1. YAZARLAR

  2. İsmail Detseli

  3. Bayram bardağını götürmesin
İsmail Detseli

İsmail Detseli

Yazarın Tüm Yazıları >

Bayram bardağını götürmesin

A+A-

Tam 60-65 yıl öncesini hatırlıyorum. Mübarek Ramazan gelince yeni yetişen gençlerin oruca namaza karşı çok büyük bir ilgisi olurdu. Tabi ki bu atalarından gördükleri Ramazan’a saygıdan örf ve adetlerimizden ileri geliyordu. Ramazan boyunca ibadette cami ve cemaatte adeta yarışan gençler bayram geçince namaza ve diğer ibadetlere ara verip kaytarınca büyüklerimiz öyle derdi. “Ne oldu oğlum kızım bayram bardağını götürdü mü?”

Bardak deyince bizim gibi yaşı ilerlemiş insanların bilhassa kırsalda yaşamış olanların akıllarına birçok şey gelir. Su bardağı, hela bardağı, abdest bardağı, bu bardağın diğer bir ismi de ibrik idi. Yani günümüzdeki gibi her evde çeşmenin bulunmadığı yıllarda köy ve mahalle çeşmesinden toprak testilerle akşama kadar su taşınır, yemek içmek abdest almak banyo yapmak o sular ile karşılanırdı, zor ama samimi yıllardı o yıllar.

Yemeklerden sonra ya da namaz vakti gelince evin büyüğü nineler, ekseriya dedeler ayağındaki yün çorapları çıkarırır kollarını dirseklere kadar sıvar, artık evin genç kızından veya genç oğlundan hizmet beklerdi. Bu hazırlığı gören evin gençleri hemen odanın gerisindeki o bakırdan leğeni ve leğenin tabanını göstermeyen süzgeçli tabağını alır, süzgecin üzerine sabunu koyar su dolu ibriği ile dedenin önüne getirir ve çok saygılı adaba uygun bir şekilde dizinin biri yerde biri dikilmiş olarak büyüğe abdest suyu dökmeye veya yemek sonrası ellerini yıkamaya hazır olan büyüğe saygıyla suyunu dökerdi. Ardından omzundaki peşkiri (havlu) kibarca tutarak kurulanması için edeple bekler leğeni ibriği ve havluyu alıp yerine götürür askıya asardı.

Bazı gurbete gidip gelmiş ve şehir yaşamındaki nispeten köye göre o rahatlığı görenlerin abdest almayı el yıkamayı anlatımları gençleri heveslendirir orada lavabo olduğunu çeşmeyi açınca kendisi aktığını ve böyle leğençe ibrik derdi olmadığını iş bitince çeşmeyi kapadığını söyleyince “ooo öyle rahatlık olsa ben hiç namazımı geçirmem bu ibrikten hem bir elimizle dökmek hem de abdest almak zor oluyor” derlerdi.  O günlerin gençleri de yaşlıları da dinin kurallarına saygılı ve duydukları ayet ve hadislerin en iyi uygulayıcıları idi. Mesela Peygamber Efendimizin evinizin önünde akan bir ırmaktan abdest alıyor olsanız bile asla suyu israf etmeyin idareli kullanın hadisine uygun davranırlar abdest alırken suyu israf etmezlerdi.

O yıllarda yokluk ve kıtlık vardı ama insanların birbirlerine karşı sevgisi saygısı vardı. Fakir fakirliğini zengin de zenginliğini bilir asla birbirlerini horlama ve günüleme yapmazlar yüce yarandanın verdiği ile mutlu olur, kıskançlık göstermezlerdi. Zenginler fakirin halini bilir onun zaafından asla faydalanmayı yeğlemez şayet bir iş yaptırırsa haklarını tamamen öderdi.

Geçmişi düşündükçe aklıma geçmişin güzel hasletleri geliyor. Köydeki bir işi görülecek adam şayet ekinine orakçı (yevmiyeci) götürürse muhtarlık tarafından belirlenmiş günün geçer piyasası ne ise örneğin erkek yevmiyesi 5 lira kadın yevmiyesi 4 lira ödenirdi. Bunun yanında işe giden adamın merkebi de var ise ve işveren onu kullanmış deste sarmış ise merkebe ayrıca onun içinde bir lira öder insanın alın terinin karşılığını eksiksiz öderdi.

Şimdi günümüzde bakıyorum 18 -20 yaşlarında gençler 50-60 yaşında ihtiyarlar hatta normal orta yaşlılar bile oruç ve namaz ibadeti için eften püften bahaneler üreterek yan çiziyorlar. Bazıları daha gencim sonra yaparım hatasına düşüyor bazıları ise işim ağır kışın rahat iken yaparım hevesinde oluyor. Oysa yarına çıkacağımıza kimsenin garantisi yok bunu bildiğimiz halde kendimizi kandırmaya çalışıyoruz Allah akıl ve izan versin.

Bende şimdi çocuklarıma torunlarıma dedelerimizin atalarımızın bilhassa analarımızın ninelerimizin bize yalvarırcasına gözümüzün için bakarak “aman guzum bayram bardağını götürmesin ibadette kaim olun namazınızı geçirmeyin cehennem azabına düçar olmayın şayet siz rabbimiz katında cezalanırsanız bizlerin yüreğimiz dayanmaz” diyerek hem bizi ibadete teşvik ederler hem de kurtuluşumuz için dua ederlerdi. Ramazan seneye kadar kendini götürüyor ama diyor ki Şevval ayında da şayet 6 gün oruç tutarsanız bütün bir yılı oruçlu geçirmiş kadar sevap alırsınız Eeee böyle bir büyük fırsat kaçırılır mı? Bayram bardağı götürmesin, gaflet bizi bitirmesin. Allah bütün inananların gönlünün muradını versin. Huzurla kalın...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT