1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Disiplin Cezasına İhlal Kararı
Disiplin Cezasına İhlal Kararı

Disiplin Cezasına İhlal Kararı

Anayasa Mahkemesi, üniversite yönetimine verdiği dilekçede dile getirdiği görüşlerden dolayı disiplin cezası verilen ve bu sebeple okula devam edemeyen öğrencinin, uğradığı zararın giderilmemesi nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiğine hükmetti- Yüksek

A+A-

ANKARA (AA) - Anayasa Mahkemesi, üniversite yönetimine verdiği dilekçede dile getirdiği görüşlerden dolayı disiplin cezası verilen ve bu sebeple okula deva edemeyen öğrencinin, uğradığı zararın giderilmemesi nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, 2002'nin Mart ayında, pek çok üniversitede öğrenciler, okul yönetimlerine Kürtçe'nin seçmeli ders olarak okutulması için eş zamanlı dilekçeler verdi. İstanbul Barosuna kayıtlı serbest avukat olarak çalışan Özcan Özsoy da o dönem öğrencisi olduğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi yönetimine benzer mahiyette bir dilekçeyle başvurdu.

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, Kürtçe'nin seçmeli dersler kapsamında okutulması talebini içeren bir metni imzalayarak, üniversite yönetimine verdikleri gerekçesiyle çok sayıda öğrenci hakkında soruşturma başlattı. Üniversite yönetimince dilekçelerin, matbu bir metni içeren, değişik tarihlerde Türkiye'deki tüm üniversite rektörlüklerine verilen metinlerle aynı olduğu ve Kürt kimliğinin tanınması yönünde PKK terör örgütünce düzenlenmiş bir kampanya çerçevesinde verildiği değerlendirildi.

Üniversite yönetimine göre metinde yer alan ifadeler bir ceza soruşturmasına yol açacak nitelikte olmasa bile yasa dışı bir örgütün düzenlediği bir kampanyaya destek verme anlamı taşıdığından kanun dışı kuruluşlara yardımda bulunma suçu olarak görüldü.

Özsoy'un savunmasını alan üniversite yönetimi, öğrenciye İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığının kararıyla yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası verdi.

İstanbul İdare Mahkemesi 2004'te verdiği kararla disiplin cezasını hukuka aykırı bularak iptal etti. Karar 2008'de Danıştayca onanarak kesinleşti.

Özsoy, 3 yıla yakın süre eğitim ve öğrenim olanağının elinden alındığını ileri sürerek maddi ve manevi zararının tazmin edilmesi için üniversite yönetimine başvurdu.

Talebin kabul edilmemesi nedeniyle İstanbul İdare mahkemesinde tam yargı davası açan Özsoy, davanın reddedilmesi ve temyiz talebinin de Danıştaydan geri çevrilmesi üzerine Anayasa Mahkemesine başvurdu.

Yüksek Mahkeme, başvurucuyu haklı buldu ve eğitim hakkının ihlal edildiğine hükmederek, 30 bin lira tazminat ödenmesini kararlaştırdı.

Kararda, demokratik bir toplumda insan haklarının sağlamlaşması ve devamı için eğitim hakkının vazgeçilmez olduğu vurgulandı. Buna karşın eğitimin mutlak ve sınırsız bir hak olmadığı belirtilen kararda, niteliği gereği bazı düzenlemelere tabi olduğu anlatıldı.

- "Devlet belli bir takdir alanına sahip"

Eğitim kurumlarını düzenleyen kuralların, toplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitimin farklı düzeylerine has özelliklere göre değişiklik gösterebileceği ifade edilen kararda, bu nedenle devletin bu konuda yapacağı düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına sahip olduğunun kabul edilmesi gerektiği kaydedildi.

Kararda, bu nedenle eğitim hakkının, esas itibarıyla kurallara uyulmasını sağlamak amacıyla bir eğitim kurumundan uzaklaştırma veya çıkarma dahil olmak üzere disiplin tedbirlerine başvurmayı engellemeyeceği aktarıldı.

Disiplin cezalarının, gerek öğrencilerin gelişiminin gerekse de bir okulun amaçlarına ulaşmasını sağlayacak araçların önemli bir parçası olduğu belirtilen kararda, bu tip tedbirlere başvurmanın demokratik toplum düzeninin gereklerinden olduğunun açıkça ortaya konması ve uygulamanın Anayasa'da yer alan diğer haklarla ters düşmemesi gerektiği ifade edildi.

Kararda ayrıca şu değerlendirmelere yer verildi:

"Somut başvuruda başvurucu, ifade özgürlüğünü kullanması nedeniyle yükseköğretim kurumundan çıkarılmıştır. Davanın koşulları ışığında ve yukarıda belirtilen nedenlerle böylesine bir disiplin yaptırımının uygulanmasının demokratik toplum düzeninde gerekli olduğu söylenemez. Nitekim İdare Mahkemesi de başvurucunun eylemini ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirerek işlemi hukuka aykırı bulmuştur.

Söz konusu yaptırımın derece mahkemeleri tarafından iptal edilmesine rağmen iptal tarihine kadar başvurucu altı dönem kaybetmiştir. Başvurucunun tazminat talepleri ise okul yönetimi ve mahkemelerce, idarenin tazminat sorumluluğuna yol açacak ölçüde önemli bir hukuki yanlışlık ve ağır bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Dolayısıyla başvurucu daha sonra okuluna dönebilmiş olsa bile maddi ve manevi zararları telafi edilmediğinden başvurucunun mağduriyeti devam etmiş, iç hukuktaki yargılamanın sonucu da başvurucunun mağduriyetini telafi edememiştir."

Kararda, bu gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 26. maddesinde korunan ifade özgürlüğünü kullanması nedeniyle üniversiteden uzaklaştırılmasının, Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlali niteliğinde olduğu kaydedildi.

Kararda, 5 yıl 8 aylık yargılama süresinin de makul olmadığı belirtildi. Başvurucuya ödenecek 30 bin liralık tazminatın 6 bin lirasının makul sürede yargılanma hakkının ihlali, 24 bin lirasının eğitim hakkının ihlali nedeniyle manevi tazminat olarak ödeneceği bildirildi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT