1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milli Savunma Üniversitesi Kurulacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milli Savunma Üniversitesi Kurulacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milli Savunma Üniversitesi Kurulacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, askeri okulların kapatılarak bunlar yerine Milli Savunma Üniversitesi kurulacağını açıkladı

A+A-

ANKARA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ATV-A Haber ortak yayınında 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin soruları yanıtladı.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz akşamı darbe girişimini ilk öğrendiğinde neler hissettiğinin sorulması üzerine Erdoğan, sözlerine, "Şu anda ülkemin tüm şehirlerinde, meydanlarında bu demokrasi nöbetini devam ettiren aziz milletimi özellikle kucaklıyorum çünkü bu olay ülkeme has bir olaydı. Dünyanın hiçbir yerinde demokrasi mücadelesini bu kadar şanlı, bu kadar başarılı veren bir başka ülkeyi ben tanımadım." diyerek başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye destek için ilk arayanlar arasında Katar Emiri olduğunu söyledi.

"Ahlaki olmayan yollara başvuruyorlar"

Başka ülkelerden de arayanlar olduğunu vurgulayan Erdoğan, darbe girişiminin ardından ikinci gün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, ardından da Amerika ile Avrupa ülkelerinden bazı liderlerin aradığını hatırlattı.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Fakat arayanlar şunu söylediler, 'Darbeye karşı verdiğiniz bu mücadeleden dolayı kutlarız.' Ama kimse kalkıp da kendisi veya bir ilgili, yetkili bakanını buraya göndermek zahmetinde bulunmadı. Fransa'da terör örgütünün verdiği herhangi bir kayıpta, diyelim 5, 10 kişi ölmüş, oralarda binlerce, on binlerce insan yürüyüş yaptı. Ama Türkiye'de bir darbe girişimi yapılıyor ve bu darbe girişiminde Türkiye Cumhuriyeti devleti ki NATO'nun en önemli ülkesi, 80 milyon nüfusu olan bu ülke, demokrasiyi iyice hazmetmiş böyle bir ülkede böyle bir hareket yapılıyor. Bu hareketi yapanların durumu belli. Bunlar 'Tebrik ederiz ama şu anda askerler toplanıyor, polisler toplanıyor, yargı toplanıyor. Bunların geleceği bizi endişelendiriyor.' Bunu diyecek kadar da ahlaki olmayan yollara başvuruyorlar.

Çok açık ve net olarak söylüyorum. Bu, ahlaki değildir, bu, demokrasi ahlakıyla bağdaşmaz, demokrasi böyle bir şeyi de kabul etmez. Ne demek bu? Ama, ancak, fakat... Böyle bir şey olabilir mi? Olacaksanız dürüst olun, eğer dürüst olmayacaksınız sizin o darbe girişimiyle ilgili açtığınız telefonların benim için hiçbir anlamı yok. Niye? Çünkü bu mücadeleyle ilgili örneğin biz diyoruz ki 'Bu adam, şu anda 1999'dan beri Amerika'da. Amerika, bu adamı vermelidir. Bize diyorlar ki, delil."

"Her türlü konforuyla orada yaşıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz öncesi dosyalardan, elektronik ortamda ve farklı şekilde gönderdiklerinin olduğunu, bu sürece yönelik gönderdikleri ve göndereceklerinin de bulunduğunun altını çizdi.

Bugüne kadar ABD herhangi bir teröristle ilgili Türkiye'den talepte bulunduğunda, Türkiye'nin bunu karşıladığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ama bununla ilgili böyle bir şey söz konusu olmadığı gibi 1999'dan bu yana 400 dönümlük bir arazi içinde, bir çiftlikte her türlü konforuyla orada yaşıyor. Ben, bir yıl önce bu kişiyi istiyorum ve diyorum ki, 'Bakın böyle böyle, ülkenizde böyle birisi var, bu adamın konumu budur, şu anda da bu adam bizim Milli Güvenlik Strateji Belgemize farklı bir şekilde giriyor, daha sonra somut bir şekilde de girecek.'

Beni üzen, bunun dışında da Batı ülkelerinde, Afrika'da ve birçok yerde bütün bunlar örgütlenmiş. Dünyada terör örgütleri bunun kadar yaygın değil, bunun kadar yaygın dünyada bir ikinci terör örgütü yoktur. Bütün kıtalarda bu terör örgütü yaygın bir durumda var. Ama her okul, orada aslında bir 'terör örgütü şubesi' görevini görüyor.

Milli Savunma Üniversitesi kurulacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Askeri okullar kapatılacak. Askeri okulların kapatılmasıyla birlikte tüm okullardan, liseler, mesleki okullardan rahatlıkla Harp Okullarına giriş olacak. Fakat Harp Okullarının üzerinde bir çatı oluşacak. Milli Savunma Üniversitesi kurulacak. Milli Savunma Üniversitesinin altında Kara Harp Okulu, Hava Harp Okulu, Deniz olacak. Bütün bunlarla beraber bir şey daha olacak. Kurmay, kıdem bunların hepsi gidiyor. Peki ne olacak? Kara, hava, deniz, buralarda okuyanların hepsi lisans öğrencisi. Lisansüstü, kurmaylık yerine geçmiş olacak." dedi.

Jandarma Akademisi kurulacak

Jandarma Akademisi kurulacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu akademi, ciddi bir eleman yetiştirme merkezi haline gelmiş olacak. Bu süreçte bir başka adım ise bütün askeri hastaneler Sağlık Bakanlığına bağlanacak. Sağlık Bakanlığı, buranın işletmesini ve yönetimini tamamen kendisi ele alacak."

"Asker kendi işini yapsın"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tersanelerin Milli Savunma Bakanlığına bağlanacağını söyledi.

"Asker kendi işini yapsın" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Tersaneler vesaire bunları biz özel sektör olarak çok daha başarılı bir şekilde yürütme şansına sahip olduğumuz gibi bunu Milli Savunma Bakanlığı aynı zihniyet, aynı kabiliyetle çok daha başarılı bir şekilde yapar ve dört senede, beş senede bir fırkateyn üreteceğiniz yerde bunu gelir iki senede, iki buçuk senede üretirsiniz."

"Genelkurmay Başkanı, MİT, Cumhurbaşkanına bağlanacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuvvet komutanlıklarının tamamının Milli Savunma Bakanına bağlanacağını söyledi.

Muhalefetteki siyasi partilerin liderleriyle de görüşmeler yapıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Onlarla da küçük anayasa paketi eğer gerçekleştirilebilirse, Genelkurmay Başkanı, MİT, bunlar da Cumhurbaşkanına bağlanacak. Böyle bir adımı atacağız." dedi.

"Normalleşme sürecinin hızlanması ülkemiz için çok önemli"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu akşam Sayın Başbakan ile de görüşecektim, şöyle bir teklifim var, 'Biz bu demokrasi nöbetini önümüzdeki hafta pazar günü (7 Ağustos) Yenikapı'da farklı bir şekilde ele alalım' diyorum. Taçlandıralım, orada yapalım. Orada bütün Silahlı Kuvvetlerimizin komuta kademesi, mehterimiz ve bu sürece katkıda bulunan sanatçılarımız, sporcularımızla bir arada olalım. Millet orada bir arada olsun. Tüm siyasi partilerimizin bütün lider kadrolarını da davet edelim, onlarla orada bir arada olalım ve böylece oradan tüm Türkiye'ye mesajımızı hep birlikte verelim. Normalleşme sürecinin hızlanması da ülkemiz için çok çok önemli." dedi.

"Ciddi bir istihbarat zafiyeti var"

"Darbe girişimine giden süreçten ne zaman haberdar oldunuz?" sorusuna Erdoğan, şöyle cevap verdi:

"O gün 21.15 civarında falan, Ankara ve İstanbul'da askeri araç gereçlerin bir hareketlenme içerisinde olduğuna dair böyle bir şeyin başladığını duyuyoruz. 21.30'da eniştem beni arıyor ve diyor ki 'Beylerbeyi Sarayı'nın orada bir hareketlilik var. Asker orada araçlarla geldi ve sivil araçların köprüye girişini engelliyor, durdurdular.' Bu haberi aldıktan sonra ben inanamadım. Kendisine 'Ya Ziya dalga mı geçiyorsun, ne alakası var' dedim. Daha sonra MİT Müsteşarımızı aradık ama ulaşamadık ilk etapta. Aynı şekilde Genelkurmay Başkanımı aradım, ona da o arada ulaşamadım ve daha sonra Sayın Fidan'a ulaşma fırsatı olduğunda kendisinden bu bilgileri almaya başladım."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fidan'a saat 22.00'ye doğru ulaştığını ve kendisiyle görüştüğünü, bilgi aldığını söyleyerek, "Bu süreç içerisinde maalesef bir gerçeği tespit ettik ki burada ciddi bir istihbarat zafiyeti var, bu istihbarat zafiyeti olmamış olsa bu saate kadar bu olmaz. Çünkü bir darbede bir saatin, iki saatin çok çok önemi var." dedi.

"Düşman bile bunu yapmaya muktedir olamaz"

Bütün bu yaşananlara rağmen anında bazı müdahalelerin yapılabildiğini, alçak uçuşu yapanlara karşı bazı tedbirler alındığını belirten Erdoğan, TBMM'nin bu uçaklar veya helikopterlerden gelen tür müdahaleler karşısında ciddi bir koruma sisteminin olmamasını "talihsizlik" olarak niteledi.

Özel Harekat binasının bombalandığını ve 52 şehit verildiğini hatırlatan Erdoğan, bunu asker kılığına bürünmüş teröristlerin yaptığını söyledi. "Bombaladığı yer neresi? Özel Harekat. Kimdir bu Özel Harekat? Bu ülkenin güvenliğini sağlayan bizim polisimiz. Senin kardeşin bunlar, aynı işi yapıyorsunuz." diyen Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

"Oraya geliyorsun bombalıyorsun ve orada 52 kardeşimiz bizim şehit oluyor. Sizde ne vicdan var. Düşman bile bunu yapmaya muktedir olamaz, çünkü buraya kadar giremez. Ama bunlar bu namussuzluğu, alçaklığı yaptılar ve Pensilvanya'daki hala yalan makinası orada çalışıyor, yalan söylemeye devam ediyor. Onlara hala gönül vermiş olan vatandaşlarıma sesleniyorum, hala mı bunun peşinden gideceksiniz, hala mı bunlarla beraber hareket edeceksiniz, daha neyi görmeniz gerekiyor, daha görecek bir şeyler mi lazım size? Belgeleriyle, bilgileriyle her şey ortada."

"Gezi olaylarındaki anı bana yaşattı"

Kulenin işgalcilerden kurtarılmasından sonra pistin aydınlatıldığını ve inişi gerçekleştirdiklerini söyleyen Erdoğan, pist aydınlatılmamış olsa bile inmeyi planladıklarını aktardı. Pilota pist aydınlatılmadan inip inmeyeceği sorduğunu anlatan Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:

"Pilot, 'inerim ama sizi riske edemem' dedi. 'Niye' dedim. 'Olur ya oraya bir unsur koyabilirler, bu kamyon olur, tank olur, şu, bu vs.' Dedim ki, 'bizim uçağımız çok kısa mesafede durabilen, çok kısa mesafede de havalanabilen bir uçak.' 'Riske edemem Cumhurbaşkanım' dedi. Böyle deyince, 'Sen şöyle bir üstünde bir tur at bakalım, birkaç tur, bir şey var mı, unsurlardan falan. Yakıtın ne kadar' dedim, '3-4 saatlik yakıtım var' dedi. 'O zaman mesele yok' dedim. 'Gerekirse buraya ineceğiz. Ona göre de sen devam' dedim. Kendi farlarıyla zaten bunu yapabilecek güçte. Aydınlatınca zaten problem kalmadı, indik.

İndiğimiz andan itibaren uçaklar, o F-16'lar üzerimizde alçak uçuş yapıyorlar ve alçak uçuşlar ses hızının üzerine çıkınca orada çok ciddi bir patlama duyuyorsunuz. Adeta böyle bomba atmış gibi. Onunla mesela Devlet Konukevi'nin camları patladı. Tabii yanımda torumlarım var, onlar da ürküyorlar, korkuyorlar. Üç torunum, birisi 9 aylık bir torunum, diğerleri daha yetişkin ama onlar da ciddi manada korkuyorlar. Buna rağmen hamdolsun orada Devlet Konukevi'nin önünde tüm halkımın, milletimin gerek apronda gerekse terminalin önünde toplanışları, onların oradaki gerçekten o dik duruşları, o demokrasi nöbetine başlamış olmaları tabii aynen Gezi olaylarındaki anı bana yaşattı. Orada da Cezayir dönüşünde 100 bin kişi terminalin önüne gelmişti, adeta öyle bir tablo ile karşı karşıyaydık."

"Sıfır kilometre bir devlet yapısıyla yürünmesi gerekiyor"

Erdoğan, 2 bin 191 yaralı olduğunu, onlarda çok farklı bir yürek bulunduğunu söyledi. Darbenin terörü yaygınlaştırdığını anlatan Erdoğan, FETÖ'nün terör örgütleriyle müşterek hareket ettiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bunun PKK'dan farkı yok, PKK'dan daha öte. Onlarla da müşterek hareketleri var. PYD ile müşterek hareketleri de var, bunlar DAİŞ'le de müşterek hareket içindeler. Bundan sonra hedef bu ülkeyi işgal. Bunu görmemiz lazım. Onun için de özellikle buna gönül veren vatandaşlarım varsa kendilerini check etsinler. Gazete ilanlarıyla, vesaireleriyle bu iş çözülmez. 'Yeni anladık', vesaire, çözülmez. Artık anlamamak için hiçbir sebep -kusura bakmasınlar- kalmamıştır. Gerekçesi bu işin yoktur. Bundan sonra yargı, emniyet, silahlı kuvvetlerimiz, hepsi ellerinden ne geliyorsa yapacaklardır."

Devletin, silahlı kuvvetlerin, yargının yeniden yapılanması sürecine gidildiğini dile getiren Erdoğan, bütün bunlarla beraber ayıklamaların yapılması, bu ayıklamalarla da "sıfır kilometre bir devlet yapısıyla" yürünmesi gerektiğini vurguladı.

"O ne alnından öpülesi bir astsubayımız"

"İşte bir astsubayımızın (Astsubay Ömer Halisdemir) kalkıp da Özel Kuvvetler'de, o generali öldürmesi... O ne alnından öpülesi bir astsubayımızdır. O bir defa çok farklı bir evladımızdır." ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şehit olmayı göze aldı ve o generali, orada öldürdü. Çünkü bunlar vatan hainiydi. 'Senin emrine, sen vatan hainisin, uymam.' dedi ve öldürdü. İşte burası çok önemli. Bunu yaparken de o şehadete koştu. Dün akşam eşi ve yavrularıyla da burada tanıştım, görüştüm. Artık onlar benim evladım. Onlara inşallah o şekilde bakacağız ve öyle onları bağrımıza basacağız. Buna benzer jandarmada çok ilginç şeyler oldu. Oradaki komuta kademesi gerekli dersi, oradaki hainlere verdi. Bunun benzerleri çok oldu. Ama tabii biz şehidimizin kanını yerde bırakmayacağız. Yaralılarımızın, gazilerimizin kanını yerde bırakmayacağız."

"Kuvveti birleştirmiş olacağız"

Bir diğer önemli adımın, Sahil Güvenlik Komutanlığının İçişleri Bakanlığına bağlanması olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Şimdi belki bundan sonra Kıyı Emniyeti, Sahil Güvenlik... Bu ikilem de ortadan kalkmış olacak. Böylece kuvvetler ayrılığından buradaki kuvveti birleştirmiş olacağız. Sahil Güvenlik, Kıyı Emniyeti. Böylece çok daha müşterek ve büyük bir güçle denizlerimizi sağlama almış olacağız." şeklinde konuştu.

"Yavaş yavaş burada ordunun da küçültülmesi sürecine girmiş oluyoruz." diyen Erdoğan, şunları söyledi:

"Jandarmadaki ciddi bir sayı, yani er, erbaştan, onlarda tenkisata gidilince o azalmış olacak. Tamamen profesyonel kısım orada kalmış olacak. Hareket kabiliyetini şu anda artırıyoruz. İçişleri Bakanlığının hareket kabiliyeti, teknolojik olarak çok daha ileri gidecek. Yatırımlar noktasında oraya çok daha ciddi yatırımlar yapılacak. Silah, mühimmat noktasında çok daha güçlü hale gelecek. Yani terörle mücadelede artık polisimizin, jandarmamızın bu noktadaki gücünü çok daha artıracağız. Bu gücün artmasıyla birlikte terörle mücadelede çok güçlü bir inşallah yani polis, jandarma el ele bu işi yürütmüş olacaklar."

"Askeri okullar kapatılacak"

"Bugün yeni bir hazırlığı yaptık. Şu anda Sayın Başbakan, Milli Savunma, İçişleri onun çalışmasını yürütüyorlar. Hemen öyle zannediyorum ki bugün, yarın o da Resmi Gazete'de yayımlanacak." ifadelerini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

"O da askeri okullar meselesi. Burada çok büyük önem arz ediyor. Askeri okullar kapatılacak. Askeri okulların kapatılmasıyla birlikte tüm okullardan liseler, mesleki dengi okulları... Buralardan rahatlıkla harp okullarına giriş olacak. Fakat harp okullarının üzerinde bir çatı oluşacak. O çatı da Milli Savunma Üniversitesi kurulacak. Milli Savunma Ünivesitesinin altında Kara Harp Okulu, Hava Harp Okulu, Deniz, bunlar olacak. Fakat bütün bunlarla beraber bir şey olacak. Orada kurmay, kıdem bunların hepsi gidiyor. Kara, hava, deniz, burada okuyanların hepsi lisans öğrencisi. Lisans üstü, kurmaylık yerine geçmiş olacak."

"Tersaneler Milli Savunma Bakanlığına bağlanacak"

Tersanelerin de Milli Savunma Bakanlığına bağlanacağını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Asker kendi işini yapsın. Tersaneler vesaire bunları biz özel sektör olarak çok daha başarılı bir şekilde yürütme şansına sahip olduğumuz gibi bunu Milli Savunma Bakanlığı aynı zihniyet, aynı kabiliyetle çok daha başarılı bir şekilde yapar ve 4 senede, 5 senede bir fırkateyn üreteceğiniz yerde bunu gelir 2 senede, 2,5 senede üretirsiniz. Bu adımları atarsınız. Çünkü biz dünyayla farklı bir yarışın içindeyiz. Zamanla yarışacağız. Bunu başarmamız lazım. Geldiğimizden bu yana bizim özelleştirmede attığımız adımlar ortada. Bunu bu şekilde yürüteceğiz. Buna benzer, şu anda aynı şekilde, askeri yargıda çok ciddi bir değişimi bekliyoruz. Bunların adımlarını atacağız. İnanıyorum ki şimdi son çıkaracağımız paketle birlikte Silahlı Kuvvetlerimiz çok daha güçlü bir hale gelecek.

"Bu mücadeleyi terörle mücadelede de devam ettirmemiz lazım"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı zamanda ülkede hala devam eden terör eylemleri olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Sekiz şehit dün verdik. Şimdi bu terör eylemlerini bir kenara koyabilir miyiz, bunu yok farz edebilir miyiz? Bizim şu anda darbe girişimine karşı verdiğimiz mücadeleye bir taraftan da aynı şekilde şu anda terörle mücadelede devam etmemiz lazım. Burada hem darbe hem terörle mücadelede bizim bir ve beraber olmamız lazım. Bu konuda ben inanıyorum ki gerek CHP gerekse MHP, iktidar partisiyle beraber hareket edeceklerdir. Çünkü onların da terörle mücadele konusunda hassasiyetlerini biliyorum. O günkü görüşmede de zaten bunlar açıkça ortaya kondu. Çünkü Türkiye bir terör ülkesi olamaz, bu milleti kimse bölemez, buna muktedir olamayacaklar."

"Demokrasi nöbeti devam edecek"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu süreç çok önem arz ediyor. Bu akşam Sayın Başbakan ile de görüşecektim, şöyle bir teklifim var, 'Biz bu demokrasi nöbetini önümüzdeki hafta pazar günü (7 Ağustos) Yenikapı'da farklı bir şekilde ele alalım' diyorum. Taçlandıralım, orada yapalım. Orada bütün silahlı kuvvetlerimizin komuta kademesi, mehterimiz ve bu sürece katkıda bulunan sanatçılarımız, sporcularımızla bir arada olalım. Millet orada bir arada olsun. Tüm siyasi partilerimizin bütün lider kadrolarını da davet edelim, onlarla orada bir arada olalım ve böylece oradan tüm Türkiye'ye mesajımızı hep birlikte verelim. Normalleşme sürecinin hızlanması da ülkemiz için çok çok önemli."

Batı'da birilerinin zil takıp oynama gayreti içinde olduğunu dile getiren Erdoğan, "Türkiye'de ekonomi şöyle, böyle" dediklerini ancak olayın olduğu gün piyasaya 2,5 milyar doların Merkez Bankasından değil yastıkaltından çıktığına dikkati çekti.

"Yeni bir kamu fonu oluşturulacak"

O gün Merkez Bankasının döviz rezervinin 122 milyar dolar, bugün itibarıyla ise 125,3 milyar dolar olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Onlar farklı beklenti içinde ama güçlenmeye devam ediyoruz. Aslında millet sadece darbenin karşısında durmadı. Millet aynı zamanda ekonomiye de el koydu. 'Bu ülke benim' dedi. Dolarlarını bozdurdu. Şu anda yapılan bazı istihbari bilgiler, değişik yerlerden gelen bilgiler, aslında 140 milyar dolar gibi yastıkaltı kaynağın olduğu söylenenler arasında. Gerçekten böyle bir kaynak varsa veya 140 trilyon, bu varsa bunun değerlendirilmesi de çok çok önemli. Şimdi yeniden bir adım daha atılıyor. Yeni bir kamu fonu oluşturulacak. Bu fon içinde özelleştirmede olan kaynaklardan tutun da değişik yerlerde gayrimenkul vesaire bu tür devletin elindeki kaynakların bir fona aktarılması istikametinde bazı adımlar. Şu anda Sayın Başbakan ile müzakere ettiğim ama henüz açıklanmayan bir çok kaynak var. Türkiye bu noktada çok çok iyi konumda. Bütün adımlar atılmak suretiyle bu süreci tetikleyecek gelişmeler var."

Taksim Meydanı

Erdoğan, birilerinin rahatsız olabileceğini ancak buradan bir mesaj vermek istediğini belirterek, şunları dile getirdi:

"Bu benim içimde kanayan bir yara. Nedir bu? Mesela, Taksim’de şu anda Taksim Kışlası'nın olduğu yer. Burada tarihi bir eser var. Bunun bütün rölövelerini çalıştım, çıkardım. Burada muhteşem bir eser var. Bu muhteşem eseri biz oraya diktiğimiz anda, şu anda onunla ilgili olarak gösteri, şu bu yapanların hepsi inanın onun önünde gelip resim çektirecekler. Tıpkı Roma’da olduğu gibi. İki; şu anda AKM, görüyorsunuz bir ucube. Uzun zamandır kullanılmıyor. Ben diyorum ki mimarlarıyla görüşmeleri de arkadaşlarım zaten yaptılar, biz oraya muhteşem bir opera binası hazırlayalım. Türkiye'de şimdi bir opera binamız var, burası işte. Şimdi kongre kültür merkezi biliniyor ama burası operadır aynı zamanda, o özelliğe de sahip güzel bir bina oldu. 2 bin 30 kişilik bir salon ve İstanbul’da da diyoruz bunu yapalım. Çok güzel mimari çalışmalar yapıldı. Oraya da o muhteşem eseri yapalım ve önünden de trafiği kaldıralım Gümüşsuyu’ndan gelip Mete Caddesi'nden, yerin altından Ceylan Oteli'nin oradan çıkışını yapacak şekilde, Taksim Meydanı’nın tamamını tamamen yayalaştıralım."

Dünyada tüm ülkelerin meydanlarıyla övündüğünü hatırlatan Erdoğan, İstanbul'da sadece Yenikapı ve Maltepe'de meydan bulunduğunu hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz bir de şehrin göbeğinde, eskiden Sultan Ahmet derdik, Beyazıt derdik ama oraları şimdi kullanamadığımıza göre Taksim Meydanı’nı çok daha ferah çok daha huzurlu bir meydan haline getirebiliriz." açıklamasını yaptı.

"Oraya çok farklı bir güzellik katacaktır"

Üçüncü olarak Maksem denilen bir yer olduğunu bildiren Erdoğan, o bölgede bir cuma mescidi bulunmadığını söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Oraya da çok çok güzel bir cuma mescidi inşa edelim ve bu üç eserle Taksim Meydanımızı taçlandıralım. Bundan kimse rahatsız olmasın. Birisi taş kışla, bu bir şehir müzesi veya bir tarih müzesi de olabilir. Müzeyle ilgili orada enstrümanlar satılır veya tarih müzesiyle buna yönelik kitaplar, şunlar bunlar... Buna benzer şeyler satılır. Ama öbür tarafta opera binası çok büyük bir açığı kapayacaktır. Öbür tarafta o ibadethaneyle de bütün orası en hareketli yer... Orada bir mescit çok berbat bir konumdadır, yani yakışır bir şey değil. Bize yakışmıyor, onun orada yapılması da inanıyorum ki oraya çok farklı bir güzellik katacaktır. O mescidin altı da yine gayet güzel bir şekilde ne bileyim kitabevleriyle bunun yanında orada hat, tezhip buna benzer eserlerin de teşhir edildiği, satıldığı belki bir orada sergi salonu falan o tür şeyler de kurulabilir. Böyle bir imkanı orada sağlarsak, Taksim çok daha farklı meydana gelebilir."

Muhabir: İlkay Güder,Zehra Aydın,Hatice Özdemir,Merve Yıldızalp,Sinan Uslu,İlhan Toprak,Mümin Altaş,Barış Gündoğan

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT