Namık Ceyhan

Namık Ceyhan

Atatürk ve doğa sevgisi

Atatürk ve doğa sevgisi


Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, 1. Cumhurbaşkanımız, Anafartalar Fatihi, Kurtuluş savaşının Başkumandanı Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 76.cı senesinde rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Ulu önderin askeri dehalığı, liderliği ve insanlığı bu hafta çeşitli vesilelerle gündeme geliyor, ancak ben onun çevre ve doğa sevgisinden bahsetmek istiyorum.
1881 de Selanik’te mütevazi  bir evde başlayan yaşamı, 57 yıl sonra en verimli çağında Dolmabahçe’de sona erdiğinde tüm ulus mateme boğulmuş, yokluğu hiçbir zaman doldurulamamıştır. Her alanda onun eksikliğini millet olarak hep duyuyoruz.
 “Yeşili Görmeyen Gözler Renk Zevkinden Yoksun Demektir”,  anlayışını hep ön planda tutan M.Kemal Atatürk’ün  yaşamının son günlerini geçirdiği Dolmabahçe’de hasta yatağının karşısındaki duvarda bir ormanı ve küçük bir çayırlığı gösteren tablo asıldır. Manevi kızı Afet İnan şöyle anlatıyor:
“Son günlerde, o tabloya uzun uzun bakar ve Afet, oralara gidelim, ağaçlar altında dolaşalım, basit bir hayata kavuşalım. “Son arzum, yeşillik ve ağaçlıktır, fakat yaz kış yeşil duran ağaçlar altında olmaktır” derdi. Ruhu şad olsun. İnşallah öbür dünyada mekanı yeşilliktir.
Bugün her görüşten insanın Atatürk’ten aldığı fikirler ve söylemler vardır. Kim bir konuda görüş belirtmek istiyorsa ona mal edilen bir sözünü öne çıkararak arkasına sığınıyor. Fakat temel felsefesi tam bağımsız ve çağdaş bir Türkiye olan Aziz Atatürk’ün çizdiği yolda, gösterdiği ülküde yürümek demek onun fikirlerini tekrarlamak değil, bizzat uygulamak ve yaşatmak olmalıdır.
Bugün ülkemiz topraklarının erozyonla maruz kaldığı tehlike, ormansızlaşma ve yeşil alanların yok edilmesi, sulak alanlarımızın  azalması, verimli tarım topraklarımızın yok olması, tarihi ve kültürel değerlerimizden uzaklaşılması, doğal kaynaklarımızın durumu ve çevreyi koruma konusunda yaşadığımız hadiseleri gördükçe onun eksikliğini bir kez daha hissediyoruz.
Emin ki Büyük Atatürk’ün gençliğe hitabesini yazarken Birinci vazifemizin bize verdiği görevin içinde “Ey Türk gençliği birinci vazifen Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir” derken sadece dış güçlere karşı değil iç düşmanlara karşıda dikkatli olmamızı istemiştir. Bu ifadenin içinde sadece rejime sahip çıkmak yoktur. Bu ifadenin içinde ülkemizin doğasıyla, havasıyla,suyuyla bütün kaynaklarına ve  tüm değerlerine sahip çıkmak vardır. Bu bizim atalarımıza karşı, geleceğimizin teminatı çocuklarımıza karşı ve şehitlerimize karşı sorumluluğumuz olmalıdır.
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Ankara’da bir orman oluşturmak isteyen M.Kemal Atatürk,  kendisine armağan edilen şimdiki Atatürk Orman Çiftliğinin bulunduğu sahada ülkenin en büyük   Orman Çiftliğini kurmuştur. Alana ilk fidan dikimi sırasında kendisine eşlik eden yabancı elçilerin ve uzmanların “Paşam,bölge toprağı kıraçtır ağaç yetiştirmeye elverişli değildir boşuna çaba harcamayın “ sözlerine ve  sahanın toprak analiz raporlarının olumsuz olmasına rağmen “Burası vatan toprağıdır ve kaderine terk edilemez” demiş ve buranın yeşillendirilmesi ve ihya edilmesi için büyük çaba harcamıştır. 
 (NOT; 1925 yılında Ankara’da Beştepe’de oluşturulan orman çiftliği-daha sonra Gazi Orman Çiftliği adını almış, 1937 de Atatürk tarafından diğer mallarıyla birlikte hazineye devredilmiş,1950 yılında da Atatürk Orman Çiftliği adı verilmiştir.)
Atatürk sadece Ankara’da değil tüm yurt satında tarımın ve ormancılığın gelişmesi için hayatı boyunca uğraşı vermiştir. “ Gerek ziraat ve gerek memleketin servet ve umumi sağlığı bakımından ehemmiyeti muhakkak olan ormanlarımızı modern tedbirlerle iyi halde bulundurmak genişletmek ve azami fayda temin ettirmek esas prensiplerimizden biridir” ilkesinden hareket eden Mustafa Kemal, İzmir’de 1.İktisat Kongresi’nde “Milli Ekonominin Temeli Ziraattır, fendir” diye başlayan konuşmasında ülkenin geleceğinin ve iktisadi kalkınmanın ziraata ve tarıma önem verilmesiyle mümkün olduğunu belirtmiştir.
Yalova’da kendi adına yaptırılan köşk inşaatı sırasında kesilmesi icap eden çınar ağacının kesilmesini önlediği gibi inşaatın temelinin taşınmasını sağlamıştır. İstanbul Belediyesi Fen İşlerinden gelen heyet yetişkin bir ağacın kesilmesini önlemek için binanın altına yerleştirdikleri raylarla 4m. doğuya doğru binayı kaydırmışlardır. Yalova’daki “Yürüyen Köşk” ün hikayesi Atatürk’ün ağaç sevgisinin en güzel örneğidir.
 “Yurt toprağı kutlu olan sensin biz hepimiz senin için fedaiyiz” sözleri bütün çevrecilerin kulağında küpe olmuştur.Ve biz onun emanetini ilelebet yaşatmak istiyorsak toprağımıza, yaprağımıza ve ay yıldızlı bayrağımıza sahip çıkmalıyız. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur. Kalın sağlıcakla…
ÇEVRE SÖZÜ; “Ağaç Çiçek ve Yeşillik Medeniyet Demektir.” K.ATATÜRK.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Namık Ceyhan Arşivi
SON YAZILAR