1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

  3. Dini doygunluk veya durumu bilememek
Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

Yazarın Tüm Yazıları >

Dini doygunluk veya durumu bilememek

A+A-

Yaşları seksene yaklaşanlar iyi bilirler. Onların çocukluk günlerinde insanlar için en önemli mesele; ibadetler, Kur’an tilâveti, Mevlid okunması ve camilerdeki va’zlar idi. Küçük çocukların birbiriyle en sık konuştukları mesele, ramazanda kimin hangi camide “Mukabele” okuduğu ve kimin nerede nasihat ve va’z ettiği gibi meseleler idi. Bugünün gencine ve orta yaşlısına bunu anlatmak zordur. Çünkü bugün büyük çapta doygunluk ve umursamazlık mevcuttur. Öyle ya, mahallenin bir sokağında veya biraz geniş bir “Harımda” oyun oynayan çocuklar, işi gücü bırakıp bunları mı konuşacaklar? Doğrusu bugüne göre bu mesele biraz tuhaf gelebilir. Aynı döneme ait bir başka haber versek, şimdilerde yollarda araçtan geçilmeyen caddelerde gününü geçiren insan söyleyeceğimiz sözü tuhaf bulabilir; Şerafettin camiin doğusundaki geniş alanda müşteri bekleyen bir veya iki taksisi vardı Konya’nın. Demek istediğimiz şudur; dünü öğrenip, anlamağa çalışırken, bugünün malzemesini kullanmak bizi yanlışa götürür.

Neden “Din” ve “İslami Hayat” bu kadar cezp edici idi? Çünkü şehir merkezindeki çarşıda sadece Kapı camii ve Aziziye camii açıktı. Diğerleri kapalı idi. Mahallelerde de büyük camilerin önünde nöbet tutan silahlı askerler vardı. Sanki içeride askeri bir depo vardı ve bu er onu bekliyordu. Şehirde en büyük dini tezahür namaz olduğuna göre, okulunda dini öğretim ve eğitim görmeyen çocuk için, açık olan camilerdeki faaliyetler de önemli idi. Mevlid meclisleri daha çok ilgi çekerdi. Şimdi düşünürüm, acaba bize Mevlitte verilen “ birkaç piynir şekeri” mi bizi çekmekte idi? Bu soruya hemen hayır cevabını veririm. Çünkü o kadar küçük bir ikram her zaman için bulunan bir şeydi. Yani herkesin evinde dura dura kurumuş bir “piynir şekeri” elbette vardı.

Şimdi günümüze bakalım: Konya’da İmam Hatip Okulu yirmi bin, Yüksek İslam Enstitüsü ve İlahiyat Fakültesi ise on bini aşkın mezun vermiş. Bunların büyük bir bölümü şehrimizde yaşlandılar. İçlerinde Babalar, anneler; babaanneler, anneanneler, Dedeler bulunmakta. Nazari olarak şu s kadar mahallemize bu insanları dağıtırsak yapacakları görev zaman aralığı bakımından çok seyrek olacaktır. Hele camilerimize onları dağıtırsak bir kişiye aylar sonrasında görev sırası gelecek. Özel dersler, toplantılar, tebliğler, irşadlar, sohbetler, va’zlar çoğu kere bu mezunlarımızdan çok başkalarınca yapılmaktadır. Sebepsiz doygunluk çok kötü. Ümmetin tek tek kendi görevini bilememesi, onu yapacak vasıfta hazırlanmaması ve en fenası da bu görevleri, başkalarının yapmasını beklemesi kötü bir durumdur. Allah doygunluktan ve meseleyi iyi akledememekten bizleri korusun, amin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum