1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a fahri doktora tevcih töreni
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a fahri doktora tevcih töreni

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a fahri doktora tevcih töreni

Erdoğan: (2)- "Maalesef kimi yöneticilerin de göz yummasıyla bazı üniversiteler adeta marjinal grupların, bölücü terör örgütünün eğitim kampına dönüşmüş durumda. Bu da hoş değil. Şiddetle, tehditle kendilerine alan açmaya çalışan, diğer öğrencileri baskıy

A+A-

KOCAELİ (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kimi yöneticilerin de göz yummasıyla bazı üniversitelerin adeta marjinal grupların, bölücü terör örgütünün eğitim kampına dönüştüğünü belirterek, "Bu da hoş değil. Şiddetle, tehditle kendilerine alan açmaya çalışan, diğer öğrencileri baskıyla sindiren bu çetelere asla müsamaha gösterilmemelidir." dedi.

Erdoğan, Kocaeli Üniversitesinde fahri doktora tevcih töreninde yaptığı konuşmada, Merkez Bankasının döviz rezervinin eskiden 27,5 milyar dolar olduğunu, bu rakamın 113 milyar dolara ulaştığını, görevi bıraktığında ise bu rakamın 136 milyar dolara kadar yükseldiğini belirterek, döviz rezervinin en az 150-165 milyar dolarlara ulaşması gerektiği belirtti.

Ekonomik krizlerle boğuşan, bir gün sonrasını dahi göremeyen bir ülkeden, şimdi 2023 hedeflerine ilerleyen, 2053 ve 2071 için kendine vizyon belirleyen duruma geldiğini ifade eden Erdoğan, "Büyük düşünmek budur. Yoksa 24 saatin hesabını yapıyorsanız, siz çok küçüksünüz. Onu aşmamız gerekiyordu ve aştık." diye konuştu.

Yükseköğrenim alanında hayal denilen, imkansız görülen birçok projeyi gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, 2002'de 76 olan üniversite sayısının bugün 193'e ulaştığını, birçok kişinin bunu "bunlar tabela üniversitesi" diyerek farklı şekilde yorumladığını söyledi. O "tabela üniversitesi" denilen üniversitelerin, şu anda potansiyel öğrenci yetiştirdiğini belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu neydi biliyor musunuz? Benim Muş'taki bir gencim, İstanbul'a, Kocaeli'ye gelemeyebilirdi. Dolayısıyla devlet olarak bize düşen neydi? Eğitimi, öğretimi onların ayağına götürmekti. İşte biz bu üniversiteleri, Muş'ta kurarak onların ayağına götürdük ki orada okusun. Hakkari'ye götürdük. Oradakiler bunun kadrü kıymetini bilmeyebilir ama bizim devlet olarak görevimiz neydi? O hizmeti oraya götürmekti. Bunu başardık.

2002 yılında 9 bin olan profesör sayımız 21 bine yaklaştı, 5 bin olan doçent sayımız 14 bini geçti. Başvuru yapan her üniversite öğrencimiz ya burs alıyor ya da kredi imkanından faydalanıyor. 2002 yılında lisans öğrencilerine verilen aylık kredi burs miktarı sadece 45 lirayken, bugün 400 liraya yükseldi. Ayrıca beslenme yardımı var. Bu beslenme yardımıyla rakam daha da yükseliyor. Ayda 270 lira beslenme yardımı var. Dolayısıyla 670 liraya çıkıyor. Bunu bursluya da veriyoruz, krediliye de. 2002 yılında 190 olan yükseköğrenim yurt sayısı, 14 yılda 424 adet ilave ile 614'e çıktı. 182 bin olan yurt yatak kapasitesi, 14 yılda 294 bin ilaveyle 476 bine ulaştı. Yurtlarımız koğuş sisteminden 1, 3 ve 4 kişilik, içerisinde banyosu, tuvaleti, buzdolabı, interneti bulunan otel konforunda odalara dönüştü."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, YÖK kanalı ile 6 bin 165 akademisyeni, Milli Eğitim Bakanlığı kanalıyla da 2 bin 646 öğrenciyi yurt dışına gönderdiklerini anlatarak, Türkiye'nin sadece yurt dışına öğrenci göndermediğini, aynı zamanda dünyanın 160 farklı ülkesinden 80 bin öğrenciyi Türkiye'de misafir ettiğini söyledi.

Türkiye'nin bu başarılarının tamamının, tıpkı Kocaeli Üniversitesinin ortaya koyduğu gibi azmin, cesaretin, zorluklar karşısında direncin eseri olduğunu ifade eden Erdoğan, "Hiçbir başarımız bize lütfedilmedi. Bilakis biz önce Allah'ın yardımı, sonra milletimizin desteğiyle, alın terimiz, emeğimizle bunları elde ettik. Ancak geldiğimiz yeri yeterli görmemiz asla mümkün değildir. Daha ileriye, daha ileriye, daha ileriye... Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak mecburiyetindeyiz." dedi.

- "Üniversitelerin asli görevlerine dönmeleri için gerekli zemini hazırladık"

Türkiye'nin artık küçük düşünerek, içe kapanarak, dünyadan yalıtılmış bir vaziyette, "küçük olsun ama benim olsun" anlayışıyla yola devam edemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"İşte şu anda savunma sanayide geldiğimiz nokta ortada. Bundan önce yüzde 40'ını halledebilen bir ülkeyken, hamdolsun şimdi yüzde 80'i yakalamış bir ülke konumuna geldi. Bunlar kolay olmadı. Standartlara uyan değil standartları belirleyen, bilgiyi tüketen değil üreten, takip eden değil takip edilen ülke olmak zorundayız. Bunu başarmaya mecburuz. Durmaya, duraklamaya yerinde saymaya hakkımız yok. Şayet 2023 hedeflerimizi gerçekleştirmek, ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri yapmak istiyorsak 79 milyon tamamının çaba sarf etmesi, fedakarlık göstermesi lazım. Bu hedeflerimizi gerçekleştirmede devlet ve millet olarak bize güç verecek, destek verecek müesseselerin başında üniversitelerimiz geliyor. Çünkü üniversiteler, ilmi akademik ve özgün çalışmalarla topluma yol gösterecek, ekonominin her alanına kalifiye insan yetiştirecek merkezlerdir. Halktan kopuk, şehirlerden kopuk, ülkenin ve milletin dertlerinden kopuk bir üniversitenin ne kendi öğrencisine ne de ülkeye bir faydası yoktur. Üniversite, hürriyetlerin kısıtlandığı, tek tip düşüncenin dayatıldığı, köhne ideolojilerin körpe zihinleri esir aldığı bir ortam olmamalıdır."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kimi üniversitelerin zaman zaman varlık nedenlerinin, var olma hedeflerinin tam tersi bir konuma savrulabildiğini kaydederek, "Farklı fikirlere tahammülün, ilmin, bilgi üretmenin zemini olması gereken üniversiteler ülkemizde uzun yıllar yasaklarla, çatışmalarla, kılık kıyafeti dolayısıyla kapı önlerine konulan gözü yaşlı öğrencilerle anıldı. Biz 14 yıl boyunca attığımız adımlarla, gerçekleştirdiğimiz reformlarla üniversitelerin asli görevlerine dönmeleri için gerekli zemini hazırladık. Hamdolsun bu konuda sizlerin de desteğiyle önemli mesafe kaydettik. Artık kılık kıyafetinden, başörtüsünden, sakalından, inançlarından dolayı hiçbir öğrencimiz ötekileştirilmiyor. Bitti o iş. Üniversite kapılarına ikna odaları kurulmuyor. O da bitti. İkna odası kuranların halini gördünüz. Millet nasıl dışlıyor. Millet doğruyu her zaman takdir eder." ifadelerini kullandı.

Son dönemde bazı üniversitelerden yansıyan eski Türkiye manzaralarından duyduğu rahatsızlığı da ifade etmek istediğini dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Maalesef kimi yöneticilerin de göz yummasıyla bazı üniversiteler adeta marjinal grupların, bölücü terör örgütünün eğitim kampına dönüşmüş durumda. Bu da hoş değil. Şiddetle, tehditle kendilerine alan açmaya çalışan, diğer öğrencileri baskıyla sindiren bu çetelere asla müsamaha gösterilmemelidir. Eski Türkiye'nin jakobenlerinin elinden kurtarılan üniversiteler, terör örgütleriyle bağlantılı çetelere teslim edilemez. Bu konuda en ufak bir tolerans gösterilmesi zafiyet yaşanması öncelikle üniversitenin varlık sebebine terstir. Ben bu yıl kimi üniversitelerde şahit olduğumuz vandallıkların gelecek sene yaşanmaması için rektörlerimiz başta olmak üzere tüm yetkililerin gerekli tedbirleri şimdiden almasını temenni ediyorum."

(Sürecek)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT