1. YAZARLAR

  2. Turgay Bilge

  3. Bilim Merkezi’nde Pilavımız Var Bekleriz
Turgay Bilge

Turgay Bilge

Yazarın Tüm Yazıları >

Bilim Merkezi’nde Pilavımız Var Bekleriz

A+A-

Bir kültür merkezi oluşturmanın şartlarından birinin de bilim insanlarını biraraya toplamak olduğunu bilen Fatih, İstanbul'a dönerek medresede ders vermesini teklif eder. Tebriz'deki elçilik görevini tamamlar ve İstanbul'a geri döner. İstanbul'a dönüşünde Fatih tarafından görevlendirilen bir heyet tarafından sınırda karşılanır. Astronomi ve matematik alanında yazmış olduğu iki önemli eseri vardır. Biri, Otlukbeli Savaşı sırasında bitirilip zaferden sonra Fatih'e sunulduğu için Fethiye adı verilen astronomi kitabı, diğeri Fatih’in adına atfen Muhammediye adını verdiği matematik kitabıdır. Kim? Ali Kuşçu...

Fransa’da zamanının en önde gelen matematikçilerinden olan Jacques Hadamard, bir gün tanımadığı birinden, içinde matematiksel bir kanıt bulunan bir mektup aldı ve mektubu okur okumaz bu yeni kanıtın gücünden ve zarafetinden adeta büyülendi. Kanıt, geometri alanında o günkü anlayışa ters düşen yepyeni bir tez öne sürüyordu. Hadamard, bu gizemli mektubun yazarından buluşundan o kadar etkilenmişti ki, kendisini bir akşam yemeğine davet etmek için alelacele mektubun üzerindeki adrese baktı: “57 Grand Rue, Saint-Maurice“. Şok!.. Bu adres Charenton Akıl Hastanesi’nin adresiydi ve mektubun sahibi de burada yatan hastalardan biriydi. Kim? Andre Bloch...
 

1974’te oyun tasarımcısı olarak Atari’de işe başlar. Arkadaşı Wozniak'in mahallede kurduğu "ev yapımı elektronik aletler kulübü"nün toplantılarına katılır. Ve dev şirketlerin kullandığı kocaman odalar kaplayan çok pahalı bilgisayarların kişisel olması gerektiği fikrini 21 yaşında ortaya atar.  Arkadaşıyla birlikte evinin garajında ilk prototipi yaparlar. Wozniak bu aletin satılabileceğini aklından bile geçirmezken, büyük çabalar ve kavgalar sonucu onu ikna eder ve hazırladıkları bir el ilanıyla bu bilgisayarı satmaya başlarlar.  3-5 bankaya gidip "insanların evlerinde kullanacakları bilgisayar yapacağım" deyince banka müdürleri dalga geçerek kredi vermezler. Güzelim sarı renkli vosvosunu satar, 1.300 Dolar ve tanıdıklardan alınan küçük borçlarla Apple Computer Inc’i garajında kurar. Kim? Steve Jobs...

14 yaşında başlayıp iki yıl boyunca üzerinde çalıştığı muz kabuğundan biyoplastik üretme projesiyle Google Bilim Fuarı’na katıldı ve 15 bilim insanı adayıyla finale kaldı. Projesiyle 50 bin dolarlık özel jüri ödülü kazandı. “Deneyleri evde de yaptım, okulun laboratuarında da. Ev şu an bir sürü laboratuar teçhizatıyla dolu. İki sene boyunca bunun üzerinde çalıştım. Toplam 12 deney yaptım ve son ikisi başarılı oldu” ifadesini kullanmış. Kim? Koç Lisesi 3’üncü sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Elif Bilgin...

Kars Kafkas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bünyamin Önal “Türkiye'nin bilimsel çalışmalara harcadığı para 10-20 kat arttı. Ama iş sadece parayla bitmiyor. Uzmanların bilim ve bilim becerilerini uygulama adına hiçbir eğitim almadıklarını fark ediyorum.” diyor.

Bilim çalışma, birikim, azim ve özveri gerektirir. Doğrudan bilimsel çalışmaya ayrılmış finans kaynağı da çok önemlidir. Peki mekan? Görünen o ki, spesifik amaca göre değil de genel konseptte düzenlenmiş, ışıltılı binaların ve fiziksel yapıların bilime ve bilimsel gelişmeye katkısına dair somut bir veri yok...

Bu durumda, mimari tasarım ve estetik olarak Konya’nın simgesi olabilecek kadar güzel biçimde ve mutlaka iyi niyetlerle Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Havaalanı’nın karşısında 62 Milyon TL’na inşa edilen ve “Konya Türkiye’nin bilim merkezi olacak” sloganıyla tanıtılan Konya Bilim Merkezi’nde bilim yapılacak mı dersiniz?

Şehirde dört üniversitemiz varken ve beşincisi yoldayken, 9 organize sanayi bölgesi, 38 küçük sanayi sitesi ve 3 özel organize sanayi bölgesi olan Konya’da, sahada yoğun bir pratik ve deneyim birikimi bulunmaktayken; bilimsel üretim ve başarı eksikliği sorunu, çok çalışma, nitelikli eğitim, verimli proje destekleri yerine, mekânla çözülebilir mi?

Umarım Konya Bilim Merkezi, atıl kalıp bir süre sonra “düğün pilavı dökülen” veya bilmem kim hocaefendi veya şeyh bilmem ne efendinin akideleri ve ilmi hayatının hususiyetleri konulu “sohbet”lerin yapıldığı gösterişli geniş mekânlarımızdan birine dönüşmez.

Önceki ve Sonraki Yazılar