1. HABERLER

  2. EKONOMİ

  3. Başbakan Yardımcısı Şimşek (1):
Başbakan Yardımcısı Şimşek (1):

Başbakan Yardımcısı Şimşek (1):

"(Merkez Bankası Başkanlığına atama) Genel anlamda süreç iyi yönetildi. Gelen arkadaşa olan güvenimiz tam, piyasa da tepkisiyle bunu ortaya koydu"- "(Bankanın görev tanımlarının değiştirilmesi) Bu yöndeki tartışmaları çok anlamsız ve yersiz bulduğumun alt

A+A-

ANKARA (AA) - Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığına Murat Çetinkaya'nın atanmasına ilişkin, "Genel anlamda süreç iyi yönetildi. Gelen arkadaşa olan güvenimiz tam, piyasa da tepkisiyle bunu ortaya koydu." dedi.

Şimşek, NTV'de katıldığı bir programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Çetinkaya'nın Merkez Bankası başkanlığına atanmasının piyasalara etkisine ilişkin bir soru üzerine Şimşek, söz konusu sürecin iyi yönetildiğini belirtti. Bu durumun piyasa tepkisinden de anlaşılabileceğine işaret eden Şimşek, "Bankanın içinden deneyimli, dolayısıyla güven veren bir arkadaşımızı seçtik. Ümit ediyorum ki bu iyi başlangıç devam edecek." diye konuştu.

Merkez Bankasının kredibilitesinin Türkiye için çok önemli olduğunu vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:

"Başkanın bu şekilde iyi bir başlangıç yapması... Güvenle birlikte alanınız da genişliyor. Bu çok kritik. Dolayısıyla piyasa beklentileri doğrultusunda da bir adım atıldı. Genel anlamda süreç iyi yönetildi. Gelen arkadaşa olan güvenimiz tam, piyasa da tepkisiyle bunu ortaya koydu. Dolasıyla bu süreçte bir sorun bekleyenler, kriz anlamında beklentisi olanlar hayal kırıklığına uğramış oldular. Türkiye'de tabi ki para politikası olsun, diğer politikaların duruşuyla ilgili zaman zaman tartışmalar olabilir, ama önemli olan kurumların iyi işlemesi, sonuçta da rasyonel zeminin korunması."

- "TCMB'nin görev tanımının değiştirilmesi gündemimizde değil"

İş dünyasından, Merkez Bankasının görev tanımının yeniden belirlenmesi yönünde gelen çağrıları nasıl değerlendirdiğinin sorulmasına karşılık Şimşek, "Bu, doğru bir tartışma değil. İş alemi, bu talebin aslında kendileri için ne kadar olumsuz sonuçlara yol açacağını bilse, böyle talepleri de ulu orta ortaya koymazlar diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Bankanın görev tanımının çok açık ve net olduğunu dile getiren Şimşek, "Makrofinansal istikrar, fiyat istikrarı ve büyüme... Bunlar zaten kanunda bir anlamda var, şimdi bunun ötesinde ne getirilebilir bilmiyorum." dedi.

Türkiye'nin 30-40 yıllık bir enflasyon tarihinin bulunduğunu, 1970'li yıllardan itibaren çift haneli, zaman zaman üç haneye geçen bir enflasyon geçmişi olduğunu anımsatan Şimşek, bunu dikkate almayan bir düzenlemenin ülkeye fayda getirmeyeceğini söyledi.

Türkiye'nin önce kalıcı bir şekilde enflasyonu düşük tek haneye indirmesi gerektiğini vurgulayan Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hükümetimiz hakikaten başarılı oldu, enflasyonu tek haneye düşürdü, fakat 2003'ten bu yana ortalama enflasyon yüzde 9 civarı. Bu yüksek tek haneli bir enflasyondur, bunu düşük tek haneye düşürmek lazım. Yani yüzde 5'in altına kalıcı bir şekilde çekmemiz lazım. Bunu yapmadan diğer bütün değerlendirmeler aslında geri teper, döner döner iş alemini vurur. Sermaye piyasalarının derinleşmesi, enflasyonun kalıcı bir şekilde düşük tek haneye inmesi bu ülkede tasarruf artışı açısından, bu ülkenin firmalarının, KOBİ'lerinin, iş aleminin uzun vadeli makul bir maliyetle finansmana erişmesinin anahtarını oluşturuyor."

Şimşek, söz konusu nedenlerle Merkez Bankasının görev tanımına ilişkin tartışmaları çok anlamsız ve yersiz bulduğunun altını çizerek, "Böyle bir şey de gündemimizde değil, böyle bir çalışma da söz konusu değil." ifadelerini kullandı.

- Merkez Bankasının faiz indirimi

Merkez Bankasının faiz indirimi kararı sonrası oluşan ekonomik ikliminin sorulması üzerine de Şimşek, bu kararın aslında geçen yıl ağustos ayında açıklanan küresel para politikasındaki normalleşme sürecine paralel olarak Merkez Bankasının izleyeceği yol haritasıyla uyumlu olduğunu bildirdi.

Washington'da düzenlenen G20 toplantısından yeni geldiğini hatırlatan Şimşek, "IMF, Dünya Bankası toplantıları yapıldı, üç gün kapalı kapılar arkasında küresel ekonomiyi konuştuk. Çok net küresel para politikasındaki normalleşme tabiri caizse başka bir bahara ertelenmiş gibi." şeklinde konuştu.

Dünyanın şu anda düşük enflasyon, düşük büyüme girdabında olduğunu dile getiren Şimşek, şöyle devam etti:

"Böyle bir durumda bizim zaten bir sadeleşme politikamız vardı. Yani faiz koridorunun daraltılması, zamanla Türkiye'nin daha geleneksel diye tabir edilebilecek bir para politikası patikasına girmesi öngörülüyordu. Bu durumda bandın aşağı kısmını değil de yukarı kısmını indirmek bununla paralel, bununla uyumlu. Zaten piyasaların tepkisi de çok açık ve net. Bunun sonucu şu olur; kredi faizlerinde bir miktar iyileşme öngörülebilir, fakat kredi faizlerinde kalıcı bir iyileşme için birkaç şart daha lazım. Her şeyden önce bizim tasarruf oranlarımızın artmaya devam etmesi gerekir. Merkez Bankasının attığı bu adımlar, kredi faizlerini bir miktar aşağıya çekmeli, muhtemelen de olumlu etkileyecektir, ama esas olan Türkiye'ye kaynak girişinin ve iç tasarrufların artması. Bu iki değişken çok önemlidir. Zaten bu alanda da çok ciddi çalışmalarımız var."

- "AB ile yüksek düzeyli ekonomik diyaloğu başlatıyoruz"

Yatırımcıların, küresel ekonominin aktörlerinin Türkiye'ye bakışının sorulması üzerine Şimşek, Türkiye'ye yatırım iştahının küresel gelişmekte olan ülkelere yönelik yatırım iştahından bağımsız olmadığını söyledi.

Son dönemde Türkiye'ye artan ilginin, Türkiye'ye sermaye girişinin önemli ölçüde küresel gelişmelerle yakından alakalı olduğuna işaret eden Şimşek, "Türkiye'de yeni bir hükümet var. Sabah kalkıyoruz, akşam oturuyoruz 'reform' diyoruz. Şimdi yavaş yavaş da reform sürecinde bir canlanma söz konusu." dedi.

Türkiye'nin AB ile yakınlaşmasının da Türkiye'nin risk primini düşürdüğüne, ülkenin algısını iyileştirdiğine dikkati çeken Şimşek, AB'nin Türkiye ile yakınlaştığını, yüksek düzeyli her alanda diyaloğun başladığını kaydetti.

"Bu hafta başında, pazar gününden itibaren AB ile yüksek düzeyli ekonomik diyaloğu başlatıyoruz" diyen Şimşek, bu çerçevede AB Komisyon Başkan Yardımcısı ve 3 Komisyon üyesinin İstanbul ve Ankara'ya geleceğini bildirdi.

Şimşek, 3 gün sürecek toplantıda, Gümrük Birliğinin güncellenmesi, genişletilmesi hususu başta olmak üzere birçok hususa ilişkin müzakerelerin ve beyin fırtınasının yapılacağı belirterek, Türkiye-AB yakınlaşmasının, küresel fon yöneticilerine, küresel yatırımcılara genel anlamda olumlu yansıdığını dile getirdi.

-Türkiye'ye fon girişi başladı

Şimşek, terör olaylarına da değinerek, en büyük kaygının, bunun, turizm üzerinden cari açığa yansıması olduğunu ifade etti.

Terörle mücadelede Türkiye'nin elinin güçlü olduğunu belirten Şimşek, kaygıların bir miktar turizmi etkileyebileceğini, bunun da piyasaları güçlendirme, başka piyasalardan turist çekme açısından bir fırsat olduğunu kaydetti.

Türkiye'ye fon girişinin başladığını anlatan Şimşek, "Bunun yansımalarını faizde gördük. Hızlı bir şekilde Hazinenin borçlanma faizleri yüzde 10'un altına indi. Bunu liradaki değerlemede görüyoruz, lira bir miktar zemin kazandı. Bu yakında enflasyona, ekonomik aktiviteye olumlu yansıyacak. Önemli olan bu havanın korunması." diye konuştu.

(Sürecek)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT