1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. DOĞA SEVDALISI GENCE – POLİS KÖPEĞİ MİSİN?
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

DOĞA SEVDALISI GENCE – POLİS KÖPEĞİ MİSİN?

A+A-

Tepeden aşağı doğru sallandığımda, Meram eski atış poligonunda gençlerin bir tepecik üzerinde bayrak dikişine şahit oldum. Gençler dağ bisikletçileri imiş ve bu yolu parkur olarak kullanıyorlarmış. Bu yolun dağ bisiklet sporu için pek uygun olmasa da “başka çarelerinin” olmadığını söylediler.

Yürüyüşümün can alıcı tarafı burası idi. Bu yolu sürekli güzergâh olarak kullanan gençler her defasında bayrak direğinin yerde olduğunu farkederler ve kendi paralarıyla satın aldıkları bayrağımızı bu direğe çekerlerken üstlerine gelirim. Yaşları 13-23 arasında olan 6 gencin (23 yaşında Yunus, Muhammed, Onur, Enes, Yasin ve 13 yaşında ki Eyüp), “vatan, bayrak, iman” sevincini görmek tarifi çok zor duygular yüklüyordu. Bağımsızlığın ve vatanı olmanın sembolü bayrağımızı kuş uçmaz-kervan geçmez bir yerde göndere çeken bu 6 genç adama ne söylesek azdır.

Pazar günü sabah kahvaltımı yaptıktan sonra spor için içimden Meram orman alanında yürüyüş yapmak geldi. Son duraktan başladığım stabilize, tozlu, sağı solu kısmen düzenlenmiş, bazı yerleri çimlendirilmiş yolda devam ettim. Yolun etrafında aileler erkenden piknik yapmaya gelmişler. Herkes yeme peşinde iken yaklaşık 15 km’lik güzergâhta sadece bir kişiye sağlık için yürüyorken rastladım.

Yüzlerce insan dinlenme alanlarında tezgâh kurmuş, kimi çay yapar, kimi et için mangal yakar, kimisi de salata hazırlar ama içlerinden ne yazık ki yürüyüş veya spor yapan hiçbir kimseyi görmedim. Daha dün sağlık bakanı “şişmanlık ve sigara ile mücadelede başarılı olamaz isek halimiz harap” diyordu.

Yürüyüş yolun virajlı olmasına rağmen tozu dumana katarak hız yapan arabalara da ne denir ki. Bazı uygun olan yerlerde yoldan çıkarak orman içine veya otlar arasından geçtim, binlerce çalılara takılmış poşet ve kağıt parçaları; saçılmış alkollü içeceklerine rastlamam üzücü idi.

Yürüyüşüme en üstteki su deposuna, oradan da meyveye yatmış badem ağaçları, kekik kokan otlar, kır çiçeklerinden bal alan arı vızıltıları, kayalıklardan gelen kuş sesleri arasından yürümek pek keyifli idi. “Yüce dağ başında esen yel olsam, yarimle beraber gezen ben olsam” türküsünü mırıldanırken çevreyi inanılmaz derecede kirleten, yeşilin ritmini bozmuş bir fabrika atıkları huzurumu bozdu.

Yürüyüşümü tamamlamak üzere iken az evvel bahsettiğim bayrak asan spor ve doğa aşığı bu gençlerle kısa bir sohbet yaptım. Bisiklet yurdu olan Konya’da dağ bisikletine yeterince önem verilmediğinden yakındılar. İşyerlerine de giderken bisiklet kullanıyorlarmış. Şehir içinde kendini adam sayan birisinin arabasını bisiklet yoluna park ederken “neden bu yolu kapatıyorsun, kamerama çekip seni polise şikayet edeceğim” dediğinde “sen polisin köpeği misin?” ikazı almasına çok üzülmüş.

Sayın Valim, Belediye Başkanlarım, Bisiklet Federasyonu Başkanım, sivil toplum liderleri, vatanını ve doğasever Konyalım; Bu altı genci sembolik de olsa onure etmenin bir yolunu bulun. Çevreyi kirleten, arsız, ahlaksız, soysuz, densiz (daha neler) şöyle dursun, vatan-bayrak aşığı bu gençler üzerinden bir kampanya başlatalım. Denliye de densize de vatan ve çevreyi yeniden ve daha çok sevdirelim derim.

Aşağıda resmi bu gençleri yürekten tebrik ediyor, yolları ve bahtları açık olsun duasıyla selamlıyorum.


whatsapp-image-2017-05-15-at-06.33.04.jpegwhatsapp-image-2017-05-17-at-22.33.15.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

4 Yorum