1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik: (3)
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik: (3)

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik: (3)

"(CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun başkanlık sistemi ile ilgili sözleri) Açıklamasını son derece vahim buluyoruz, umarız düzeltirler ama milletin karar vereceği bir konuda hiçbir şekilde ağza alınmaması gereken, içinde 'kan' geçen bir cümleyle konunun d

A+A-

ANKARA (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun başkanlık sistemine yönelik sözlerine ilişkin, "Açıklamasını son derece vahim buluyoruz. Umarız düzeltirler ama milletin karar vereceği bir konuda hiçbir şekilde ağza alınmaması gereken, içinde 'kan' geçen bir cümleyle konunun değerlendirilmesi maalesef Cumhuriyet Halk Partisinde herkesin eleştirdiği, milletimizin eleştirdiği birtakım siyaset alışkanlıklarından asla vazgeçilmediğini ve vazgeçilmeyeceğini gösteriyor, bu da Türkiye için büyük bir şanssızlıktır diye düşünüyoruz." dedi.

Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısındaki konuşmasında, AK Parti'nin yeni genel başkanının ve başbakanın profilinin nasıl olacağına yönelik tartışmalar bulunduğuna değinerek, bu konuda herhangi bir tartışmaya gerek olmadığını belirtti.

Türkiye'de devletin yönetici kadrolarının yüksek profilli ve nitelikli olması gerektiğine işaret eden Çelik, "AK Parti Genel Başkanlığı da son derece stratejik bir makamdır, AK Parti hükümetinin başbakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanlığı da son derece yüksek nitelik gerektiren bir makamdır, dolayısıyla düşük profil diye bir tartışma söz konusu olmaz. Hükümetin başbakanından bakanlarına kadar her biri tabii ki yüksek niteliklere haiz oldukları için bu görevlere geliyorlar. AK Parti'nin genel başkanlığı, genel başkan yardımcılığı, grup başkanvekilliği gibi makamlar da o makamların icap ettirdiği en yüksek nitelikler, en yüksek profiller aranarak yerine getiriliyor." dedi.

Çelik, bu konuda polemik ve spekülasyonlara girmeye gerek olmadığını belirterek, açıklamalarıyla yanlış anlaşılan partililerin de yanlış anlamaları düzelttiklerini ifade etti.

- "Çok değerli bir mesaj"

Dünyada mülteci krizi varken, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, İslamofobinin yükseldiği bir dönemde Pakistan asıllı bir göçmen olan Sadık Han'ın Londra Belediye Başkanlığına seçildiğini anımsatan Çelik, "Bunun Müslüman göçmen karşıtlığının arttığı bir dönemde Londra halkının bütün dünyaya verdiği çok kıymetli, çok değerli bir mesaj olduğunu düşünüyoruz." dedi.

Sadık Han başta olmak üzere Londra halkını ve seçmenleri tebrik eden Çelik, "Kuşkusuz bu insanlığın vicdanının sınavdan geçtiği bir dönem, modern tarihin kırılma noktalarından bir tanesi. Ege Denizi'nde, Akdeniz'de binlerce insan özgürlük için, ekmek için yolculuk ediyor ve her gün bir sürü cesetlerle karşılaşıyor dünya ve bu beraberinde birtakım göçmen karşıtlığı, ırkçılık gibi maalesef birtakım siyasetlerin de daha çok ses bulmasına yol açıyor. Bunlar karşısında kültürel entegrasyon, çoğulculuk gibi kavramları öne çıkaran Londra'daki bu seçimin bir çoğulculuk mesajı vermesi bakımından da son derece değerli bir mesaj olduğunu düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

- "Klasik bir CHP politikasıyla, içerik tartışmasından kaçıyorlar"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun başkanlık sistemine ilişkin açıklamalarına da değinen Çelik, şunları söyledi:

"Sayın Kılıçdaroğlu, içinde 'kan' geçen bir cümle kurdu. Sistem değişikliği konusunun içinde kan geçen bir cümleyle, yani 'başkanlık sistemi gelecekse ancak kanla gelir' gibisinden manaya gelebilecek bir cümleyle, hele hele Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanının ağzından çıkması vahimdir. Bakınız, şöyle bir şey diyor, 'Anayasa darbe hukukuyla beraber ele alınacaksa anayasayı değiştirelim.' Bunu zaten defalarca söyledik, darbe hukukunun değiştirilmesiyle ilgili yürüttüğümüz bir çalışma var ve bu Cumhuriyet Halk Partisi ile de görüşülerek yapılmak isteniyor, diğer partilerle de görüşülecek ama darbe hukukunun esasını oluşturan şey, anayasanın kendisidir, dolayısıyla anayasanın değişmesi demek, aslında darbe hukukunun temel yazılımının değişmesi demektir. Dolayısıyla anayasa değişikliğinin önüne, darbe hukukunu koymak gibi daha önce tutum sergiliyorlardı, şimdi 'bu ikisini beraber ele alalım' diyorlar."

"Halbuki esas olan darbe hukukundan gerçekten rahatsızsanız anayasanın değişmesidir" ifadesini kullanan Çelik, AK Parti'nin bu yönde yaptığı bir çalışma olduğunu, bu konuda da Cumhuriyet Halk Partisi ve diğer partilerle iş birliği ve istişare içerisinde olmayı fevkalade önemsediklerini bildirdi.

Ömer Çelik, şunları kaydetti:

"(Bir tek adamlık rejimidir başkanlık sistemi, böyle bir başkanlık sistemini kan dökmeden bu ülkede getiremezsiniz) diyor. Şimdi bir Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı, defalarca açıklandı bu, 'gelin, sistemin etiketini konuşmayalım, sistemin daha iyi kuvvetler ayrılığını nasıl getireceğini konuşalım, nefesiniz yetiyorsa kuvvetler ayrılığını daha iyi tesis edecek önerilerinizi dinleyelim ya da yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki değerlendirmelerinizi dinleyelim, temel insan hak ve hürriyetlerine esas olan bir düzenin nasıl ele alınacağıyla, nasıl konumlandırılacağıyla ilgili tekliflerinizi dinleyelim' dedik. Bunun yerine klasik bir Cumhuriyet Halk Partisi politikasıyla, içerik tartışmasından kaçıyorlar. İçerik tartışmasına girmemek için Anayasa Uzlaşma Komisyonu masasını deviriyorlar, arkasından da her zaman yaptıkları gibi sistem tartışmasını rejim tartışmasına çevirmek istiyorlar. Tipik kriz politikası."

- "Bu kadar iddiasız bir siyaset olmaz"

Türkiye'de kimsenin de, AK Parti'nin de rejimle bir problemi olmadığını vurgulayan Çelik, konuşulan şeyin bir sistem tartışması olduğunu, bu tartışmanın da çok partili hayata geçildiğinden beri devam ettiğini söyledi.

Bu konuda yetkin bir düzenlemeye gidilmesi konusunda bir mutabakatın bulunduğunu, ancak düzenlemenin ne şekilde olacağı konusunda farklı görüşlerin olduğunu dile getiren Çelik, "Bunların açık bir şekilde toplumun önünde tartışılması gerekir. Peki buna kim karar verecek? 'Kan dökülür' gibi cümleler kuranlar karar vermeyecek, buna milletin kendisi karar verecek, buna siyasetin profesyonelleri karar vermeyecek, bu bir profesyonelizm içerisinde, bir elitizm içerisinde ele alınmayacak. Bu, halkın iradesinin tecelli ettiği bir sonuç olacak, bu çerçevede ele alınacak. Bir Genel Başkanın, bir sistem değişikliği tartışmasını, bu sistem değişikliği konusunda kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı, temel hak ve hürriyetler konusunda, yargının tarafsızlığı konusunda üç tane sağlam argüman bugüne kadar kurmaksızın içinde 'kan' geçen cümlelerle ele almaya çalışması, son derece vahimdir." diye konuştu.

Muhalefet partilerinin genel başkanlarının ve yöneticilerinin, "AK Parti'de başbakan nasıl olacak? Başbakanın cumhurbaşkanıyla ilişkisi nasıl olacak?" konusunu tartıştıklarını ifade eden Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ama hiçbirinin kendi kadrolarından bir tane başbakan çıkması ve bu başbakanın nasıl başbakanlık yapacağıyla ilgili iki satır cümlesi yok. Böyle bir siyaset olmaz, bu kadar iddiasız bir siyaset olmaz. İktidar olmayı hayal bile etmeyen, sürekli olarak iktidar partisinin nasıl yönetildiğiyle, iktidar partisinin nasıl bir ilişkiler sistemi içerisinde olduğuyla siyaset tüketen, ömür tüketen bir muhalefet anlayışı olmaz. Halbuki normalde ne beklersiniz ana muhalefet partisinin genel başkanından? Kendisinin nasıl başbakanlık yapacağıyla ilgili veya kendisinin başbakan olup olmamakla ilgili bir iddiasının olup olmadığıyla ilgili bir açıklama beklersiniz ama böyle bir açıklama yok. Böyle bir iddia da yok, topluma giderek bir meseleyi çözme de yok."

CHP'nin sistem tartışmalarını rejim tartışmalarına çevirdiğini, Anayasa Mahkemesine gittiğini, yargı vesayeti üretmeye çalıştığını, geçmişte de askeri vesayet üretmeye çalıştığını belirten Çelik, "Böylesine bir kısır döngünün içerisinde sivil siyasetle alakası olmayan, demokratik siyasetle alakası olmayan bir siyaset anlayışını sürdürüyorlar. Dolayısıyla bu açıklamasını son derece vahim buluyoruz, umarız düzeltirler ama milletin karar vereceği bir konuda, hiçbir şekilde ağza alınmaması gereken, içinde 'kan' geçen bir cümleyle konunun değerlendirilmesi maalesef Cumhuriyet Halk Partisinde herkesin eleştirdiği, milletimizin eleştirdiği birtakım siyaset alışkanlıklarından asla vazgeçilmediğini ve vazgeçilmeyeceğini gösteriyor. Bu da Türkiye için büyük bir şanssızlıktır diye düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

(Sürecek)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT