Erdal Küçükşehir

Erdal Küçükşehir

Yazarın Tüm Yazıları >

Dış borcumuz

A+A-

Türkiye Ekonomisine ait konuşmalarda hep dillendirilen ama içeriği açıklanmayan dış borcumuz nedir ne değildir isterseniz beraber bakalım. Brüt Borç stokumuz 2000 yılı sonunda  118 milyar $ iken 2014 sonu itibarı ile 402 milyar $ olmuş. Bu rakamın 117 milyar $ kamuya ait iken 282 milyar $ ı özel sektörün borcu olarak gözükmektedir.(Hazine Müsteşarlığı)

Kamu borçlanırken 4 farklı yöntem deniyor. İlk yöntem olarak yurtdışında ki bankalardan belli bir vadede kredi almak. İkinci yöntem tahvil ihraç etme yöntemi. Üçüncü yöntem devletlerden borç alma yöntemidir ki bu yöntem artık kullanılmamaktadır. Son yöntem ise uluslararası kuruluşlardan borçlanmaktır. (İMF ,Dünya Bank. v.b) Son yöntem bir dönem Türkiye Ekonomisinin kabusu haline gelmişken çok şükür o günler geride kaldı.

Özel sektör ise 6 farklı yöntemle yurtdışından borçlanma yoluna gidiyor. İlk yöntem satıcı kredisi. Burada yurtdışından alınan makine ya da teçhizat gibi unsurların satıcının kredisiyle yada o ülkedeki bankaların açtığı kredilerle ödenmesi söz konusu. İkinci yöntemde özel sektör yurtdışı bankalardan direk kredi kullanmaktadır. Büyük şirketlerin bir çoğu Yurtdışında çok daha düşük faiz oranlarıyla bu yöntemi kullanmışlardır. Üçüncü yöntem Türkiye de bulunan bankaların yurtdışında ki bankalardan aldıkları kredilerdir. Dördüncü yöntem şirketlerin yada bankaların yurtdışına tahvil satarak borçlanması yöntemidir. Beşinci Yöntem Yurtdışı devletlerden borçlanmadır. Bu yöntemi bazı büyük inşaat şirketlerimiz yurtdışında aldıkları büyük projelerde kullanabilmektedir. Son yöntem Uluslararası kuruluşlardan kredi kullanma yöntemidir.

2014  yılı sonu itibarı ile borcumuz 402 milyar $ .Bu borcun kalem kalem detaylarına inildiğinde asıl problemin bankaların yurtdışındaki bankalardan aldığı kredide olduğu ortaya çıkmaktadır. Zira 2009 - 2014 arasına bakacak olursak Kamu borcu %40 artarken bu artışın neredeyse tamamı Kamu Bankalarının aldığı kredilerden kaynaklanmıştır. Özel Sektör ise aynı dönemde dış borcunu %65 artırmıştır. Reel Sektörün borcu geçen 5 yılda %10 artarken Bankaların borcu 2 katını geçmiştir. Kamu ve Özel sektöre ait bankalar son 5 yıl içerisinde yurtdışından 120 milyar $ civarında kredi kullanmışlardır. Dünya da yaşanan bol para döneminin belki de en çarpıcı örneği bu. Çok düşük faizlerle yurtdışından getirilen para yurtiçinde çok daha yüksek faizle tüketiciye ya da reel sektöre kullandırılmış.

Bu rakamlar kim için ne ifade eder yoruma açık. Belki biliyorsunuz ama bir hikaye var:

Aynı işe başvuran bir matematikçi bir ekonomist birde muhasebeciye işveren sırayla sormuş: İki kere iki kaç eder diye. Matematikçi kesinlikle dört eder derken ekonomist % 10 aşağı ya da % 10 yukarı oynayabilir ama ortalama dört eder demiş. Muhasebeci ise siz kaç etmesini isterdiniz diye işverene sormuş.

Dış borcumuzun tutarını sizde 3 farklı şekilde yorumlayabilirsiniz. Borç stoku çok artıyor diye muhalif bir duruş sergileme imkanı var. Borç stokumuz artıyor ama ülkemizin ekonomik büyüklüğüne (GSYH) oranı düşüyor dolayısıyla borcumuzun gelirimize oranı azalıyor diye olumlu bir sonuç çıkarma imkanı da var. Benim şahsi fikrim ise gelirimiz borcumuzdan daha hızlı arttığı sürece bir sorun oluşturmaz. Çünkü yurtiçinde tasarruf oranımız düşük ve bizim dış finansmana ihtiyacımız var. Kamunun yani devletin dış borcunun azalması özel sektörün ise artması da bana göre olumlu. Ancak özellikle finans sektörünün artık daha zor dışarıdan para bulabileceği dikkate alındığında umarım bu krediler yatırıma yönelik harcanmıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT