1. YAZARLAR

  2. Emrullah Nergiz

  3. Bindiğimiz eşek, binmediğimiz attan iyidir
Emrullah Nergiz

Emrullah Nergiz

Yazarın Tüm Yazıları >

Bindiğimiz eşek, binmediğimiz attan iyidir

A+A-

Türkiye soğuk kış aylarına güvensizlik içinde giriyor. İnsanların umudu, 1 Kasım’da güvenebilecekleri bir iktidar çıkması. Türkiye’yi 2000’lerin başında olduğu gibi her yeni gelişmede krizlere sürükleyecek bir koalisyon, kendini bilen her vatandaşın belki de en son isteyeceği hükümet kurma şekli…

 

Ülke için en kötü 2 Kasım senaryosu, hiç kuşkusuz 7 Haziran’ın tekrarı anlamına geliyor. Seçimden kaçmayız diyen CHP, MHP ve HDP biliyorsunuz 1 Kasım seçimlerini hiç istemedi. İstek cümleleri blöften öteye geçmedi. Bu 3 partinin herhangi biri tek başına iktidar hayali kurmuyor zira.

Peki, tek başına iktidar neden bu kadar önemli? Bu ülke yıllarca koalisyonlara mahkûm oldu. Geçmiş yıllarda hatırladığımız en iyi koalisyon ülkeye ekonomik olarak derin nefesler aldıran Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi arasındaki birliktelikti. Hoca ile Tansu Hanım anlaşmış iyi de bir yol tutturmuşlardı. Ne oldu? 28 Şubat darbesini kafamıza indirdiler hemen. Çiller’e Hükümet kurdurmamak ve güvenoyu aldırmamak için kendi vekillerini türlü desiselerle ayarttılar. Dönemin Cumhurbaşkanı teamülleri çiğneyerek daha az milletvekiline sahip olan Mesut Yılmaz’a verdi görevi. Geçici bir koalisyon hükümeti daha kuruldu akabinde Bülent Ecevit’le 1999 seçimlerine gidildi. Kendisi son yıllarında dahi ‘Apo’yu bize neden verdiklerini anlamamıştı.’ Görüp görebileceği en yüksek oy oranını da o seçimde almıştı DSP ile…

Yani yeni bir AK Parti MHP ya da AK Parti CHP koalisyonu ülkeye kısa süreli yapay bir rahatlık gibi gelse de yeni 28 Şubat’ların önünü açar. Çift başlılık her zaman sorun olmuştur yönetimlerde.

 

Bugünlerde malum medyada en çok parlatılan isim Kemal Kılıçdaroğlu. 7 Haziran öncesi PKK uzantısı partinin eş başkanı Selahaddin Demirtaş’a uygulanan yıkama – yağlama – parlatma gayreti Kılıçdaroğlu için yapılıyor. Hatta bir ara Sayın Bahçeli için de denendi ama onun ekran yüzü pek tutmadı. Muhtemelen de seçimlerden sonra kendisini sahnelerde göremeyeceğiz.

Kılıçdaroğlu öyle göklere çıkarılıyor ki şu aralar… Televizyon izlenme oranlarının en yüksek olduğu anlarda karşımıza çıkarılıyor. Kendisine yöneltilen sorularda sürekli afallayarak cevap verse de sunucular alttan girip üstten çıkıp ortamı yumuşatmayı başarıyorlar. Hatta Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin önüne geçtiğini sık sık dile getirip “sosyal demokratların ona muhtaç olduğu” algısı oluşturuyorlar.

Ne güzel. Alla pulla cilala. Sür pazara. Yiyen yesin yemeyen beri gelsin.

Bütün ortamlarda tahmin ettiğiniz üzere seçim muhabbeti konuşulurken çok hoşuma giden bir cümle geldi bir abimizden. Gördük geçirdik. Kimse boş hayallere kapılmamalı. Zira  “Bindiğimiz eşek, binmediğimiz attan iyidir.”

Teşbihte hata olmaz derler. Bazen gıda sektöründe raflarda duran bir ürün öyle hoşumuza gider ki ambalajına hayran kalır, alırız. İçini açıp tattığımızda ürünün verdiğimiz paraya değmediğini anlarız. Birileri ambalajı güzel gösterip kandırmıştır bizi. Anlarız anlamasına da hem parayı vermişizdir hem de ürünü tatmışızdır.

İş işten geçer yani.

Eşek de olsa bizim. Huyunu suyunu biliriz. Yarı yolda koymaz bizi. Bilmediğimiz hayvan bize at gibi gösterilse de ne olacağı muallâk.

Şu eskileri çok seviyorum. Bazen lafı öyle gediğine koyuyorlar ki üzerine konuşulacak söz kalmıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum