1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Bangladeş'te Cemaat-i İslami lideri Nizami'nin idam edilmesi
Bangladeş'te Cemaat-i İslami lideri Nizami'nin idam edilmesi

Bangladeş'te Cemaat-i İslami lideri Nizami'nin idam edilmesi

Nizami'nin oğlu Rahman: - "Son nefesinde, 'İnşallah hep birlikte cennette buluşacağız' dedi."- "Hükümet yetkilileri cenaze namazının gün ışığından önce kılınmasını istiyorlardı ki Allah’a hamdolsun gün ışığından önce bölgeye ulaşamadılar. Cenaze namazı ye

A+A-

ANKARA (AA) - BAYRAM ALTUĞ - Bangladeş'te hükümet tarafından kurulan savaş suçları mahkemesinin kararıyla idam edilen muhalefetteki Cemaat-i İslami partisinin lideri Motiur Rahman Nizami'nin ailesine son sözleri "İnşallah cennette buluşacağız" oldu. Nizami'nin oğlu Nakibur Rahman, babasının cenaze namazına katılımın engellenmek istendiğini söyledi.

Nizami'nin büyük oğlu olan Rahman, telefonla AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Babası Nizami'nin idam edilmesinin kesinleşmesi üzerine Dakka'daki cezaevinde kendisiyle son görüşmeyi yapmalarına izin verildiğini kaydeden Rahman, "Babam, bütün aile mensuplarını sabırlı ve metanetli olmaya davet etti. Son nefesinde, 'İnşallah hep birlikte cennette buluşacağız' dedi." diye konuştu.

Rahman, cenaze namazının Bangladeş yerel saatiyle sabah 7'de kılındığını belirterek, "Hükümet yetkileri cenaze namazının gün ışığından önce kılınmasını istiyorlardı ki Allah’a hamdolsun gün ışığından önce bölgeye ulaşamadılar. Cenaze namazı yerel saatle sabah 7’de gün ışığında kılındı. Bütün polis barikatları ve engellemelere rağmen namaza binlerce insan katıldı." dedi.

Cenaze namazına katılamayan onbinlerce insanın bugün ikindi namazını müteakiben ülke genelinde gıyabi cenaze namazı kılacağını bildiren Rahman, namaza katılacaklara polisle çatışmaya girmekten kaçınmaları uyarısında bulundu. Rahman, Bangladeş’te toplantı ve gösteri özgürlüğü bulunmamasına karşın dün gece ülke genelinde küçük çapta da olsa protestolar düzenlendiğini bildirdi.

Tüm aile üyelerinin idam karşısında kendinden emin bir tavır sergilediğini vurgulayan Rahman, "Biz bunun dünyanın sonu olmadığını düşünüyoruz. Sabır ve metanetle başarıya ulaşacağımıza inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

- "Erdoğan'a minnettarız"

İslam ülkelerinin idam kararına tepkisiz kalmasını da eleştiren Rahman, "Maalesef İslam ülkelerinin çoğunda ifade ve toplantı özgürlüğü yok. Türkiye dışındaki ülkelerde özgürlük sınırlı olduğu için gelen tepkiler sınırlı kaldı. Buna rağmen bazı Batı ülkeleri tepkilerini dile getirdi. Dünyanın her tarafından başsağlığı mesajları aldık." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Nizami'nin ailesine ve ülkesine göstermiş olduğu yakın ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Rahman, şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanı Erdoğan’a idam kararına gösterdiği tepkiden dolayı minnettarız. Erdoğan, her zaman dünyada zulüm altında yaşayan insanlardan yana tavır sergilemiştir. Biz buna defalarca şahit olduk. Erdoğan, belki de tüm dünyada zulüm altındaki insanları destekleyen tek dünya lideri. Filistin, Suriye ve Arakan halklarının sorunlarını sürekli gündemde tuttuğu gibi Bangladeş halkının da hep yanında olmuştur. Biz gerçekten kendisine minnettarız." diye konuştu.

Erdoğan, geçen cuma günü yaptığı bir konuşmada, "Bangladeş'te 75 yaşında bir mücahide, hiç bir dünyevi günahı olduğuna inanmadığımız insana idam kararı veren zihniyeti lanetliyorum. Her türlü girişimde bulunmuş olmamıza rağmen burada kinin, nefretin bu denli yaygınlaşmasını ve şu ana kadar bu tür idamları yapan bir anlayışı ben ne demokratik bir anlayış, ne de adil bir yönetim olarak görüyorum." ifadelerini kullanmıştı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı da Nizami'nin idam edilmesini üzüntüyle karşılandığını bildirerek, "Nizami’nin böyle bir cezayı hak ettiğine inanmadığımız için infazı şiddetle kınıyor, merhuma Allah'tan rahmet diliyoruz." açıklamasında bulunmuştu.

-"Cemaat-i İslami'nin katliam ve zulümlerle ilgisi yok"

Rahman, Bangladeş hükümetinin kurduğu mahkemenin Nizami'ye verdiği ceza için gerekçe gösterdiği "savaş suçları" meselesine de değindi.

Cemaat-i İslami'nin 1971 yılında "Birleşik Pakistan"ı destekliğini ve Pakistan’ın birliği için aktif rol oynadığını hatırlatan Rahman, hareketin savaş dönemindeki katliam ve zulümlerle hiçbir şekilde ilgisinin olmadığının altını çizdi. Rahman, "Cemaatin yaptığı sadece siyasi kampanyalar, açıklamalar ve sadece barışçıl gösterilerdi. O dönemde Pakistan ordusunun yaptığı zulümler dehşet vericiydi. Ama cemaatin bütün bunlarla bir ilgisi yoktu. Dolayısıyla Cemaat-i İslami’ye karşı yapılan suçlamalar gerçek dışıdır." dedi.

"Babamın şehadet şerbeti içmesi ve bu yolda kurban olması Cemaat-i İslami hareketini gelecekte daha da güçlü kılacaktır." diyen Rahman, idam kararının arkasında Hindistan'ın olduğunu iddia etti.

Rahman, Bangladeş polisinin takibinden dolayı Cemaat-i İslam liderlerinin izole edildiğini, medyaya demeç veremediklerini ve saklanmak zorunda kaldıklarını da sözlerine ekledi.

- Nizami'nin hayatı

Bangladeş'in Pabna bölgesinde 31 Mart 1943'te doğan Motiur Rahman Nizami, gençlik yıllarından itibaren İslami hareketin içinde aktif rol aldı.

Nizami medrese eğitimi almasının yanı sıra Hint alt kıtasının en büyük üniversitesi olan Dakka üniversitesini birincilikle bitirdi. 1969-1971 yılları arasında Altkıtadaki en büyük öğrenci topluluğu olan Pakistan Öğrenci Cemaati'nin genel başkanlığını yürüttü.

Bangladeş'in 1971'de Pakistan'dan ayrılmasından sonra Bangladeş Cemaat-i İslami partisine katıldı. Partinin faaliyetlerini yasaklayan Bangladeş yönetiminin ülkeden sürdüğü hareketin liderleri arasında yer aldı. Ziyaür Rahman'ın 1977'de yönetimi askeri darbeyle devralması üzerine hareketin liderleri Gulam Azam ve Nizami, ülkeye döndü. Parti, faaliyetlerine yeniden başladı.

Moitur Rahman Nizami, oluşumun önce Dakka il başkanı sonrasında genel sekreter yardımcılığı görevinde bulundu. 1988'de genel sekreterliğe gelen Nizami, 1991'de milletvekili seçilerek partisinin parlamentodaki liderliğini yaptı. Nizami, ülkeyi parlamenter demokrasiye döndüren anayasa değişikliğinin kabulünde ve anayasada "genel seçimi düzenleyecek tarafsız bir geçici hükümet" anlayışı oluşturulmasında kilit rol üstlendi. 2000 yılında partisinin genel başkanlığına seçilen Nizami, 2001 seçimlerinde yeniden parlamentoya girdi.

2001-2003 yılları arasında tarım bakanlığı, 2003-2006 arasında da sanayi bakanlığı görevlerinde bulunan Nizami, Bangladeş'in tarım alanında kendine yetebilen bir ülke haline gelebilmesinde önemli katkılar sundu ve çok sayıda sanayi tesisinin kurulmasına öncülük etti.

Nizami, düşünür, yazar ve ilim adamı kimliğiyle de 50'ye yakın kitap ve makale neşretti.

-Hükümetin kurduğu mahkemede yargılandı

Başbakan Şeyh Hasina tarafından bağımsızlık savaşı sırasında işlendiği iddia edilen suçların cezalandırılması için 2009'da kurulan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, şimdiye kadar 19 kişi hakkında karar aldı. Bunların büyük bir kısmı, ülkenin İslami değerleri savunan en büyük partisi Cemaat-i İslami liderlerinden oluşuyor.

Hasina hükümetinin kurduğu mahkeme, 29 Ekim 2014'te Azzam'ın ardından partinin liderliğini üstlenen Nizami'yi bağımsızlık savaşı sırasındaki bazı olaylardan idama mahkum etmişti. Geçen Perşembe Bangladeş Yüksek Mahkemesi, Nizami hakkındaki idam kararını bir kez daha onamıştı. "Suç"unu kabul ederek devlet başkanından af talep etme hakkı olan Nizami, bu yolu kullanmamıştı. Bunun üzerine Nizami hakkındaki idam kararı dün infaz edilmişti.

Mahkeme tarafından suçlu bulunan ve idam cezasına mahkum edilen ilk kişi, Cemaat-i İslami Partisi'nden Abdülkelam Azad olmuştu. Ülkeden ayrıldığı için gıyabında yargılanan Azad, Ocak 2013'te idam cezasına çarptırılmıştı.

Daha önce idama mahkum edilen Cemaat-i İslam liderlerinden Abdülkadir Molla, Muhammed Kamaruzzaman ve Ali İhsan Mücahid de idam edilmişlerdi.

Mahkemenin 90 yıl hapse mahkum ettiği Cemaat-i İslami'nin 92 yaşındaki lideri Gulam Azzam da 23 Ekim'de hapishanede ölmüştü.

Hasina hükümetinin kurduğu mahkeme, 2 Kasım 2014'te de partinin Merkezi Yürütme Kurulu üyesi Mir Kasım Ali'yi idama mahkum etmişti.

Mahkeme, 18 Şubat 2015'te Cemaat-i İslami Partisi liderlerinden Abdus Sobhan'ı dokuz suçlamanın altısından suçlu bularak idama mahkum etmiş, 16 Temmuz'da da bağımsızlık savaşı sırasında Pakistan ordusu tarafından kurulan Rızakar milis kuvvetlerine üye olduğu kaydedilen Furkan Malik'e ölüm cezası vermişti.

-Mahkemeye eleştiriler

Bazı muhalefet partileri ve uluslararası gözlemciler, Hasina hükümeti tarafından kurulan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesinin adil yargılama standartlarına uymadığını ve siyasi kararlar aldığına dikkati çekiyor.

Cemaat-i İslami Partisi de lider kadrosuna yönelik mahkeme kararlarının siyasi olduğuna işaret ederek, halkı Hasina hükümetinin "devlet terörüne" karşı çıkmaya çağırıyor. Parti yetkilileri, hükümetin muhalifleri bastırmak için kitlesel cinayetler, keyfi tutuklamalar, yargısız infaz ve işkence gibi suçlar işlediğini belirtiyor.

Cemaat-i İslami yetkilileri, bağımsızlık savaşının ardından 1973'te çıkarılan Savaş Suçları Kanunu'na göre ancak silahlı savunma ya da yardımcı gruplara üye kişilerin savaş suçları ya da insanlığa karşı suç işlemekten yargılanabileceğini, buna karşın üyelerinden hiçbirinin silahlı gruplara üye olmadığını, dolayısıyla bu suçlamalarla yargılanamayacağını vurguluyor.

Hindistan'dan 1947 yılında ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Pakistan'ın doğusu ile batısı arasında 1971'de başlayan iç savaş, bağımsız Bangladeş devletinin kurulmasıyla son bulmuştu. Pakistan, ülkenin doğusundaki halkın bir bölümünün bağımsızlık talep etmesi üzerine bölgeye çok sayıda asker göndermişti. İç savaş sırasında Doğu Pakistan'dan yaklaşık 10 milyon sivilin evlerini terk ederek Hindistan'a göç etmesi üzerine Hindistan hükümeti, Aralık 1971'de bugünkü Bangladeş olarak bilinen Doğu Pakistan'ı işgal etmişti. Pakistan askerlerinin Dakka'da Hindistan güvenlik güçlerine teslim olmasının ardından 16 Aralık 1971'de Doğu Pakistan yeni adıyla Bangladeş olarak bağımsızlığını ilan etmişti. Yaklaşık 9 ay süren bağımsızlık savaşı sırasında 3 milyondan fazla kişi yaşamını yitirmiş, milyonlarcası yaralanmıştı.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT