1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. Çanakkale Şehitlerine Mektup
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

Çanakkale Şehitlerine Mektup

A+A-

Elif Sena henüz 13’ünde, ilköğretim 7. Sınıf öğrencisi. Üstelik de çok sevdiğim Doç. Dr. Muhammed Güzel Kurtoğlu’nun kızı. Bu haliyle Elif Sena’nın gelecekte iyi bir yazar ve şair olacağına inanıyorum. Rabbim Elif Sena gibi içli, duygulu, imanlı neslimizi çoğaltsın.

18 Mart Çanakkale Zaferi'nin 101. anma günü geçti ancak Elif Sena’nın duygularını sizlerle paylaşmadan konuyu geçemezdim;

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Rabbim yurduma bir daha Çanakkale göstermesin, ama Çanakkale’yi de unutturmasın. Geçtiğimiz yaz ailem ve ben Çanakkale şehitliğine bir ziyaret yaptık. Oraya gittiğimde sizinle aynı manzarayı gördüğümü düşündüm. Sonra saniyeler içinde fikrim değişti. Hayır dedim bu aynı manzara değildi. Ben mavi ve temiz bir gökyüzü görüyordum, siz ise kara ve dehşet verici bir gökyüzü görmüştünüz.

Ben yeşil çimenler ve özenle yerleştirilmiş taştan yollar görüyorken, siz ise kan ve solmuş gözlerinden belli belirsiz aklımdaki son duyguları anlayabildiğiniz yoldaşlarınızın cesetlerini görüyordunuz.

Ben etrafta içlerine hüzün düşmüş insanlar görüyorken, siz herşeyinden vazgeçmiş sadece vatanı uğruna savaşan ve tek tek hayatını kaybeden insanlar görüyordunuz.

Ben hüzünden etrafa bürünmüş sessizliği duyuyorken, siz etrafınızda patlayan bombaların ve dua okuyan yoldaşlarınızın kısık ve titrek seslerini duyuyordunuz.

Biz savaşı videolarda izleyip hoparlörden duyuyorken, siz kendi gözlerinizle görmüş kendi kulaklarınızla duymuştunuz. Biz o videolardan korkarken, siz aklınızdaki “ya ölürsem” korkusunun sesini kısmış, cesaretinizin sesini açmış bir şekilde kendi ayaklarınızla teker teker girdiniz o dehşet verici tablonun içine. Gözümün alabildiği yere kadar uzanan mezarlar, ufkun ötesindeki mezarlar ve her mezarda yatan onaltıdan fazla şehit geldi aklıma. Ya o sırada sizin solmuş bakışlarınızın altında kalan gözlerinize ve siz de benim gözyaşları yeni kurumuş meraklı ve üzgün gözlerime bakıyor olsaydınız bana ne derdiniz?

Ben böyle duygular içindeyken bir anda gördüğüm manzaranın şokuyla içimde kaybolduğunu sandığım ve bir anda ortaya çıkmış olan kızgınlık duygusuyla gözlerimi dikmiş karşımda yüzünde sinir bozucu bir sırıtma ve üstünde sanki düğünden yeni çıkmış gibi olan kabarık ve çiçekli elbisesi olan kadına bakıyordum. Sonra bir anda aklıma şöyle bir soru geldi: “bütün bu şehitler böyle bir nesil için mi canlarını vermiş, o korkunç tablonun bir parçası olmuştu?” Zamane gençleri neden bunları önemsemiyordu? Kızgınlıktan mahvolmuştum. Bütün bu nesille, onun yaşamı için neler yaptığını bilmeyen gençlerin örneklerini düşündükçe küplere biniyordum. Sonra şu geldi aklıma: “acaba onlara kızmaya hakkım varmıydı?” Ben şu mektup ve o ziyaret dışında bir şey yapmış mıydım sizler için? Bir anda utandım, elbette onlara kızmaya hakkım yoktu. Ben sizler için bir şey yapmamıştım çünkü.

İnanılmaz utanıyorum sizlere karşı. Bu mektup size ulaşmayacak olsa bile çok özür dilerim. O kadar çok şey var ki aklımda size sormak, size söylemek istediğim. Size söylemek istediğim çok ama çok önemli bir şey var. Çok teşekkür ederim, Allah sizden razı olsun.

Elif Sena KURTOĞLU, Gençlik İÖO 7.sınıf.  

Bu da benden: Yarabbi,

Ülkemi imanlı gençsiz bırakma,

Milletime zillet halkasını takma,

Vatanımı özgür, insanımı hür kıl,

Vicdansızlara vicdan, akılsızlara akıl;

Ver. Âmin.

Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

5 Yorum