1. YAZARLAR

  2. Erdal Küçükşehir

  3. Dayak Yiyen Kobiler
Erdal Küçükşehir

Erdal Küçükşehir

Yazarın Tüm Yazıları >

Dayak Yiyen Kobiler

A+A-

                Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası rakamlarına göre bankaların kullandırdıkları kredilerde yaşanan artış hızı duraksamadan yükselmeye devam ediyor. Yılbaşında faiz üzerinden yapılan sert tartışmalara rağmen kredi artış hızını düşürmeye yönelik tedbirlere rağmen ne faiz düşüyor ne kredi miktarı. Merkez Bankası rakamlarına göre ticari kredilerde son dönemde faizler ortalama %2,4’e yakın yükselmiş durumda. Konut ve ihtiyaç kredilerinde yaşanan artışlar da aşağı yukarı aynı oranlarda fakat bizi daha çok ilgilendiren ticari krediler. Yılbaşında aylık %0,9’larla borçlanabilen kobiler için şu anda bu oran %1,4’lerin aşağısında değil ve yıllık bazda baktığınızda bu finansman maliyetinin altından kalkabilmeleri çok zor.

                Ülkemizin üretim dinamiği konumundaki kobilerin en temel sorunlarının başında finansmana erişim problemlerinin geldiğini düşünürsek kısa vadede büyük bir sorunla karşı karşıya kalacağımız gerçeğini görmek durumundayız. Bu gün itibarı ile bankalar kobilere özellikle 12 aya kadar olan vadelerde yüksek faiz uyguluyorlar. Faiz oranına tahsis ücreti sigorta ve vergilerle oranın aylık %2’leri bile geçtiği durumlarla karşılaşmak mümkün. Vade uzadıkça bu oran düşüyor ancak birçok işletmenin kâr oranlarının çok çok üzerinde faizlerle borçlandıkları gerçeği değişmiyor.

                Banka çevrelerini suçlamak sorunu çözmüyor. Zira mevduata verilen faizin %12’yi geçtiği düşünülürse kredi faizlerinin düşmesini beklemek iyimserlikten öteye gitmiyor. Bankacıların bir çoğunun da yaklaşan problemi gördüğünü söyleyebiliriz. Zira sorunlu hale gelmeye başlayan kredilerin tıkanmadan tekrar yapılandırılarak sorunların ötelendiğini herkes konuşuyor. Sat geri kirala gibi yöntemler geliştirerek borcun ötelendiği yada zaman kazanıldığı herkesçe biliniyor. Özkaynak problemi yaşamayan şirketler için zaten bu oranlar açıkça kredi almayın anlamına geliyor.

                Bu noktaya nasıl gelindiğini bugün itibarı ile tartışmanın kimseye bir fayda getirmeyeceği ortada ancak Dünya kur savaşları yaşarken Fed faiz artırım kararını yılbaşında kamuoyuyla paylaşmışken faizlerin öyle yada böyle artacağı biliniyordu. Bol ve ucuz para döneminin bittiğini Fed aylar önce deklare etmişti. Türkiye bir hikaye oluşturarak sermaye akışını canlı tutabilirdi ancak bu seçeneği de iç problemlerimizle kurban ettik. Kobilerimizi bu şoklara karşı ne kadar hazırlayabildik şimdi konuşulup tartışılması gereken budur. Daha fazla zaman kaybetmeden istihdam ve ihracat rakamları ile Türk Ekonomisi’nin lokomotifi olan Kobilerin yüksek borç oranlarının yapılandırılmasına dair politikalar üretmek durumundayız.

                Bir boks maçında dayak yiyen boksöre ilk raunt sonunda antrenörü: “-Çok iyi mücadele ettin iyi gidiyorsun devam” diyor. İkinci raunt başlıyor ve değişen bir şey yok bizim boksör yine dayak yiyor. Raunt bitiyor antrenör: “-Aferin çok iyi dövüştün adamı perişan ettin neredeyse düşecekti haydi devam” diyor. Üçüncü raunt başlıyor bizim boksörün kaşı açılmış dudağı patlamış neredeyse düştü düşecek derken raunt bitiyor köşesine geliyor. Antrenör: “-Süperdin bu raunt çok iyi mücadele ettin evladım” diyor. Boksör sormuş: “-Hocam adamı hakikaten iyi dövdüm değil mi?” Antrenör de: “-Ne demek iyi dövdün perişan ettin adeta” diyor. Boksör merakla sorar: “-Hocam ben bu adamı dövdüm perişan ettim iyi de biri beni dövüyor o kim?”

                Kobiler bu gün mecazi anlamı ile dayak yiyor. Hikayede olduğu gibi kim tarafından dövüldüğünü de bilemiyor. Bir tarafta kur baskısı diğer tarafta artan borçlanma maliyetleri yetmezmiş gibi ihracat pazarlarında da problemler bir türlü azalmıyor. Oysa bu küçük ve orta ölçekli işletmeler Türk Ekonomisinin üretim gücünün neredeyse tamamını oluşturuyorlar. Yarattıkları katma değerle istihdamla Türkiye’ye yön verme gücüne sahipler. AR-GE çalışmalarından, inovasyon faaliyetlerine kadar bir çok yeniliğe imza atıyorlar. Türk Kobilerini finansman açısından daha güçlü bir yapıya ulaştırmak artık bir ekonomi politikası haline gelmek zorundadır. Orta gelir tuzağından çıkmamız ve gelişmiş ekonomiler arasında yerimizi almamız kobilerimizin güçlenmesiyle gerçekleşecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT