1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Böke:
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Böke:

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Böke:

"Tam 97 yıl sonra bugün yapılıyor olan, açık bir karşı devrimdir ve egemenliği tekrar halktan alıp saraya verme, bir kişiye verme girişimidir"- "Köprüden önce son çıkıştayız. Milyonların geleceğini, Türkiye Cumhuriyeti'ne ortak olmuş olan 80 milyon insanı

A+A-

TBMM (AA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, "Tam 97 yıl sonra bugün yapılıyor olan, açık bir karşı devrimdir ve egemenliği tekrar halktan alıp saraya verme, bir kişiye verme girişimidir." dedi.

Böke, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, MİT'e ait yardım tırlarının durdurulmasına ilişkin davada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı Mehmet Yeşilkaya'nın, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu için müebbet hapis cezası istemesinin hukuk garabeti olduğunu ileri sürdü.

Berberoğlu'na müebbet hapsin dokunulmazlığı kaldırmış olan fezlekeden değil, fezlekesi değişmiş olan yeni bir davadan dolayı istendiğini anlatan Böke, şunları söyledi:

"Yani artık bu bir basın özgürlüğü davası değil, açıkça hukukun siyasete teslim edildiğinin bir kez daha ortaya konduğu bir davaya dönüştü. Öyle ki bir milletvekiline fezleke yazılmadan suç isnat ediliyor. Yani savcı 'TBMM'yi saymam, yasaları dikkate almam, milli egemenlikle de işim olmaz' diyor. Nasıl bir hukuksuzluk, pervasızlık ve keyfiyet düzenine savrulduğumuzun en somut örneğini bu sabah bir kez daha yaşadık. İtirazımız, isyanımız, haykırışımız, 'Demokrasi, hukuk, Cumhuriyet' dememiz işte tam da bu yüzden. Biz CHP olarak milletvekilimizin yanında, arkasında ve beraberiz. Yaratılmaya çalışılan bu korku iklimine asla teslim olmayacağımız gibi kimsenin de bu korku iklimiyle teslim alınmasına asla izin vermeyeceğiz."

- "Ekonomide yangın büyüyor"

Her geçen gün yeni bir Türk lirası değer kaybıyla karşılaşıldığını dile getiren Böke, "Ekonomide yangın büyüyor. Vatandaşın bıçak kemiğine dayanmış, günü nasıl kurtaracağını bilmiyor, çare bekliyor, siyasetten günlük hayatını idare edebilmek için çare bekliyor. Oysa ki bu iktidarın yarattığı siyaset ne getiriyor? AKP ısrarla Meclisi ve Cumhuriyeti ortadan kaldıracak bir teklifi, rejim değişikliğini tartışmaya Türkiye'yi tıkıyor. Vatandaşın ihtiyacı bu değil, talebi de bu değil." ifadesini kullandı.

Ekonominin gözlerinin önünde dakikalar içinde eridiğini ifade eden Böke, şöyle devam etti:

"Teröre kurban vermediğimiz her güne şükreder hale geldik. Yani canımız ve malımız hiç olmadığı kadar tehdit altında. Durum böyleyken Meclis demokrasiyi ortadan kaldırmak için, Türkiye'ye otoriter bir rejimi getirmek için bir anayasa değişikliğini oyluyor. Yani 23 Nisan 1920'den tam 97 yıl sonra, kendini tasfiye etmek için bir oylama yapılıyor. Kurulduğu günden bu yana egemenliği saraydan alıp halka verme ve demokratikleşme için mücadele eden Cumhuriyet rejimini bitirmeyi oyluyor. Yani açıkça ortaya koyalım. Tam 97 yıl sonra bugün yapılıyor olan, açık bir karşı devrimdir ve egemenliği tekrar halktan alıp saraya verme, bir kişiye verme girişimidir."

Anayasa değişikliği tekliflerinin oylamasının gizli yapılması gerektiğine dikkati çeken Böke, göz göre göre açık oy kullanıldığını ve Anayasanın yok sayıldığını savundu.

Bu anlayışla iş yapanların yazacağı yeni bir anayasadan ülkeye hayır gelmeyeceğini öne süren Böke, "Anayasayı ve Meclisin kurallarını dalga geçercesine, büyük bir yüzsüzlükle çiğneyenler esasında milleti çiğnediklerinin farkında değiller. Çiğniyor olduğunuz bu milletin ta kendisi, Türkiye Cumhuriyeti ve bu cumhuriyetin devletidir. Verdiğimiz mücadele işte buna engel olmak içindir." dedi.

- "Biz ülkemizi sokakta bulmadık"

Böke, uyarıların dikkate alınmaması nedeniyle ekonomide de sorunlar yaşandığını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Buraya yürürken dolar 3,88 liraydı. Neden? Demokrasi, hukuk yok sayılıyor. OHAL ile ülke bir felakete sürükleniyor ve bu felaketi sürekli kılacak bir rejim değişikliği ısrarı da bu Mecliste maalesef gündemi kilitliyor. Bugün itibarıyla Ocak 2016 başından itibaren Türk Lirası yaklaşık yüzde 30 değer kaybetti. Bugün itibarıyla vatandaşımız daha borçlu, daha fakir. Bugün itibarıyla şirketlerimiz 193 milyar liralık zarar yazdılar, bu ısrar yüzünden. Dolar kurundaki her yüzde 10'luk artış enflasyonda 1,5 puan artış anlamına geliyor. Yüzde 30'luk bir değer kaybı, 4'ün üzerinde puan farkı demek. Yani enflasyonun yüzde 8,5'ten 12,5'e fırlaması demek, vatandaş için sofranın daha pahalı olması demek. Köprüler zamlandı, sağlık katkı payları arttı, daha bugün benzine 7 kuruş zam geldi. Bu zamlar, bu sorumsuz siyasetten kaynaklanıyor. Hepimiz, her gün ortaya konulan bu siyasi riskin yarattığı ekonomik tahribat sebebiyle daha fakiriz, hayatımız daha zor.

Gelin yapmayın. Türkiye'ye hali hazırda büyük bedeller ödettiniz bile. Bu gidiş, gidiş değil, hiçbirimiz için değil. Hep beraber bu vatanın ortağıyız. Köprüden önce son çıkıştayız. Milyonların geleceğini, Türkiye Cumhuriyeti'ne ortak olmuş olan 80 milyon insanın ekmeğini, bir kişinin hırsı için yok etmeyin. Gelin bu anayasa teklifini vakit kaybetmeden Meclisten çekin. Lütfen, gerekiyorsa kenara çekilin. Yarattığınız tahribatı tamir edecekler, gelip bu işi düzeltsinler. Bu kantar bu sikleti çekmez. Yapmayın."

Merkez Bankasının dün piyasaya sürdüğü 1,5 milyar doların etkisinin 15 dakikada sürdüğünü ve bu miktarın eridiğini kaydeden Böke, Türk lirasının değer kaybetmeye devam ettiğini söyledi.

AK Parti'nin Türkiye'yi değil kendini düşündüğünü, kişisel hırslarla ülkeyi felakete sürüklediğini iddia eden Böke, "Biz ülkemizi de Cumhuriyetimizi de bu ekonomiyi de geleceğimizi de sokakta bulmadık. Çekileceksiniz ne gerekiyorsa biz yapmaya hazırız. Ne yapılması gerektiğini de biliyoruz." dedi.

Selin Sayek Böke, Türkiye'nin her anlamda yol ayrımında olduğunu ifade ederek ya demokrasinin güçlendirileceğini ve kalkınılacağını ya da kurulacak tek adam rejimiyle fakirleşileceğini söyledi.

Mecliste anayasa değişiklik teklifi için yapılan oylamaların Cumhuriyet ile ilgili olduğunu savunan Böke, "Sadece Meclisin kendi varlığını oylayan bir oylama değildir bu. Bu oylama 80 milyonun geleceğini, refahını, cebini ilgilendiren çok açık bir oylamadır. Karşınızda, tercihi kalkınmadan, özgürlükten, umuttan, aydınlıklardan yana olan, Türkiye Cumhuriyeti'ne, demokrasisine canla başla sahip çıkacak olan fikri, vicdanı hür milletvekilleri ve o milletvekillerini kendilerini temsil etsin diye Meclise göndermiş olan milyonlar var. O milyonlar ve bizler asla bunun olmasına izin vermeyeceğiz." diye konuştu.


Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT