1. YAZARLAR

  2. Mustafa Balkan

  3. Bilgiyi Ürüne Dönüştürmek
Mustafa Balkan

Mustafa Balkan

Yazarın Tüm Yazıları >

Bilgiyi Ürüne Dönüştürmek

A+A-

Eğitim dili “İngilizce” olan Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi’nin yeni öğretim yılı dolayısıyla katıldığım açılış ve tanıtım toplantısında, en çok dikkatimi çeken “Bilgiyi ürüne dönüştüren üniversite” sloganı ile gayet güzel tasarlanmış hilâl şeklindeki amblemi oldu. Ortasında bir başak ve kartal kanatlarına da benzetilebilir.

Türkiye ve Konya açısından bu üniversitemiz stratejik bir konuma sahip. Bu üniversitemizi stratejik yapan unsurun başında ise gıda ve dolayısıyla tarım, yâni ziraat geliyor.

Bu üniversitenin akademik kadrosuna baktığımda ODTÜ ağırlıklı olduğunu gördüm. Bir vakıf üniversitesi olması dolayısıyla mütevelli heyeti ile idarenin işi ciddiye almaları doğal. Akademik hocaların ekseriyetinin “doktora”, “yüksek lisans” ve “lisans”larını yabancı üniversitelerde yaptıkları gözleniyor. Konya ve Selçuk üniversitelerinden ise 1-2 hocaya rastladım. Nüvesini ise Selçuk’un oluşturduğu söylenmişti.

İlham kaynağını “Anadolu’nun tarım merkezi Konya Ovasında 9000 bin yıl önce kurulmuş 

Çatalhöyük medeniyeti”nden alan Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi’nin gücünün kaynağı ise; Konya Şeker ve Anadolu Birlik Holding.

Tarım ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi ile Fen Bilimleri Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü ve araştırma birimlerinden oluşan KGTÜ’nün kampus sahası ise; Beyşehir Yolu’ndaki Konya Şeker Fabrikası.

 

***

Gıda ve tarım denildiğinde ilk akla gelen “teknoloji” oluyor.  Amerika, teknolojiye yılda 460 milyar dolar, Çin ise 240 milyar dolar, Finlandiya ise 400 milyon avronun üzerinde bir pay ayırıyor. Teknolojide ilk 10 ülke arasında Amerika, Japonya, G.Kore, Fillandiya, Almanya, İngiltere, Kanada, Fransa, Çin, Rusya geliyor. Türkiye olarak gıda ve tarım teknolojisinde Avrupa’nın gerisindeyiz. Sulama teknikleri açısından ise Avrupa bizde bir hayli ileride.

KGTÜ Müteveli Heyet Başkanı Dr. Mithat Çakır’ın konuşması hoşuma gitti. Uygulamalı eğitim vereceklerini belirterek “Bizim öğrencilerimiz ders görecek, tulumu giyecek, işçilik, ustalık öğrenecek. Traktör kullanmayı, gül, ağaç budamayı bilmeyen, çapa yapmasını bilmeyen, hayvanla mesai arkadaşlığı yapmayan bu okuldan mezun olamayacaktır.”

Buna en iyi misal ise araştırdığım için söylüyorum; “Michigan State Üniversitesi”dir.  Bilgiyi üretime dönüştürdüğü gibi ürettiklerini pazarlayan bir üniversite olarak karşımıza çıkmakta. Bir başka yazımda bunu dile getirmek isterim.

 

***

Pankobirlik Yönetim Kurulu Başkanı ve Karaman Milletvekili Recep Konuk’un sözleri de çok önemli:

“Bilgisini üretmediğiniz bir ticari ortamda başarılı olamazsınız. Bilginin üretimine ihtiyaç var. Esasen dışarıdan satın aldığımız teknolojinin yanında üretilmiş bilgi önemlidir. Başarı sağlanacaksa bilgi üretilmelidir. Tarım ve gıdada yol almış ülkelerin başarısının altında öncelikle buluş ve patent vardır. Sonra tarımsal organize var, sonra tarım ve sanayi işbirliği var. Daha sonraki aşamada da bunun pazarlama kabiliyetlerinin örgütlenmesi var.”

Peki bizim asıl sorunumuz ne?

Ürettiğimizi küresel pazarlarda ucuza satamamak ve diğer ülkelerle rekabet edememek. Buna en büyük engel ise; sarışın kadın döneminde imzalanan ve Türkiye’nin aleyhine pek çok maddesi olan Gümrük Birliği’dir.

Sayın Cumhurbaşkanı, AB’ye neden rest çekmekte…

O restin altında yatan gerçeklerden en önemlisi de Gümrük Birliği antlaşmasıdır. Türk üreticisine bu anlaşmanın çok büyük zararı vardır. Beş maddeden oluşan Baltalimanı anlaşmasına göre; “Britanya vatandaşları, Osmanlı Devleti sınırları içinde ticaret yaparken Osmanlı vatandaşlarından bile daha az vergi ödeyecekleri anlamına geliyordu. Örneğin Selanik'ten İstanbul'a mal gönderen Müslüman yerli tüccar devlete transit gümrük vergisi ödediği halde Britanyalı tüccar bu vergiden muaf olmuş ve Müslüman tüccarların bir başka Osmanlı şehrine mal göndermesine, ticaret yapmasına yüksek vergilerden dolayı fiilen imkân kalmamıştı.”

Tansu Çiller döneminde altına imza attığı Gümrük Birliği anlaşması ise, Baltalimanı’ndan daha beter bir anlaşmadır.

Evet, bilgiyi ürüne dönüştürmemiz lazım. Peki, o ürünü nereye, kime ve nasıl, kaliteli olarak hangi fiyattan pazarlayacağız? Türk ve Müslüman tüccarın, sanayicinin, iş adamının önündeki en büyük engel ise vergilerdir.

Bunu kaldırmadan ve halletmeden bilginin üretime dönüşmesi, yaptığımız fason üretimle sınırlı kalacaktır.

Pancar şekeri ve üreticisine konulan kotalarla kamış şekeri üreticisi dev ülkelerle küresel rekabet yapamazsınız. Bu da yerli pancar üreticisinin bitmesi ve bitirilmesi anlamına gelir.

 

AZİZİM DİYOR Kİ…

Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, Türk tarımı ve ziraatının kurtuluşuna doğru atılmış çok önemli ve güzel bir adımdır.

Bilgiyi üretime dönüştürmek adına yeni Akademik Yılda kendilerine başarılar diliyorum.


1-129.jpg2-112.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT