1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Bir Ali değil, bin Ali feda olsun
Bir Ali değil, bin Ali feda olsun

Bir Ali değil, bin Ali feda olsun

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Yıldırım: (3)-"Biz makam, mevki delisi değiliz. Devletin geleceği için bir Ali değil, bin Ali feda olsun. Milletim kazanacaksa biz kaybederiz. Biz, şan, şöhret peşinde değiliz"-"Ülkemize karşı çok boyutlu, asimetrik bir

A+A-

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, "Biz makam, mevki delisi değiliz. Devletin geleceği için bir Ali değil, bin Ali feda olsun. Milletim kazanacaksa biz kaybederiz. Biz, şan, şöhret peşinde değiliz." dedi.

Yıldırım, TBMM Genel Kurulunda anayasa değişiklik teklifinin tümü üzerindeki görüşmelerde grubu adına yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Amerikan tipi başkanlık getirin kabul edelim." teklifinde bulunduğunu anımsatarak, bu teklife olumlu yaklaştıklarını ancak CHP'den ses çıkmadığını söyledi.

Başbakan Yıldırım, 18 maddeden oluşan anayasa değişiklik teklifini hazırladıklarını, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın teklife ilişkin makul değerlendirmelerde bulunduğunu belirterek, "Mesele çok açıktır, bu bir yönetim sistemi değişikliğidir. Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemidir, adı da budur. Bu sistemde cumhurbaşkanlığı seçimiyle Meclis seçimi aynı anda yapılmakta ve böylece iki tane erk aynı anda teşekkül edilmektedir. Biri yasama ve denetlemeyi sağlayacak Meclis, diğeri de yürütmeyi, memleketin, milletin işini gücünü yapacak hükümettir." diye konuştu.

Anayasanın 9'uncu maddesindeki değişiklikle "yargının bağımsızlığı yanında tarafsız da olsun" dediklerini ifade eden Yıldırım, 75'nci maddedeki değişiklikle milletvekili sayısını 550'den 600'e çıkarttıklarını, 76'ncı maddede yapılan değişiklikle de seçilme yaşını 25'ten 18'e indirdiklerini söyledi.

Yıldırım, "Seçerken 'gelin gençler bizi seçin' diye çağırıyoruz, 'Biz de seçilmek istiyoruz' deyince 'Yok daha küçüksünüz, bekleyin bakalım'... Böyle iş olmaz. Seçen aynı zamanda seçilecek ehliyete sahiptir. Gençlerimizden korkmayalım, endişe etmeyelim, gençlerimiz geleceğimizdir. Tabii ki gençlere fırsat vereceğiz." dedi.

Anayasanın 4'üncü maddesindeki değişiklikle Meclis ve cumhurbaşkanlığı seçimini aynı anda ve 5 yılda bir yapılmasını sağladıklarını anlatan Başbakan Yıldırım, şöyle devam etti:

"2007'de yaşanan krizden sonra genel seçimler 4 yıla indi. Hükümet olanlar, icraatın içinde olanlar bunun ne kadar yanlış olduğunu bilirler. Bir seçime giriyorsunuz, seçim oluyor hükümetin kurulması, güven oyu alması, işbaşı yapması 6 ay. Kaldı 3,5 yıl. Başlıyorsunuz brifingler almaya, projeleri tanımaya sonra gidiyor 1 yıl. Bir yılda planlama, uygulama etti 2,5 yıl. Ondan sonra 'hadi seçime gidelim' diye muhalefet başlıyor.

Biz seçime gittiğimiz her seçimde mecburiyet olmadan gitmedik. Ne zaman ki sıkıştırdılar, vesayet odakları kafayı çıkarttılar o zaman seçime gittik. 6 ay önce 6 ay sonra bir yıl gidiyor, geriye kalıyor 3 yıl. 3 yılda büyük bir projeyi bitiremezsiniz. Meclis ve cumhurbaşkanlığı seçiminin 5 yıl olması icraatların devamlılığı açısından daha güzel olacak. Meclisin yasama ve denetleme görevini çok daha rahat yapmasına imkan sağlayacak."

-"Vatandaşa itaat et rahat et"

Seçimlerin 5 yılda bir yapılmasının vatandaşın gelecek 5 yılı nasıl planlayacağı açısından da önemli olduğunu ifade eden Yıldırım, "Siyasette vatandaş hiç hata yapmadı. Siyasetçi hata yapabilir, bizler hata yapabiliriz ama vatandaşın bugüne kadar hiçbir hata yaptığını görmedim onun için vatandaşa güvenelim. Vatandaşın kararına, 'Başımız gözümüz üstüne' deyip, itaat edelim. İtaat et rahat et. Vatandaşa itaat et rahat et." dedi.

Mevcut Anayasanın 87'nci maddesinde de değişiklik yapıldığını belirten Yıldırım, bu maddede Meclisin görevlerinin düzenlendiğini, değişenin sadece gensoru ve sözlü soru konularında olduğunu anlattı. Yıldırım, "Hükümet sistemi değişiyor. Bakanlar artık milletvekili değil, cumhurbaşkanı halkın oylarıyla seçiliyor. Meclise hesap verme yöntemleri devam ediyor ama sistemin gereği gensoru müessesine ihtiyaç kalmıyor, güven oyuna ihtiyaç kalmıyor. Çünkü güven oyunu millet seçimle veriyor. Milletin verdiği güven oyu yetmiyor mu da bir de vekillerden güven oyu alıyorsun?" değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Yıldırım, 98'nci maddenin de değiştirildiğini ancak Meclisin denetim ve yasama yetkisinin aynen devam ettiğini kaydetti.

Yıldırım, Cumhurbaşkanlığının adaylığı, görevleri, aday gösterilmesi, kaç dönem seçileceği gibi hükümleri düzenleyen 101'nci maddenin de değiştirildiğini, cumhurbaşkanlığının yetkilerinin kapsamlı şekilde sayıldığı 104'üncü maddenin de yeniden düzenlendiğini söyledi.

Yıldırım, "104'üncü maddede cumhurbaşkanının yetkileri kapsamlı şekilde sayılıyor. Sayılanların dışında başka bir yetkisi yok. Her şey açık seçik, tereddüte, şüpheye mahal vermeyecek şekilde yazılmış." diye konuştu.

Anayasanın 105'inci maddesinde yer alan cumhurbaşkanlığının sorumsuzluğunun de değiştirildiğini ifade eden Yıldırım, "Diyor ki 'sen vatandaşın önüne gittin, yetki aldın, vaatlerde bulundun. Onları yaptın mı yapmadın mı? 5 yıl sonra hesabı kim verecek? Tabii ki cumhurbaşkanı ve ekibi verecek. Cumhurbaşkanının sadece vatana ihanetten değil, herhangi bir suçla yargılanmasına imkan verecek düzenleme 105'inci madde ile getiriliyor." dedi.

Başbakan Yıldırım, yapılan değişiklikle, cumhurbaşkanının yargılanması için gerekli milletvekili oy sayısının 413'ten 367'ye düşürüldüğünü söyledi.

Anayasaya yeni giren bir maddeyle de cumhurbaşkanı yardımcıları ve onların görevlerinin düzenlendiğini belirten Yıldırım, yeni düzenlemeyle başbakanın sistemden çıkarıldığını, yerine cumhurbaşkanı yardımcılarının getirildiğini kaydetti.

Yıldırım, bu sözlerine CHP sıralarında laf atılması üzerine, "Başbakan yok. Biz makam, mevki delisi değiliz. Devletin geleceği için bir Ali değil, bin Ali feda olsun. Milletim kazanacaksa biz kaybederiz. Biz şan, şöhret peşinde değiliz." dedi. Başbakan Yıldırım'ın bu sözlerini AK Partili milletvekilleri ayakta alkışladı.

Değişiklikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yenilenme şeklinde güçlerin dengesinin esas alındığını, cumhurbaşkanının hükümeti seçime götürmesinin kendisini de seçime götürmesi demek olduğunu anlatan Yıldırım, şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanı Meclisi seçime götürebilir ama kendisi de seçime gitmek zorunda kalıyor. Bu sistem, uzlaşmayı getiriyor, 'oturun uzlaşın' diyor. 'Eğer uzlaşmazsanız, biriniz giderseniz öbürünü de göndeririz' diyor. Bu artık önümüzde yaşanması muhtemel bütün krizleri ortadan kaldırıyor. Yargı ile ilgili düzenlemelerde önceki anayasaya göre hiçbir farklılık yok. İyileştirme var. HSYK'da 7'ye 4 Meclise imkan veriliyor. Meclisin iradesiyle seçim yapılıyor.

Türkiye'nin bölgede güçlü olması lazım. Bölgemiz etrafında yapılan planlar açıktır. Ülkemize karşı çok boyutlu, asimetrik bir savaş başlatılmıştır. Bu savaşı başarıyla kazanmanın yolu güçlü siyasi iktidarın daim olmasıdır, sürekli olmasıdır. İşte bu anayasayla hem bunu yapacağız hem de ülkemizin 2023 hedeflerini gerçekleştirmek için siyasetin daha güçlü hale gelmesini sağlayacağız."

Başbakan Yıldırım, anayasa değişiklik teklifine karşı çıkanların hangi saiklerle, nedenlerle karşı çıktığını anlamakta zorluk çektiğini belirterek, "Çünkü bu herkese açık, kimin kazanacağına siz karar vermiyorsunuz, biz karar vermiyoruz, millet karar veriyor. Erzincan'ın Refahiye Kayı köyünden Topal Dursun'un oğlu kalkıyor, geliyor bu ülkenin Başbakanı oluyorsa CHP'den de biri cumhurbaşkanı olur." diye konuştu.

(Bitti)

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT