1. YAZARLAR

  2. Mustafa Balkan

  3. Düşündüren cinayet
Mustafa Balkan

Mustafa Balkan

Yazarın Tüm Yazıları >

Düşündüren cinayet

A+A-

19 Haziran 2016 günü “Babalar Günü” idi.

Benim babam 25 Haziran 1981 tarihinde vefat etti. Önümüzdeki Cuma(ertesi) günü kıymetli babacığımın 35. ölüm yıl dönümünü kutlayacağım. 
Musalla Kabristanı’nda nûr içinde yatsın.
Baba Ocağı'nı tüttürmek o kadar kolay değil elbette.
Yâni sizin anlayacağının Baba Ocağı'ndan ayrılalı tam 35 sene olmuş.
Bendeniz “Babasının oğlu” birisiyim. 35 seneden bu yana duygularına hakim olan bir insan olarak rahmetli babamı, elini öpebilmek için sadece dini bayramlarda aradığımı buradan ifade ediyorum.
“ÖF” bile demediğim rahmetli anneciğim 21 Eylül 1993'te “Allah Allah” diyerek ve şehadet getirerek aramızdan ayrıldı. Onun da elini öpmek için dinî bayramlar gelip çattığında çok arıyorum. Annem okur-yazar değildi. Kur'ân-ı Kerîm'i iyi okurdu. Dört kardeştik ve dördümüzü de okur-yazar olmayan annem yetiştirdi. Onun terbiyesiyle büyüdük ve ahlâkıyla ahlâklandık. Üzerimizdeki tesiri babamızdan daha büyüktür. Her ailede olması gereken “Baba otoritesi” ise daha başka bir şey. 
Anne ve babamı dinî bayramlarda çok özlüyorum. Buradan annesi ve babası olan genç nesle ve yavrularımıza seslenmek istiyorum:
Ne'olur anne ve babanıza ÖF bile demeyiniz. Onların kalplerini kırmayınız. Kıymet ve değerlerini şimdi değil, sonra anlarsınız da o zaman iş işten geçmiş olur.

Tecrübeli bir büyüğünüz olarak büyüklerinize karşı saygıda, küçüklerinize karşı ise sevgide kusur etmeyiniz.
İslâm ve Kur'an ahlâkıyla ahlâklanarak yolunuzu tayin ediniz.
Kötü arkadaşlar edinmeyiniz.

 

***

Gazeteniz Pusula’nın 22 Haziran 2016 tarihli nüshasının üçüncü sayfasında yer alan

“Uyuşturucu için babasını öldürdü” başlıklı haber, şeytanların zincirlere vurulduğu bir zaman diliminde içimi acıttı!

Yirmi beş yaşında madde bağımlısı bir delikanlı öz babasının, uyuşturucu almak için para vermediği gerekçesiyle bıçaklayarak canına kıyıyor.

Ramazan-ı Şerif ayında işlenen bu cinayet son derece düşündürücü.

Yüce Kitabımız Kur’an’da, haksız yere adam öldürmek ve cana kıymakla ilgili dikkat çekici ve Müslümanları uyarıcı âyetler var:

 “Kim bir canı haksız yere öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur.” (Mâide/32)

“Allah’ın haram kıldığı canı, haklı/meşru (bir sebep) olmadıkça öldürmeyin.” (İsrâ/33)

“Kim bir mü’mini kasten öldürürse, onun cezası, içinde ebedî kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiştir. Ona büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisâ/93)

“Onlar Allah’ın haram kıldığı canı, haksız yere öldürmezler. Zina etmezler. Kim bunları yaparsa, cezasını bulur.” (Furkân/68)

Hz. Muaviye  Hz. Peygamber (S.A.V.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Her günahın Allah (C.C.) tarafından affı beklenebilir. Ancak kâfir olarak ölen ile bir Müslümanı haksız yere öldüren kimseler hariç.” (Hakim)

 

***

Dünyada 243 milyon kişi uyuşturucu kullanıyor. Türkiye’de de madde bağımlısı insanların sayısı her geçen sene artarak ve yaşı da küçülerek çoğalmakta.  2014’de 648 kişinin uyuşturucudan dolayı hayatını kaybettiği bir ülkede, tehlike çanları bizim için çalıyor.

Madde bağımlısı insanlarını yoğunlukta olan iller arasında Konya’nın üçüncü sırada yer alması dolayısıyla TBMM nezdinde, gereken önlemlerin alınması amacıyla meclis araştırması açılması için geçtiğimiz günlerde önerge veren Konya Milletvekili Mustafa Hüsnü Bozkurt’un deyimiyle; 25 yatak kapasiteli Konya AMATEM'de son 1 yılda 500 civarında hastanın ayakta tedavi görmesi, endişelerimizi daha da artırıyor.

Karatay’da bir aile uyuşturucu yüzünden mahvoldu. Ümit bağladığımız genç insanlarımız arasında olması gereken bir genç cezaevine, öz babası toprağa giderken geride kalan annenin psikolojik olarak yıkılması hepimizi kara kara düşündürmelidir.

Yeni gelen Valimiz Yakup Canbolat’tan en büyük ricamız ise; Konya’daki uyuşturucu trafiği ve kullanımını azaltma yönünde ve daha başka işlenecek cinayetleri önlemek açısından genç insanlarımızı zararlı alışkanlıklardan (sigara ve alkol dahil) uzaklaştırmak için gece-gündüz demeden seferber olmalıyız.

İnsanımıza küçük yaşlardan itibaren çevre ve spor bilinci aşılamalıyız. Onlara tasavvufun güzelliklerini öğretmeliyiz.

 

 

AZİZİM DİYOR Kİ…

“Kendisini İslamî/Tevhîdî olarak nitelendiren bazı çevrelerin Mevlâna Celaleddin Rumi ve Bediüzzaman’ı Müşrik ilân etmesi asla kabul edilemez. (مفيد Müfid Yüksel)” ‏

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT