1. YAZARLAR

  2. Nurullah Çetinkaya

  3. Dershane Komedyası
Nurullah Çetinkaya

Nurullah Çetinkaya

Yazarın Tüm Yazıları >

Dershane Komedyası

A+A-

“Sakın ha bu dershanelere yavrularınızı göndermeyin, devlet okullarına gönderin, başka yere de göndermeyin, çünkü bunların hepsi SÜLÜK gibi emiyorlar…”

Yukarıdaki sözler Sayın Başbakan’ın 27 Şubat’ta Uşak mitinginde yaptığı konuşmanın dershanelerle ilgili bölümünde sarf ettiği, insanın yüreğine hançer gibi saplanan sözler… Bir dershane öğretmeni olarak bu sözleri duyunca başta inanamadım.

Sayın Başbakan beni ve benim gibi emekçi meslektaşlarımı bir anda halkın kanını emen sülüklere benzetmişti. En az yüzde 70’i evladını dershanelere gönderen Uşaklılar bu sözlerden sonra çılgınlar gibi alkışlamaya başladı. Aynı konuşma Konya’da olsa yine alkış alırdı eminim. Ve haftada en az birkaç kere öğretmenler odasına gelip, “Aman hocam, benim çocuk size emanet, okulda bir şey öğrenemiyor, siz bari ilgilenin” diyen velilerimiz de alkış tutanların en başında olacaktı belki de.

76 milyonun başbakanı olmak için yola çıkan ve on yıldır o makamda duran bir siyasetçinin toplumun belli bir kesimini aşağılayarak oy kotarmaya çalışmasıydı beni şaşkına çeviren. Çünkü demokrasilerde başbakan, sadece kendisine oy verenlerin değil tüm ülkenin başbakanı olmalıydı. Ama işin içine çıkar çatışması girince demokrasinin ne önemi vardı ki?

Cemaatle yıllarca içli dışlı olan iktidar, cemaatle giriştiği rant kavgasına hiç suçu olmayan emekçileri de dahil edip onların ekmek kapılarını kapatacağını halka ballandıra ballandıra anlatıyor ve Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinde eğitim alıp öğretmen olmaya hak kazanan 53 bin öğretmeni kan emici olarak niteliyordu.

“…Hem özel okula para hem de dershaneye para, hep para, money, money, money!” diye devam etti sözlerine Sayın Başbakan. Aslında kendisiydi dershaneleri özel okullara çevirmeye çalışan ama aynı cümlede özel okulları da yerden yere vuruyordu. Ve para, para, para demeye çalışırken bir anda dili sürçüp money, money, money deyiveriyordu.

Her zaman dediğim gibi, dershaneler bir ihtiyaç sonucu ortaya çıkmış kurumlardır. Mevcut eğitim ve sınav sistemi dershanelerin yıllar önce ortaya çıkmasına ve bugüne kadar devamına neden olmuştur. Devlet okullarında çeşitli sebeplerden dolayı eğitim eşitsizliğine maruz kalan veliler, öğrencilerini dershaneler aracılığıyla takviye ederek daha başarılı olmalarını amaçlamışlardır. Yani dershaneler okullara alternatif kurumlar olmayıp yardımcı kurumlardır. Doğal olarak her özel girişim gibi dershanelerde hizmetleri karşılığında belli bir ücret alarak kurumun devamını sağlamak zorundadır. Şimdi biz emekçileri “sülük” olarak değerlendiren Sayın Başbakan’a, “madem amacınız halka hizmet niçin ayda 20 bin liraya yakın maaş alıyorsunuz?” desek acaba cevabı ne olur? Dershaneleri yuhalayan halka, yandaş medya patronlarına, kiralık kalemlere aynı soruyu sorsak: “Madem biz sömürücüyüz, siz neden yaptığınız işin karşılığında para alıyorsunuz?” desek çok mu tepki çekmiş oluruz?

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 27 Şubat’ta mecliste yaptığı konuşmada; “Türkiye’de 3.550 dershanenin olduğunu, bu dershanelere 1 milyon 2 yüz bin öğrencinin devam ettiğini ve dershanelerde 53 bini öğretmen olmak üzere 67 bin kişinin çalıştığını” belirtmiştir. Hiçbir dershane vatandaşın başına silah dayayıp kayıt almaz. Eğer ülkemizde 1 milyon 2 yüz bin

öğrenci dershanelere gidiyorsa yani 1 milyon 2 yüz bin veli dershanelere para ödüyorsa öncelikle yapılması gereken dershanelere çamur atmak olmamalı. “Bu insanlar okullar varken neden bu kurumlara para veriyor?” diye sorulmalı. Zaten bu soruya cevap verilerek milli eğitimdeki aksaklıklar giderildiğinde dershanelere olan ihtiyaç da azalacak, belki de tamamen ortadan kalkacaktır. Ama eğitim sistemindeki hastalıklar tedavi edilmeden bu sistemin en önemli organlarından biri kesilip atılırsa bu eğitimin hayrına değil zararına bir davranış olacaktır.

Postmodern darbe olarak adlandırılan 28 Şubat’ın yıl dönümü olan bu günlerde, fişlenmekten, dışlanmaktan, aşağılanmaktan, saf dışı bırakılmaktan şikâyet edenlere, dershane öğretmenlerine “sülük” diyerek aynı şeyi yaptıklarını hatırlatmak gerek. Ama filler tepişirken çimlerin sesini kimse duymaz maalesef… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT