1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. Bin Öldürmeye, Bir Diriltmemeye Yemin Etmiş
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

Bin Öldürmeye, Bir Diriltmemeye Yemin Etmiş

A+A-

Beklenen an geldi ve partiler 1 Kasım seçimi için milletvekili aday listelerini Yüksek Seçim Kuruluna verdi. Her şeyin ötesinde Ülkemize hayırlı olsun. Politika belirlemede en dikkat çeken konu Ak Partinin 3 dönem kuralından vazgeçip eski vekillerden bazılarını yeniden aday göstermesi oldu. Bu konu birçok açıdan ele alınabilir ama esas itibariyle 2 anlam taşıyor;

Birincisi, demokrasinin temel unsuru olan partilerin kendi siyasetçisini yetiştirme konusundaki acziyeti,

 İkincisi, her kesimde genç ve yetenekli siyasetçilerin önünü kapatan siyasi uygulamalar.

Her iki durum aslında birbirinin tamamlayıcısıdır. Bu siyasi zihniyet grafiğindeki durgunluğun sonucunu ortaya çıkmaktadır.  Tecrübe yabana atılmaz ama ne olursa olsun genç kuşaklara haksızlık yapılmamalıdır. ZİRA KALİTELİ ADAMA SAHİP OLMA HER KESİMİN MESELESİDİR.  

İstisnalar vardır ama AK Parti gibi dava siyasetinin önde olduğu bir yapıda “şu adamlar olmaz ise olmaz” anlayışında toplum baskısının ülke yönetimindeki çıkmazına bakarmısınız.  Bu bir sebep-sonuç ilişkisidir. 13 yıllık iktidarı ile neredeyse üniversiteye kadar gençliğin kontrol edildiği, ya da kaliteli uzman yetiştirmek için 2 katına denk gelen süreçte neden başka Babacanlar, Şimşekler, Çiçekler yetiştirmedi.

Bu sorgulama bir CHP veya diğer sol klasik partiler için pek bir anlam ifade etmeyebilir. Sosyal, ekonomi, insan hakları, gelir dağılımı, alt-üst arasında ki kopuklukların fazlaca sorgulandığı zihniyet savaşlarında “ben farklıyım” diyen bir yapının konuyu daha derinden ve ehemmiyetle ele alması gerekmez miydi? Şu konu iyi anlaşılsın. Cumhuriyeti ve Demokrasi ile bu milletin savaşı yok. Aksine mücadele adı aynı ancak uygulamaları demokrasi dışında, kendi uyduruğu ile çıkarlarına götürmek isteyenlerle onu asli adına ve değerine getirmek isteyenler arasındadır. Adam yetiştirmeye çarpıcı bir örnek verelim.   

İkinci dünya savaşında Churchil, Almanların Londra’yı her bombardımanı ardından her defasında haberi getirenlere bir not yazar, cevabını da acele ister. Notta belli kişilerin adını yazar, cevaben de bunların hayatta oldukları haberi üzerine “Ben Londra’yı onlarla yeniden inşa ederim” dermiş.

Biz de bu halde miyiz diye sormak gerekmez mi? Cumhuriyet tarihinin 65 yıllık iktidar döneminde kendini yönetecek ve yönlendirecek Menderes-Erbakan-Özal-Erdoğan’ dan başka ne diyebiliriz. Dava adamı liderlerimiz sadece dış güçlerin hedefi olmanın dışında bir de iç dinamiklerin hedefi durumundalar.

Bu bir zihniyet savaşıdır. Bir yandan demokrasi adı altında devletin dinamiklerini arkalarına alan tek odaklı laik, seküler, solcu, komünist, Kemalist Faşistler; öte yandan milletin değerlerini savunan (İslamcı-muhafazakâr) uygulamak için savaşa, devlet olamaya çalışanlar. Bu zıtlıklar zihniyet savaşıdır. Bu karşıtlıklar iki tarafı yıprattığı gibi esas itibariyle devleti, nihayet milleti yıpratmaktadır.

Kasada para var, ekonomi fena değil, herkes ev ve araba sahibi, eğitim ücretsiz, hastaneler, yollar, uçaklar harıl harıl hizmet veriyor. Nasıl olur da Çınar, Kaya, Kutay, Sarp değil de, milletin ulvi değerlerini savunan İslamcı Mülayimler onlara rağmen bu işleri başarır. Ülkesini dünya devleti yapma çalışan lider ve ekibi gençlerini ihmal etti, geleceğini ihmal etti. Bunlar ders alınması gereken en önemli konudur.  

Lidersiz zihniyet yürütülemez. Liderin devrilmesi zihniyetin devrilmesidir, harap olmasıdır. Öyle de siz tek liderli bir zihniyet odaklı iktidar olamazsınız. Peşpeşe gelen 100 Erdoğan, 1000 devlet adamı, 1 milyon birinci sınıf genç, 10 milyon iyi aileler olmak zorundasınız.

Demem odur ki, adı şu olmuş, bu olmuş farketmez, siyasette, sanatta, sosyalde, ekonomide, kültürde birinci sınıf adamlar olmak ve yetiştirmek zorundasınız. Hani “bir ölür, bin diriliriz” diyenler, gelinen noktada bunu pek göremiyoruz. Rakibin seni “bin öldürmeye, bir diriltmemeye” yemin etmiş.

Senin yeminin ne: kapital, kalkınma, çıkar, makam, rant ise işte öldün. Rakibinin işini de kolaylaştırdın. Bazen ölüm, sağ kalmaktan iyidir; Allah (CC) ile aran iyi ise mesele yok. Mevlana’nın dediği gibi “Allah ile olan kimse için ölüm de ömür de hoştur”.   

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT