1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Anayasa Mahkemesinin 54. kuruluş yıl dönümü
Anayasa Mahkemesinin 54. kuruluş yıl dönümü

Anayasa Mahkemesinin 54. kuruluş yıl dönümü

AİHM Başkan Vekili Karakaş: - "Türkiye ile ilgili AİHM önündeki başvuruların azalmasındaki en önemli etken, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınmasıdır. Böylece AİHM'deki Türkiye aleyhine yapılan başvuru sayısı geriledi"

A+A-

ANKARA (AA) - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkan Vekili Işıl Karakaş, Türkiye ile ilgili AİHM önündeki başvuruların azalmasındaki en önemli etkenin, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınması olduğunu, böylece AİHM'deki Türkiye aleyhine yapılan başvuru sayısının gerilediğini söyledi.

Karakaş, Anayasa Mahkemesinin 54. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan salonunda düzenlenen "Bireysel Başvuru Kararlarının Etkileri" konulu sempozyum açılışında yaptığı konuşmada, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru sisteminin, hak ve özgürlüklerin savunulmasında kişilere sunulması gereken etkili iç hukuk yollarının en önemlisi olarak ortaya çıktığını söyledi.

Türkiye ile ilgili AİHM önündeki başvuruların azalmasındaki en önemli etkenin, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınması olduğunu ifade eden Karakaş, AİHM'deki Türkiye aleyhine yapılan başvuru sayısının gerilediğini, böylece AİHM'in de kendi önünde bekleyen büyük yığınla baş etmeye başladığını anlattı.

Bireysel başvurunun, hak ve özgürlüklerin korunmasında en önemli yollardan biri olduğunu vurgulayan Karakaş, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) hak ve özgürlükleri güvence altına alma yükümlülüğünü öncelikle ulusal makamlara verdiğini, yani ihlal iddialarının öncelikle iç hukuk sistemlerinde incelenmesi gerektiğini aktardı.

AİHM'in uyguladığı ilkelerden en önemlisinin "iç hukuk yollarının tüketilmesi" şartı olduğunu vurgulayan Karakaş, "Fakat, belirli bir esneklik ve aşırı şekilcilikten uzak bir şekilde uyguluyor AİHM bunu. Yani, iç hukuk yollarının tüketilmesi ne mutlak bir ilkedir ne de otomatik bir şekilde uygulanır." dedi.

AİHM'in, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyu, tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu olarak tanımladığını anlatan Karakaş, "Bu aşamadan sonra bireysel başvuru kararlarını AİHM değerlendirecek. Bu yolun etkili bir yol oluşturup oluşturmadığını incelerken, işte bu denetimin odak noktası kararların doğurduğu etkilerdir. Öncelikle buna dikkat ediliyor." diye konuştu.

Işıl Karakaş, Anayasa Mahkemesinin, bireysel başvurularda her türlü bilgi ve belgeyi isteyebildiğini, duruşma yapabildiğini, hatta telafisi mümkün olmayacak zararların ortaya çıkmasını engellemek için de ihtiyati tedbir kararları alabildiğini anlattı.

AİHM'in, Güneydoğu'daki sokağa çıkma yasaklarıyla ilgili yapılan ihtiyati tedbir başvurularında, öncelikle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiğine işaret ettiğini aktaran Karakaş, "AİHM, Anayasa Mahkemesinin ihtiyati tedbir kararı alma yetkisine öncelikle işaret etmiş. Çünkü, Anayasa Mahkemesi bu tarz acil durumlarda daha süratli, daha etkili karar verebilmekte. Bir de yerel makamlarla doğrudan temas imkanı olduğu için AİHM bu yetkileri göz önüne alarak, başvuruculara öncelikle bireysel başvuruda bulunmaları gerektiğini söylemiştir. Bu anlamda bireysel başvuru, bir iç hukuk yolu olarak çok daha çabuk ve etkin işlemektedir." diye konuştu.

- Uzun yargılama

Anayasa Mahkemesinin, bir yargı kararından kaynaklanan bireysel başvurularda olağan kanun yollarının tüketilmesinin ardından yeniden yargılama kararı verebildiğini anlatan Işıl Karakaş, şöyle konuştu:

"Fakat bazı hak ihlali kategorilerinde olağan kanun yollarının tüketilmesi gerekmez. Tıpkı AİHM'in, iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekmesi ilkesini esnek uygulaması gibi aynı şeyi bireysel başvuru yolunda da görüyoruz. Bu konudaki tipik örnek, zaten davaların çoğunu oluşturuyor, uzun yargılama meselesidir. Bu çerçevede uzun yargılamalarla ilgili Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun ön şartı olan, olağan kanun yollarının tüketilmesi ilkesini olduğu gibi yorumlamamıştır. Başvuru, henüz davalar alt mahkemelerdeyken yapılmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi, yargılamanın uzunluğu şikayetlerinde kendilerini yetkili görerek, bu konuda adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Bu yaklaşım AİHM kararlarıyla bire bir örtüşmektedir."

Karakaş, AİHM'in, bazı kararlarında bu durumu tespit ettiğini ve Anayasa Mahkemesinin alt mahkemeye gönderdiği karar kopyasının da süreci hızlandırma etkisi ve amacı taşıdığına dikkat çektiğini söyledi.

- Arnavutluk Anayasa Mahkemesi örneği

Arnavutluk Anayasa Mahkemesi'nin, uzun yargılamayla ilgili verdiği bir kararda iç hukuk yollarının tüketilmemesini gerekçe göstererek başvuruyu reddetmesi örneğini veren Karakaş, AİHM'in bu karar üzerine, yargılamalardaki gecikmelerin dikkate alınmaması nedeniyle Arnavutluk Anayasa Mahkemesine şikayetin etkili bir yol olmadığına karar verdiğini bildirdi.

Işıl Karakaş, Türkiye Anayasa Mahkemesinin de olağan kanun yolları tüketilmesi ilkesini yorumlayarak, "ben yetkili değilim, henüz dava devam etmektedir" şeklinde bir karar vermesi halinde AİHM'in, Arnavutluk örneğinde olduğu gibi Türkiye açısından da böyle bir karar alabileceğini vurguladı.

Karakaş, "Ancak Türk uygulamasında aksi olmuş, Anayasa Mahkemesinin, AİHM içtihatları doğrultusunda karar verdiği noktasından hareketle uzun yargılama şikayetlerinde Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruyu etkili bir yol olarak kabul etmiştir." dedi.

AİHM'in, iç hukuk yollarının tüketilmesi ilkesini aramadığı bir diğer konunun, yaşam hakkı ve kötü muamele yasağı çerçevesinde olduğunu, bu tür konularda, yargılama sonuçlanmadan yapılan başvuruların AİHM tarafından kabul edildiğini anlatan Karakaş, Anayasa Mahkemesinin bu doğrultuda bir karar vermediğini tespit ettiğini de aktardı.

Uzun tutukluluk meselesinde Anayasa Mahkemesinin, zaman bakımından yetkisi açısından esnek davrandığını belirten Karakaş, Yüksek Mahkemenin, uzun tutuklulukla ve tutukluluk süresi devam ederken milletvekilli seçilenlerle ilgili verdiği ihlal kararları örneklerini verdi.

Bu kararlar sonucu başvurucuların tahliye edilerek serbest bırakıldıklarını hatırlatan Karakaş, "AİHM, uzun tutuklulukta bireysel başvuru yolunun etkili olabilmesi için öncelikle uzun tutukluluğun sona erdirilmesi imkanının olması gerektiğini istiyor. Zira bildiğiniz gibi AİHM içtihatları çerçevesinde tutuklu kişi makul sürede yargılanmalı, aksi halde serbest bırakılmalı." değerlendirmesini yaptı.

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün bireysel başvurusuna ilişkin Anayasa Mahkemesi kararını da değerlendiren Işıl Karakaş, Anayasa Mahkemesinin, AİHM'in Nedim Şener-Ahmet Şık kararına referansla bir ihlal kararı verdiğini hatırlattı.

Karakaş, Yüksek Mahkemenin ayrıca, ihlalin ortadan kaldırılması için kararın bir örneğini mahkemesine gönderdiğini ve bu kişilerin aynı gece serbest bırakıldığını ifade ederek, "Bu örnekler, Anayasa Mahkemesinin olağan kanun yollarının tüketilmesine gerek kalmadan, Avrupa içtihatları çerçevesinde verdiği kararların etkilerini çok net olarak ortaya koymaktadır. Aslında bu etkinin nedeni, Anayasa'da zaten yazmaktadır. Anayasa'nın 153. maddesi, 'Anayasa Mahkemesi kararları, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar' demektedir. Bu kadar açık ve kesin bir hüküm karşısında fazla söze de gerek olmadığını düşünüyorum. Çünkü zira, mahkeme kararlarına uyulmayan bir yerde hukuk devleti ilkesinden söz edilemez." ifadelerini kullandı.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT