1. YAZARLAR

  2. Ziya Uysal

  3. Demokratik olgunluk
Ziya Uysal

Ziya Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

Demokratik olgunluk

A+A-

Gün oldu istiklâlimizi kaybettik, savaşıp tekrar kazandık. Gün oldu ekonomimiz battı, çalışıp yine toparlandık. Cumhuriyetin ilk yıllarında küçük-büyük, çok sayıda isyanlar oldu, onları da bastırdık. Tarih boyunca buna benzer daha nice tehlikelerin üstesinden geldik biz.

Ama etnik, dinsel, mezhepsel ve ideolojik bölünmeleri hiçbir dönemde ortadan kaldıramadık. Örneğin 2. Beyazıt dönemindeki, İran kaynaklı Alevi-Sünni bölünmesi, aradan geçen yüzyıllara rağmen hala devam ediyor. İran’ın bu işteki asıl amacının Türk halkını bölerek, ülkeyi ele geçirmek olduğu zaman içinde iyice ortaya çıktığı halde bu bölünmüşlük yine de sürüyor. 

Yetmişli-seksenli yıllardaki sağ-sol çatışmalarını dış güçlerin nasıl tezgâhladığını şimdi artık herkes biliyor. O günlerdeki çok yaygın olan sağ-sol çatışması da artık bu gün yok. Ama buna rağmen bu bölünmenin de halâ sürüyor olduğu ortada. Örneğin PKK Marksist, Leninist, kökü dışarda, AŞIRI SOL bir örgüttür.    

Demirtaş, eski aşırı solun  “Ezenler- ezilenler” edebiyatını bir gelenek gibi devam ettiriyor. İlginç ama ülkede halâ bu sözlere itibar edenler varmış. Sağ-sol bölünmüşlüğünün de hala sürdüğü, diğerleri gibi bunun da sürüp gideceği, HDP’nin aldığı oy artışından anlaşılıyor.   Bölücü dış güçler, etnik ve ideolojik bölücülüğün yanında dinî ve mezhepsel bölücülük için ülkemizde de sürekli fırsat kolluyorlar. Güney komşularımızda arapsaçına dönmüş olan çok parçalı terör de dinî ve mezhepsel bölücülüğün eseridir. Orada da İran kaynaklı Şii-Sünni  bölünmesi vardır. Bölücülüğüyle ünlü bazı ülkeler, “Tarih boyunca insanların en çok din ve ideolojileri uğruna öldüğünü”, bu tür bölünmenin daha kalıcı olduğunu keşfetmişlerdir. Din ve mezhep farklılıklarının sürekli kaşınması, dini konulardaki görüş ayrılıkları yüzünden bazı din adamlarının birbirini kâfir ilân edecek kadar işi ileri götürmesi halkı bölüyor. Ne yazık ki bu konularda gelişen bölünmeler de din yaşadıkça dinle birlikte yaşıyor. Şeyh-ül İslâmlığın birleştirici dinî otoritesi zayıfladıkça Osmanlı dahi gerilemiş ve yıkılmıştır. Son yıllarda bu tür bölücülük, ülkemizde de tekrar ve sinsice sahnelenmeye çalışılmaktadır.  Diyanet teşkilatı daha da güçlendirilmelidir. Diyanet, görüşüne herkesin itibar ettiği, dini bakımdan halkı her konuda, sürekli ve daha etkin aydınlatan, dinî ihtilaflarda son noktayı koyan bir dinî otorite haline getirilmelidir. Din birliğinin korunması için bu gereklidir. Aksi halde halkımızı birleştiren en önemli unsurlardan biri olan din kardeşliği de kalmayabilir.

 

Dinî konularda Diyanete değil, bazı Arap ülkelerinin dinî görüş ve uygulamalarına özenen insanımız çoğalmaya başladı. Allah korusun, ileride birbirini Müslüman bile saymayan bazı hocalarımızın taraftarları arasında, din adına sıcak çatışmalar bile olabilir. İslâm tarihinde ve çevremizdeki İslâm ülkelerinde bunun örnekleri çoktur. IŞİD terör örgütüne Konya’dan bile katılanların olması düşündürücüdür. IŞİD’e katılan vatandaşlarımız, yarın kâfir diye namluyu halkımıza doğrultur veya saygın hocalarımızı tehdit ederse şaşırmayalım.  

Sonuç olarak şu anlaşılıyor ki, bu bölünme ve farklılıkların sürekli yenileri gelecektir. Bunu  tamamen önlemenin, mevcutları oradan kaldırmanın da imkânı yoktur. İleri demokrasiler halkı eşit vatandaşlık ve demokrasi değerlerinde birleştiriyor. Vatandaşlarının farklılıklarını koruyarak, halklarını birlik içinde, huzurlu yaşatabiliyor. Bunu biz de başarabiliriz. Her ne konuda olursa olsun bütün farklılıklarımızı olgunlukla karşılama kültürü aslında bizde mevcuttur. Müslüman ve Hristiyanların birbirinin kutsal günlerini tebrik etmeleri bunun bir örneğidir. Benzer davranışların meşru olan her farklılık için, herkese gösterilmesi, bölücülerin çanına ot tıkayacaktır. 

Allah, adaleti uygulamayan toplumları cezalandırır. Asıl tehlike bu konudadır. Adalet, bir gün dağda- bir gün şehirde, nerede görev verilirse orada, sürekli terör suçu işleyip duran teröristleri sokaklarda tazyikli suyla serinletmek değildir. Onları zarar veremez hale getirmektir. “Mazlumlar için yaşasın adalet!”

Allah’a emanet olunuz.    

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT