1. YAZARLAR

  2. Ziya Uysal

  3. ALLAH’I (C.C.) TANIMAK (İkinci Bölüm)
Ziya Uysal

Ziya Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

ALLAH’I (C.C.) TANIMAK (İkinci Bölüm)

A+A-

Allah her an, herkesi, her şeyi, içinden geçen gizli düşünce ve isteklerle birlikte, aynı anda işitir, anlar ve dilerse hepsine aynı anda karşılık verir. Oysa bize aynı anda birkaç kişi, farklı şeyler söylese, hiç birini tam anlayamayız, tek tek konuşmalarını isteriz. Çünkü Allah sınırsız ve mutlak işitme gücüne sahiptir, bizim işitme gücümüz sınırlıdır. Yüce Allah’ın bütün özellikleri, isimleri, güzelin de ötesinde en güzeldir. Onun güzellikleri de güçleri de işitmesi gibi mutlak ve sınırsızdır. Allah’ın güzel isimlerini(Esma-i Hüsna’yı) iyice öğrenip, üzerinde düşünmemiş ve çevredeki yansımalarını hiç araştırmamış olanlar, bu gerçeklerin içinde yaşıyor oldukları halde bu konuda ferasetleri gelişmediği için böyle olağan üstü hallerin ve güzelliklerin farkına bile varamazlar.

 

Allah’ın işitmesi sınırsız, kesintisiz ve mutlaktır. Bilmesi, görmesi, yaratması ve diğer bütün özellikleri de böyledir. Çünkü O, eşi, benzeri, dengi, ortağı, yardımcısı olmayan, bunlara ihtiyacı da bulunmayan yegâne ve gerçek ilahtır. Ondan başka ilah yoktur. Onun varlığının sonu, gücünün ve büyüklüğünün sınırı yoktur. Hiçbir şeye muhtaç değildir. Ama herkes ve her şey, her an Ona muhtaçtır. “Göklerde ve yerde olanlar her ihtiyacını Ondan ister. O, her an, bir yaratma üzerindedir. “ (Rahman/29)

 

İnsanlar Allah’a dair bilgiler üzerinde derinleştikçe kalbindeki gizli ilimler de ortaya çıkar. Hayat boyu Onun aşkıyla, Onun yolunda, Ona doğru yürüdükçe insan, farkında olmadığı birçok şeyin farkına varır. Önceleri anlamadığı birçok konuyu da anlamaya başlar, analitik düşünce derinliği artar. Çünkü Allah’ı tanıtan bilgilerin de her biri anlamakla ve anlatmakla bitmeyen bir derinliğe sahiptir, sonsuz anlamlar taşır. Lokman Suresinin 27. Ayetinde mealen: “Eğer yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem olsa, bütün denizler ve bunun yedi katı daha deniz mürekkep olsa yine de Allah’ın kelimeleri yazmakla bitmezdi. Allah böylesine üstün ve hikmet sahibidir. ” buyuruluyor.

 

Allahtan en çok korkanlar, Onu en çok tanıyan imanlı bilginlerdir. Allah korkusu, Onun değeri hiçbir şeyle ölçülemeyen harikulade sevgisini, yakınlığını, sonsuz rahmetini, sayısız nimetini ve insanı ebediyen mutlu kılan dostluğunu sonsuza dek kaybetme korkusudur. Onun cennet ve cemaline kavuşmak yerine, cehenneme gitme, onu hak etme korkusudur. Allah’tan ancak Onu tanımayan cahiller korkmazlar. Osmanlı alimlerinden Birgivî Hazretleri, “Kork Allah’tan korkmayandan” buyurmuştur.

 

Allah’a dair bilgileri güvenilir kaynaklardan öğrenip, bu bilgiler üzerinde uzun uzun düşünen Müslümanlar bunları hazmettikçe düşünce ve davranışları olgunlaşır. Bunlar duydukları ve gördükleri her şeyi daha doğru ve sağlıklı yorumlarlar. Allah’ın nuruyla, hikmetiyle bakarlar. Allah’ın duyulmasını istediği şeyleri duyarlar. Her şeyi Allah’ın istediği süzgeçten geçirerek hafızalarına yazarlar, Peygamberin tarzıyla yorumlarlar.  Örneğin hayvan gübresi gibi pis sayılan şeylerin toprakta elementlere ayrılarak tertemiz güllere, meyvelere dönüştüğünü görürler. Yine pis sayılan sperm ve yumurtadan tertemiz nesiller meydana gelişi gibi ilahi örnekleri sürekli görürüler. Ama başkalarından farklı olarak bu ilahi örneklerden, kötülüklerin iyilikle ortadan kaldırılması,  kanın kanla değil, suyla yıkanması gerektiği gibi dersler de çıkarırlar. Bütün işlerini ilahi örneklere göre, Allah’ın emrine uygun yapanlar, bu yolla Allah’a her an biraz daha yaklaşırlar. Böylelikle bir düşünür gibi düşünce derinliği kazanırlar. Ona yaklaştıkça davranışları da bilgece bir hale gelir.

 

Ancak anladıkları, gördükleri, hissettikleri olağan üstü hallerin binde birini bile anlatmaya kelime bulamazlar. Yanlış anlaşılma veya hiç anlaşılmama endişesiyle birçoğu bu konulara hiç girmez, Allah’ın ve Peygamberin bildirdiğini söylemekle yetinir, doğrusu da budur. Allah’ı tanıtan, konularla ve Kuranla meşgul olmak, insana huzur verir. Çünkü bunların hepsi zikirdendir. Hatta Allah’ı hatırlamak, Onu düşünmek, selamlaşmak, “ İnşallah, Allaha ısmarladık” gibi içinde Allah’ı andığımız sözleri yeri geldikçe sıkça kullanmak, çeşitli vesilelerle Onu anmak huzur getirir. Kitaplardan bu konuları araştırıp, bu satırları yazarken bende dahi anlatılmaz bir huzur meydana geliyordu. “Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” Rad Suresi/28.

 

Allah gizli ve açık, her şeyi, her an bilir, duyar, görür. Peygamberimiz (SAV)“ Allah sizin dış görünüşünüze değil, kalplerinize ve işlerinize bakar,” buyurmuştur. ( Müslim ). Bu sebepledir ki, “İçin Hakla, dışın halkla olsun” öğüdü tasavvufta çok ünlüdür. İçini Allah’ın nuruyla aydınlatanların işleri daha dürüst, daha düzgündür. Allah’ın her işi yüzde yüz doğrudur, O hiç yanlış yapmaz. Yanılmayan sadece O dur. O, işlerinde sonradan değişiklik ve düzeltme yapmaktan beridir. Onu tanıyan ve Ona yaklaşanlar, eşsiz cazibesi karşısında yaşadıkları ilahi aşkın sarhoşluğuyla Ondan hiç ayrılmak istemezler. Bu yol, bütün Müslümanlara açıktır. “Ballar balını buldum, kovanım yağma olsun”, diyen Yunus Emre, bu aşkın ölümsüz örneklerindendir. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT