1. YAZARLAR

  2. Ali Ularasba

  3. Aklı Ele Geçirmek İçin Yeni Yollar
Ali Ularasba

Ali Ularasba

Yazarın Tüm Yazıları >

Aklı Ele Geçirmek İçin Yeni Yollar

A+A-

Kölelik insanın kendisine tapmasıdır.

İnsan aklının kontrolü insan aklıyla yapılmaya başladığında insan kendine tapınmaya başlar. Bu modern kölelik biçiminin bir vicdanı da yoktur. Vicdanı olsaydı bugünkü insanı kendisine gösterirdi.

Ütopya gibi geliyordu eskiden yeryüzündeki bütün insanların yavaş yavaş ve hissettirmeden köle yapılacağı. Çünkü kölelik çağı kapanalı yüzyıllar olmuştu. Artık daha özgür ve mutluydu insanlar. Ağır savaşlardan çıkan insanlık, bundan sonra aynı hatalara bir daha düşmeyecekti. Büyük savaşlara karşı tedbirler alınacak ve politikayla işler diyaloga havale edilecek, iletişim ve karşılıklı medeni insanlar gibi oturup konuşmak her şeyi çözecekti.

         …

Eskiden bulduğuyla yetinen insanın anlam arayışı bulduğunun etrafında şekillenirdi. Şimdi herkes “buldum” diyerek öne atılıyor ve daha ilk adımda başlıyor çürüme. Anlamsız bir hevesle çırpınan herkes anlamsız bir anlam arayışı karşısında yeniliyor. Yeniliyoruz.

Kopya çekerek yaşayış, insanı en kısa zamanda gerçekle yüzleştiriyor. Durum o kadar vahim ki, insan bile artık kendisinin bir kopya olduğunu düşünmeye başladı.

Gerçeklik nerede? Akıl nasıl iflas eder ve kalp nasıl yenilir?

Artık algılarla yönetiliyoruz. Ne acıdır ki, hemen her algı anlık bir yenilginin kapısını aralıyor. Nasıl ki bir sloganın bir eylemlik canı vardır tam da öyle. Kendi eylemini kutsallaştıran insan kendi sloganının önünde diz çöküyor. Geçiciliğe tapınma o derece haz veriyor ki anların tutkunluğu karşısında gelecek hiçbir şey ifade etmiyor. Durumdan şikâyet eden de yok. Böylesi zevk verici bir tapınmadan kim kimi çevirebilir ki zaten.

Zaten bir devrim değildi beklediğimiz. Bir değişimdi. Bu değişimin harekete geçirecek bir canlılık da kalmadı insanda. Can havliyle nefes alıp verişlerimiz bir canlılığın göstergesi değil, ölememeye iç çekiş.

Her sabah biraz daha uyumak için uyanan insandan başka bir varlık olamazdı zaten. Aynı güne başlayacağımızın içimizdeki usancı, bütün cesaretleri yok ediyor. Yeni bir başlangıç, yeni bir arayış ve yeni bir yol. Yanlışlar coğrafyasında doğrumuzu arıyoruz.

Bu korkunçluğa rağmen seyirlik bir hayatta kendimizi de hayranlıkla seyrediyoruz. Nefes nefese koştuğumuz AVM’ler de suskunluğumuzu almıyor. Birbirine bakmayı unutan bütün gözler artık bir ekranda hapis. Bu mahkûmiyeti kusmamak, ona her anımızı sunmak kadar geçerli bir yol yokmuş gibi.

Fütursuzca harcayış insanı da harcama eğiliminde. Tüketimden beklenti insanın kendini bulması olsaydı, bütün yok oluşların tarihte bir anlamı ve bir öyküsü olabilirdi. Kendini bitiren insan bu tükenişten nasıl bir gelecek bekler? Böylesi bir kölelik kendini neden özgürleştirsin?

Aklın zıvanadan çıktığı, kalbin bir et parçası haline geldiği bütün medeniyetlerde yok oluşun başlangıcı da bu kölelikten memnuniyetti zaten.  

Kendini yok eden insanı tutabilene aşk olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT