1. YAZARLAR

  2. Muzaffer Kırmacı

  3. Dersimiz Osmanlıca
Muzaffer Kırmacı

Muzaffer Kırmacı

Yazarın Tüm Yazıları >

Dersimiz Osmanlıca

A+A-

            Sözümün arkasındayım. Daha önce de söylemiştim, yine söylüyorum.

Türkiye’de iktidar problemi yok. Türkiye’de muhalefet problemi var. Bazı arkadaşlar bu lafımdan yine işkillenecekler ya, varsın işkillensinler. Adım kadar eminim ki, onlar da bunun farkındalar. Erkekliği elden bırakmayacaklar ya. “Kan kussak da kızılcık şerbeti içtik diyeceğiz.” Anlayış bu.

Ayrıca hükümet muhalefeti çok iyi tahlil etmiş. Kutlamak lazım. Ne söylersem ne cevap alırım. Nasıl hareket edersem, onların reaksiyonu ne olur. Nasırlarına bastığım zaman ne kadar cazgırlık yaparlar. Hükümet bütün bunları çok iyi biliyor. Onun için de zaman-zaman muhalefetin önüne yemi atıyor, karşıya geçip seyrediyor olup biteni.

Osmanlıca da bu yemlerden birisiydi sanırım. Daha yere düşmeden muhalefet gagalamaya başladı bile. Muhalefeti destekleyen halka sorsanız, onların cevapları daha mantıklı, daha akılcı, daha medeni, daha siyasi, daha realist. Yani şunu demek istiyorum: Muhalefet kendisini destekleyen halkın diline bile ters düşüyor. Halkın dilinden anlamıyor.

Osmanlıca zorunlu ders olarak okutulsun mu, okutulmasın mı?

Olabilir de, olmayabilir de. Tartışılır. Yararlı olduğuna kanaat getirilirse okutulur, gereksiz görülürse okutulmaz. Ben işin o tarafında değilim. Muhalefet hükümetin her dediğine karşı çıkacak ya. Buna da karşı çıkması gerekiyor. Bunun için de konunun siyasi muhtevasını bir kenara bırakıp, bilimsel verilerle karşı çıkmak yerine içgüdüsel tepkiler vermeye başlayınca film kopuyor. O zaman da yapılan iş muhalefet etmek olmuyor.

Benim kadim, vefalı, kadirşinas “Muhalif” okuyucum da tam bu kafadan. Şartlanmış. Ben ne dersem,  illa ki karşı çıkmak zorunda. Tam klasik muhalif. Fikirlerimi beğenmeyebilir. Ama bir de hakaret etmese ya. Ağzı da bozuk. Hem de iftiracı. Beni kendi kafasında yarattığı kalıbın içine sokmak için çok çaba harcıyor. Biraz da korkak.  Kaçak güreşmeyi seviyor.  Ben fikirlerimi delikanlıca söylüyorum. O ise “Muhalif” mahlasını kendisine sütre yapmış.

Osmanlıca’yı okutursak Orta çağın karanlıklarına gidermişiz. Arkadaşlar böyle söylüyor. İngilizce’yi okuduk da çağdaş mı olduk? Fransızca ile Almanca ile fezaya mı çıktık? Hayır,  illa da okutulsun diye demiyorum. Adamlardaki korkuyu anlatmak için söylüyorum. Hazır Cumhurbaşkanlığı Sarayı da yapılmışken, Recep Tayyip Erdoğan’ı padişah ilan ederiz olur biter. Bunları demeye getiriyorlar.  Korku pompalayarak insanları AKP’den kaçındırmaya çalıştıkça tersi oluyor. Halk bir fazla güvenmeye başlıyor. Seçimin neticeleri ortada.

Demek ki, sazanlığa gerek yokmuş. İnsanlara korku salarak siyaset yapınca, prim yapmıyormuş. Bunları anlamaları için daha ne kadar zaman geçmesi gerekiyor acaba?  Muhalefet vebal altında.  Hem muhalifim diyeceksin, hem de muhalefet etmeyi bilmeyeceksin. Muhalefet etmenin parazit olmadığını, muhalefet etmenin olur-olmaz her yerde cazgırlık yapmak olmadığını, iktidarın her dediğine karşı çıkmakla muhalefet sorumluluğunun yerine getirilemeyeceğini birilerinin bunlara hatırlatması gerekiyor.

Ama maksat “Dostlar alışverişte görsün” diyerek, günü kurtarmaksa ona da bir diyeceğim yok. Bunlar da demek ki, yoğurdu böyle yiyorlar.

Afiyet olsun…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum