birileri hep onun sırtına basarak yükselme, makam peşinde koşma derdinde oldu.

Onun himayesinde geçirdiğimiz son iki yerel seçimde oy verenlerin yüzde doksandan fazlası “aday için değil, parti için değil, senin için oy verdik” dediler.

Bu gerçeği kendisi de çok iyi biliyor. Fakat ülke menfaatleri ona “partimiz kurumsallaştı. 3 dönem şartı gerekli” dedirtiyor.

Alevlenen dengeler aslında ölümü gösterip sıtmaya razı etmek için. “Başkanlık da neymiş? Cumhurbaşkanı ol, çekil köşene! Yoksa ondan da olacaksın” mesajı alenen veriliyor.

Üzücü olan ‘adam’ tanımına uyan kadroların yetersizliği. Öyle insanları yetiştirememiş olmanın verdiği acziyet.

Bugün 12 yıl öncesinden çok farklı. Kimse yarın pişman olacağı şeyi yapmamalı.

Yarın kaybetmeyi vicdanlarda hissetmek acı olur zira!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT