1. YAZARLAR

  2. Abdullah Yıldırım

  3. Azgın azınlık olur mu?
Abdullah Yıldırım

Abdullah Yıldırım

Yazarın Tüm Yazıları >

Azgın azınlık olur mu?

A+A-

 

Azgın azınlıklar dönemi 21. yüzyılın en büyük kabusu ve belası olmaya aday olacak. Düşünün 30 yıldır elinize silahı almışınız, hasbelkader mensubu olduğunuz devletin askerini, polisini, memurunu pusu kurarak haince şehit ediyorsunuz, yetmiyor bölgenin tüm kaynaklarına el koymuş durumdasınız, bu da yetmiyor hiçbir vergi, elektrik, su parası vermiyorsunuz, bu da yetmiyor şimdide devletten silah istiyorsunuz!

Neden, güneyden gelecek IŞİD isimli, güce karşı koymak için, yıllarca düşman belediğiniz, devletten silah istiyorsunuz, bu kadar yüzsüzlük Dünya tarihinde olur mu bilemiyoruz.

Hani Kürt gerilla dünyanın en iyi savaşçısıydı, kahramanlık türkü yapıyordunuz, eski komünist yazarlar bunlara methiye dizmekte sıraya girmişti. İşte gönüllülerden oluşan bir ordu gelir, hepinizi dümdüz eder gider. Türk ordusu nasıl oldu da 30 yıldır bunları temizleyemedi. O da işin başka bir boyutu…

Sınırdan gelenlere kapıyı biraz geç açınca -sanki açmak zorunda- bölgenin insanları Türk ordusunu taşlamaya başladı. Ortalık karışınca hükümet hemen açıklama yaptı. ‘Hepsini alıyoruz’ diye. Al zaten alacaksın, almasan tepene dünyayı dar ederler. Bunlara kimin parası ile bakacaksın işte orası ayrı bir konu. Şahsen benim hissemden, benim verdiğim vergiden bir kuruş verirseniz, ben haram ediyorum. Öyle gülümseyerek büyük devletiz deme kardeşim, büyük devlet değil, azınlığın elinde rehinsin rehin!

Bugün ülkenin güneyinin işi zor, ipin ucu kaçmış. İki milyona yakın göçmen girdi, kimin parası ile bakılacak onlara, milyonlarca insan bugün devletin sırtında, üretmeden çalışmadan…

Türkler kendi ülkelerinin değerini anlayamadı. Aşırı solcular, halkların kardeşliği diye ne idiğü belirsiz bir kavram tutturdu. Siyasi dincilerde ümmetçilik diye tutturdu. Geriye dönüp baktıklarında hakikaten ırkı belli olmayan bir devlete doğru hızla ilerliyoruz…

Musul’daki rehinelerin kurtuluşu da çok komik. Mohaç meydan savaşını kazanmış gibi bir hava estirildi. Konsolos zamanında orayı terk etmedi, kuzu kuzu teslim oldu. Yalvar yakar, o da IŞİD’cilerin içindeki gönüllü Türklerin araya girmesi ile serbest bırakıldı. O kadar tantana niye yapılıyor anlayamıyoruz!

Ülkede garip bir gurur, kibir, şatafat var… 450 milyon dolarlık özel uçaklar, bin odalı saraylar, çalışma ofislerinin hepsi Osmanlı sarayları, eski cumhurbaşkanı bile Huber köşkünde oturuyor, bu nasıl bir zenginlik, bu nasıl bir saltanat anlayamıyoruz. Yahu hani yüce dinimiz sadelikten yana idi, bu kadar zenginliğin sebebini çözemedik!

Katar, Dubai, Arabistan gibi ülkelerin krallarının ihtişamı bizimkilerinde onlara özenmesine yol açtı. Çünkü eğer Osmanlı örnek alınsa idi, ki çok hataları var asla milli değillerdi ama devletin bir kuruşuna yani o günkü deyimle beytülmala kesinlikle el uzatmamışlardır.

Türkiye doğusundaki olayları kontrol edemeyecek noktaya hızla geldi. Yüzbinlerce, Arap, Kürt, Yezidi, Süryani ve değişik liyyetleri içine aldı ama bunların sıkıntısı yakında patlayacaktır. Kendi içindeki azgın PKK'nın bile hakkından gelemeyerek, başkanlarına her gün elçi gönderen devlet, Ortadoğu bataklığına girmeye çok hevesli idi, girdi. Oraya girmek elinizde idi ama nasıl çıkacaksınız bakalım. Her gün Gazze, Eset, Saddam derken buralardan nasıl çıkacaksınız işte orası muammadır.

Modern Türk devletinin değerini bilmeyenler, Medine müfasını yapan Fahrettin paşanın anılarını okusalardı, bu kadar danışman adam gibi yol gösterse idi, ülke son hızla bataklığın içine girmez, kendi içindeki sorunları çözememişken, tarih boyunca ihanetin kitabının yazıldığı Ortadoğu’ya paraşütle atlamazdı! Pirince giderken, evdeki bulgurdan olanların yaşadığı bölgenin tam göbeğindeyiz, haberleri var mı bilemiyoruz…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT