1. YAZARLAR

  2. Ünzile Girişgin

  3. Anne Karnında Özürlü Bebekler
Ünzile Girişgin

Ünzile Girişgin

Yazarın Tüm Yazıları >

Anne Karnında Özürlü Bebekler

A+A-

                   Gebelik takiplerimizde ultrason incelememiz esnasında bebekle ilgili bazı anormal durumları, özürleri tespit edebildiğimiz gibi atladığımız anomaliler, sıkıntılar da olabiliyor. Bebeğin beyin dokusunun hiç gelişmemesi, kafatasının oluşmaması, kafada su toplanması, omurilikteki açıklıklar, boyunda, böbrekteki kistler görülebildiği gibi küçük bir yarık dudak yarık damak, eksik parmak ya da fazla parmak atlanabiliyor. Bazı kalp hastalıkları tespit edilmeyebiliyor. Bazı bebekler akciğer sorunları ile doğar doğmaz nefes alamaz iken bazı bebekler doğumdan sonra kusmaya, morarmaya başlayabiliyor.

                    Anne karnında tespit edilen ve yaşaması mümkün olmayacak olan bebeklerin bile öldürülmesine, gebeliğin sonlandırılmasına dini ilim sahipleri izin vermezken hekimler yasalar doğrultusunda aile isterse bebeği alabiliyorlar. Mesela amniyosentezle mongolizm ( DOWN Send.) tespit edilen bir bebek ailenin imzası ile 4. 5. ayda doğurtulabiliyor. Oysa bu bebekler 20-25 yaşına kadar yaşayabilecek bebekler. Benim hastalarımdan beyin kisti, böbrek genişlemeleri, su fazlalığı, su azlığı, kafada su toplanması ya da omuriliğin açık olduğu pek çok gebe ve eşi gebeliğin sonlanmasını istememişlerdir. Çünkü manevi mesuliyetten korkup doğumu beklemek, doğar doğmaz vefat edecekse de etsin yaşayacaksa da olacaklara katlanalım demişlerdir.

Özürlü bebek beklemek bazen ölü bebekle karşılaşmaktan daha ağırdır. Çünkü ölen bebeği doğurur gömersiniz cennette beni bekleyecek evladım var dersiniz ama bir ya da birkaç özrü olan ya da zeka geriliği ile doğan bebekleri ömür boyu taşımak, bakmak,  eğitimleri ile meşgul olmak kolay bir çaba değildir.

Hamilelik boyunca tedirgin bir bekleyiş, annelerimizin ruh ve beden sağlığını tehlikeye sokabilir. Aile desteği ve sabır olmadan hassas olan anne adaylarımız daha da sıkıntılı bir hamilelik yaşayabilirler. Çevrenin soruları, baskıları ailelerimizi bunaltabilir. Bu tür sorunları herkesle de paylaşmamakta fayda var.

İkili, üçlü, dörtlü test anne karnında genetik hastalık olan down s. gibi hastalıkları araştırır. Testin değeri hiçbir zaman %100 yoktur ya da vardır anlamına gelmez. Aileler bunu bilerek yaptırmaya karar vermelidirler. Amerika’ya, Avrupa ülkelerine gönderilen 2 bin lira değerindeki kan testleri bile en fazla %97 doğruluk oranı veriyor.

Amniosentez dediğimiz işlem ise anne rahmine karından girilerek bir miktar amnion mai (bebeğin suyu) alınarak genetik taramanın yapılmasıdır. Kesin tanı ancak bu işlemle konur. Birinci derece akraba evlilikleri( hala-dayı, teyze, amca çocukları) 40 yaş üzeri gebelikler, daha önce genetik hastalıklı çocuk dünyaya getirmiş olan aileler direkt amniosentez yaptırabilirler. Amniosentez için anne babanın imzası gerekir. Çok düşük bir olasılık da olsa düşüğe yol açma riski vardır.

Ailelerimizin asıl karar vermesi gereken husus şudur: Anne karnında bir özür, genetik hastalıktan şüphe edildiğinde ya da kesin var denildiğinde bebeklerini aldıracaklar mıdır? Çoğu hastamız anne karnında tedavisi yok ise zaten aldırmayacağım neden zihnimi bulandırayım diye düşünerek bu testlerin hiçbirini yaptırmamaktadır. Bazı hekimler doktor takibine gidiyorsan neden tüm testlerini yaptırmıyorsun diye hastalara kızabiliyorlar. Bu tarama testleri rutin yapılması şart olan testler değil. Anne ve bebeğin hayatını tehdit eden sorunları tespite yarayan testler de değil.

İkili test 11- 14. Gebelik haftalarında üçlü, dörtlü test de 16-20. gebelik haftaları arasında yapılır. Ölçümler son derece önemlidir. Ense kalınlığı artmış olan bebeklerde kromozom bozuklukları görülme riski yüksektir. Ense kalınlığının ölçüm pozisyonu, ölçme şekli bile test sonucunu etkileyecektir.

Üç boyutlu ultrason, tüm bu testler anne karnındaki bebeğin kesin sağlam olduğu, doğduğu zaman doğumsal geçebilen herhangi bir metabolik hastalığın olmadığının garantisini veremez. Ailelerimiz anne ve bebeğin sağlıklı bir doğum sürecine girmeleri ve lohusalık dönemini de en güzel şekilde yaşamaları için mutlaka aylık takiplerini yaptırmalıdırlar. Maddi ve manevi tedbirleri almalıdırlar. Sonrasında her şeyin güzel olacağına inanarak yaşamalı olası bir terslikte de hemen yıkılıp, isyan ederek, başkalarına iftira ederek kul hakkına girmekten korkmalıdırlar. Her ailenin yaşayacağı imtihan farklıdır. Acılar karşısında sabır gösterebilmek pek de kolay bir şey değildir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

24 Yorum