1. YAZARLAR

  2. Uğur Özteke

  3. Bugün arife yarın bayram, o zaman!..
Uğur Özteke

Uğur Özteke

Yazarın Tüm Yazıları >

Bugün arife yarın bayram, o zaman!..

A+A-

Kaç yıldır böyle arife yazısı yazıyorum hatırlamıyorum. Ama duygularım değişmiyor. Daha doğrusu içimdeki bayram azalmıyor çoğalarak, artarak büyüyor, kabarıyor, coşuyor…

İşin özünde kendi adıma üzülüyorum.
Bugünlerin kıymetini bilmek anlayabilmek adına üzülüyorum. 
Ne yazık ki hiç birimiz elimizdeki nimetlerin yaşadığımız günlerin kıymetini bilmiyoruz.
Ne zaman kaybederiz belki o zaman kafamızı duvarlara vurmaya başlarız.
Bugünün, yarının kıymetini isterseniz, cezaevlerindeki kader mahkûmlarına bir sorun.
Ya da hastanelerin acil servislerinde yatan insanlarımıza soralım.
İsterseniz mezarlıkları şöyle bir dolaşın. Ellerinde Kur’an-ı Kerim ile gözyaşı dökenlere yanaşıp günü bir sorun. Bugünler nasıl günler?
Bir de bayramı deniz kum güneş olarak görenlerin dünyasına gidip şöyle bir gözlem yapın. 
Sonra oturup halimize şükredelim.
....................
Geçenlerde okumuş ve not alarak saklamıştım. 
İmam-ı Azam Hazretlerinin talebelerinden olan Ebû Yusuf, ilmin kıymetini ve hocasının değerini daha küçük yaşta anlamış, 
İmam-ı Azam’ın derslerine uzun süre ciddi bir şekilde devam etmiş. Yıllarca ailesinin yanına dönmemiş. Öyle ki hocasının dersini kaçırmamak için babasının cenazesine bile iştirak edememiş, o vazifeyi akrabalarına tevdi etmiş. Bu konuda kendi ifadesi şöyle imiş “Babam öldüğünde cenazesinde bulunamadım; zira hocam İmam-ı Azam’ın bir dersini kaçırmaktan korkuyordum. Eğer onun bir dersini kaçırsaydım, o bilgileri elde edememenin hasreti ölünceye kadar devam ederdi.” 
Ebû Yusuf, İmam-ı Azam (ra)’ın derslerine 17 sene aralıksız devam etmiş. 
Ebû Yusuf ilmin ve âlimin kıymetini böyle takdir etmiş ve nihayet kendisi de Hanefi mezhebinin büyük âlimlerinden biri olmuş.
..............
Osmanlının son dönemlerinde yaşamış olan İstanbul müderrislerinden Husrev Efendi, her günkü mutat şekliyle medresesine gider; ancak yüzünde hüzün emareleri vardır. Sair zamanlardaki mütebessim halini göremeyen talebeleri, 
“Hocam, bugün sizde bir değişiklik seziyoruz, sizi üzen bir hadise mi oldu?” diye sorduklarında Husrev Efendi: “Evlatlarım, bugün çocuğum vefat etti. Size vereceğim dersi daha önemli gördüğüm için cenazeyi evde bırakıp dersime geldim. Dersten sonra defin işleriyle meşgul olacağım, üzüntüm bundandır” diye cevap verir.
Aynı mübarek zat, ölüm yatağına düşünce talebelerini evine çağırır ve hiç aksatmadığı ders verme vazifesine evinde devam etmek ister. Talebeleri hocalarının durumunu çok ağır gördükleri için:  “Efendim, çok yorgun ve bitkinsiniz, isterseniz derse biraz ara verelim” derler. Bunun üzerine Husrev Efendi ellerini semaya kaldırır ve “Şahit ol ya Rab! Ders vermeyi ben bırakmadım’ diyerek son nefesine kadar vazifesinin başında olduğunu Rabbini şahit tutarak gösterir.
..........
Tamam günümüzün günahkarları olarak bizim bu yaşanılanların milyonda birini yapabilecek ne gücümüz ne de yüreğimiz var.
Bunları baştan aldık kabul ettik.
Kendi çocuklarıma da bakıyorum. Kendime ve çevreme bakıyorum. Hiç kimseye tek kelime söyleyebilecek halde olmadığımı biliyorum.
Biliyorum ve siz değerli dostlarımıza tanıyan tanımayan dünyanın neresinde olursa olsun bizi yazılarımızla takip eden okurlarımıza adeta yalvarıyorum; “Ne olur bugünleri bir daha göremeyeceğimizi düşünerek dola dolu geçirelim. Giden gelmiyor. Belki bir dahaki yıl birlikte olamayacağız.”..
Kısa ara öncesi son yazımızda bugüne kadar kalbini kırdığımız üzdüğümüz incittiğimiz herkesten özür diler hakkınızı helal etmenizi rica ediyorum. Eğer bizim bir hakkımız var ise bizden yana helali hoş olsun.  En iyi bayramlar sizin olsun. Bayramınız mübarek olsun.

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Dua kapılarının açık olduğu bugünlerde heybenizde tohum tohum dua menekşeleri saçmanız temennisiyle hayırlı bayramlar dilerim.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ? 
Bu ender ve sayılı günleri adam gibi yaşayabildiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

3 Yorum