1. YAZARLAR

  2. Hasan Durucan

  3. AÇ KAPIYI VEYSEL EFENDİ
Hasan Durucan

Hasan Durucan

Yazarın Tüm Yazıları >

AÇ KAPIYI VEYSEL EFENDİ

A+A-

Ligin ikinci yarısında yenilmeyen tek takım unvanımızı Gaziantepspor karşısında da devam ettirmeyi başardık.

İkinci yarı çıktığımız sekiz maçta toplam altı galibiyet iki beraberlik alarak adeta rekora koşuyoruz. Ve ligde aldığımız galibiyetlerle üst üstte dört maç kazanarak bu alanda da kendi rekorumuzu ilerletmiş olduk. İkinci yarı 11 kez rakip fileleri havalandırırken kalemizde ise sadece iki gol gördük.

Ligin tamamına göz attığımızda ise kendi evimizde sadece Galatasaray’a mağlup olduk. Yani fısıldayarak başlayan serüven gün geçtikçe gürlemeye başladı. Kamil Ocak Stadı’nda da ligde iddiası olmayan ve orta sıralarda mücadele eden Gaziantepspor karşısında adeta maça önde başladık diyebilirim.

Daha ilk düdük, ilk atak, ilk korner ve Samuel Holmen’in kafasından gol geldi. Golün hemen iki dakika sonrasında Ömer Ali Şahiner’in ayağından beşinci dakikada ikinci golü bulsaydık maç neredeyse o anda bitebilirdi. Oyuna bu kadar hızlı başlamak Gaziantep’i korkutmuş olsa gerek ki tempoyu düşürmek adına her şeyi yaptı. Meşin yuvarlağı ayağında tutarak temsilcimizi yorma gayretine girse de topu kaptığımız anda etkili ataklar gerçekleştirdik.

Maçın daha üçte birlik dilimi tamamlanmadan Douglas’ın ayağından bir topumuz da direkten döndü. Doksan dakikanın tamamında olduğu gibi kırmızı siyahlı ev sahibi ekip ilk yarıda da topu ayağında tuttu ama orta sahayı geçemedi. Etkisiz olan hatta hiç atağı yok diyebileceğimiz Antep karşısında oyunun mutlak hakimiyeti Konyaspor’un oldu.

İkinci yarıya iki oyuncu değişikliği ile dengeyi yakalamayı amaçlayan Gaziantep daha derli toplu bir görüntü verdi ama Kocaman’ın öğrencileri oyun disiplininden taviz vermedi. Özellikle maçın son on beş dakikası başta olmak üzere ev sahibi ekip temsilcimiz karşısında sahaya varını yoğunu ortaya koysa da yine sahaya çok iyi yayılan, yayıldığı sahanın tüm bölgesini güçlü kullanan, adam adama markajı layıkıyla yapan, mücadelen kopmayan ve top rakibin kontrolündeyken sürekli top takibi yapan Konyaspor engeline takılmak zorunda kaldı.

Kaptanımız Ali Çamdalı’nın kafa topunun direkten dönmesinin yanı sıra birçok pozisyondan da faydalanamayınca attığımız tek golle üç puanın sahibi olduk. Holmen’i gol dışındaki pozisyonlarda daha etkisiz ve sert izledik. Serkan Kırıntılı için ise antrenmandan öteye giden bir maç olmadı. Ali Çamdalı’nın tecrübesi, Ömer Ali Şahiner’in her zamanki bilindik hırslı oyununu yine sahadaydı. Vukoviç ve Skubiç’i zaten artık anlatmaya gerek bile duymuyorum. Douglas ise mükemmele doğru yol alıyor. Alban Meha ise kendini topladı. Ziraat Türkiye Kupası’nda Beşiktaş karşısında attığı jeneriklik golden sonra adeta yeniden dirildi. Oyuncularımızın bu üst düzey performansıyla ortaya koyduğu kompakt oyun her geçen gün yerine oturuyor. Ve bunun yanında seyir zevki de adım adım gelişiyor. Sağlam bir defansın ve akabinde gol yemeyen bir kalecinin ligde üst sıralarda yer almamızdaki katkısı tartışılmaz.

Fakat en büyük katkı hiç şüphesiz ayakta alkışladığımız Aykut Kocaman’ındır. Geldiği dönemde oynattığı oyun tarzıyla bazı kitlelerce hunharca eleştirilse de uzun vadede takıma ve Konya’ya neler kazandırabileceğini yapmakta olduğu işlerle ispatladı. Gönülleri fetheden Kocaman ile anlaşma sağlanarak atılan iki yıllık imza eminim ki genel kapsamda Konya şehrine gelecekte birçok başarı katacak. Ligin bitmesine sayılı haftalar kalırken bundan sonra ki süreç ise bizi biraz zorlayacaktır diye düşünüyorum. Özellikle önümüzdeki üç maçlık periyotta öncelikle sahamızda Başakşehir ile oynayacağız. Ardından ligin ikinci yarısında adeta patlama yapan Gençlerbirliği’ne konuk olacağız ve hemen akabinde şampiyonluğun en büyük adaylarından ve Ziraat Türkiye Kupası yarı finalde rakibimiz olan Fenerbahçe’yi konuk edeceğiz. Bu üç haftayı dilediğimiz şekilde geçirirsek Avrupa’nın da kapılarını ardına kadar aralamış oluruz. Mevlam neyler, neylerse güzel eyler diyorum.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT