Abdullah Yıldırım

Abdullah Yıldırım

Yazarın Tüm Yazıları >

Dahilerin bolluğu

A+A-

Ülkemizde dahi bolluğu yaşanıyor, diğer ülkelerde kırk yılda bir çıkan dâhiler, bizde o kadar bol ki nereye dönseniz bir dahi ile karşılaşıyorsunuz. Kurum müdürleri, belediye başkanları, birlik başkanları hepsi dahi. Milletvekilleri zaten dahi, bakan ve başbakanları söylemeye gerek yok, onlar doğuştan dâhiler.

Hele parti genel başkanları hepsi deha sahibi insanlar, ülkeyi ve bulundukları kurumları öyle yönetiyorlar ki, çağ açıp çağ kapatıyoruz, gazetelerdeki yağları görünce yüzümüz kızarıyor, biz bu dâhileri niye daha önce göremedik diye.

Madem bu kadar dahi varda, üç yılda intihara teşebbüs edenlerin sayısı 150 bini nasıl geçer, bunlardan 8800'ü nasıl hayatını kaybeder, koca bir kasaba nüfusu.

Asgari ücret niye hala 850 lira, neden Dünyanın en pahalı benzini, eti, sütü bizde. Bu nasıl bir sistem ki bir birliğin kurumun başına hasbelkader gelen birisi ölünceye kadar babasının malı gibi orayı işgal eder.

Bir milyondan fazla Suriyeli ne arıyor bu memlekette o zaman, hani Eset on günde devrilecekti, madem dâhilerin yönetiminde yönetiliyoruz, niye verginin yüzde 70 hala dolaylı vergi.

Güneydoğu’da devlet resmen pes etmiş durumda, devlet af üzerine af çıkarıyor. Güneydoğuda’ki valilerin hepsi kürt kökenli, devlet el pençe divan duruyor. Öyle ki, verilmedik taviz kalmadı. Türk devletinin adı Türkiye toplumu oldu, o da yakında değişecek.

Milletten önce ordunun yarbayı Ankara’da, Kuveytli diplomatlardan bir araba dayak yedi. Aslında diplomatları değil, ondan dayak yiyen yarbayı içeri atacaksın. Metehan’ın ruhunu incittiği için, yanındaki silahı da alacaksın, komutanına göndereceksin, böyle yarbay yetiştirdiği için.

Bugün devlet kurumlarının yaptığı ihaleleri inceleyin, yüzde 90'nında yolsuzluk var, ama bunları ortaya çıkaracak savcı da yok, karar verecek hakim de. Devletin adalet sistemi tamamen çökmüş durumda, en iyi bir davanın bitme süresi 5 yıldan aşağı değil, o da sonuçlanırsa.

Bugün ülke yeni kapitalizmle tanışan, küçük Amerika gibi olmuş durumda. Büyüyen gittikçe büyüyecek bitmeyen bir hırsla, tüm kaynaklar bir ailenin veya bir grubun elinde olacak, bir türlü doymak bilmeyen grupların eline geçti. Son 8 yılda, özelleştirmeden gelen gelir, 278 milyar dolar, yani beğenilmeyen hükümetler zamanında yapılan, bin bir emekle oluşturulan tüm tesisler satılmış, limanlar bile satılmış. Şu anda artık satacak bir şeyde kalmamış durumda. En anlayamadığımız ise liman ve havaalanlarının nasıl satıldığıdır.

Bugün üniversiteler, tamamen lise seviyesinde eğitim veren kurumlar haline gelmiş. Hiç bir şey öğretmeden yüzbinlerce gence, 4-5 yıl oyaladıktan sonra, sokaklara bırakan bin kurum haline gelmiş. Buluşları olmayan; bol unvan dağıtan, hocaların ve etkili kişilerin çocuklarına iş imkanı sağlayan kurumlar haline gelmiştir.

Yeni çıkan yasa ile valiler, belediye başkanlarının memuru haline gelmiştir.

Muhalefetin durumu da sisteme uygundur. Maalesef bu dönemin en büyük hayal kırıklığı, bunları seslendirecek olan MHP'nin Genel Başkanı Devlet bey, maalesef Türk milliyetçiliğini rehin almış, garip bir şekilde suskun ve sessiz, kendi teşkilatları ile uğraşan bir parti durumuna düşmüştür.

CHP ise, eski Saadet Partili Mehmet Bekaroğlu’na umut bağlamış durumda. Ama o umudun da olmayacağının görülmesi fazla vakit almayacaktır. Şu ülkede dâhiler değil de, normal dürüst insanlarda sesini çıkarsa daha iyi olacaktır. Bu arada ekleyelim ben hiç bir zaman dahi olmadım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT