1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Ebruyla ruhunu iyileştirdi
Ebruyla ruhunu iyileştirdi

Ebruyla ruhunu iyileştirdi

Kendi çabalarıyla öğrendiği ebruyu 21 yıldır icra eden ve yaşadığı acılardan sonra bu sanatla hayata tutunan Hülya Eroğlu, Soma'daki maden faciasının yıldönümünde "Madencilerimiz ve Ebru" isimli 13. kişisel sergisini açtı

A+A-

ANKARA (AA) - MELİKE KINACI - Ebru sanatçısı Hülya Eroğlu, yakınlarını yitirmenin yaşattığı acılardan sonra hayata ebru sanatıyla tutundu. Kendi çabalarıyla öğrendiği ebruyu 21 yıldır icra eden 56 yaşındaki Eroğlu, Soma’daki maden faciasının yıldönümü nedeniyle "Madencilerimiz ve Ebru" isimli 13. kişisel sergisini açtı.

Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü Tabiat Tarihi Müzesi'nde 9 Mayıs'a kadar ziyaretçilere açık olacak sergi hakkında AA muhabirine bilgi veren Eroğlu, ebru yapmaya başladığı gün hayatının değiştiğini söyledi.

İlk defa 1995'te televizyon seyrederken ebru yapımıyla karşılaştığını ve bu sanata adeta aşık olduğunu anlatan Eroğlu, o günden itibaren her hafta bu programı heyecanla beklediğini, bir yandan da kitaplar ve malzemeler temin ettiğini anlattı. Deneme yanılma yöntemiyle uzun vadede önemli gelişme kaydettiğini ifade eden Eroğlu, özellikle ev hanımlarına umut olmak istediğini, mücadeleyle her şeyin mümkün olabileceğini göstermeyi hedeflediğini iletti.

2002'de Kültür ve Turizm Bakanlığının ebru yarışmasına katıldığını söyleyen Eroğlu, "Bir eserim sergilenmeye layık görüldü ve ben büyük bir 'oh' çektim." dedi.

Eroğlu, bu başarısının ardından daha da cesaretlendiğini, 2003'te ilk sergisini açtığını belirtti. Serginin daha açılış günü, tabloların yarısından fazlasının satılmasını hayretle karşıladığını anlatan Eroğlu, "Ziyaretçilerin bu yoğun ilgisinden ve memnuniyetlerini dile getirmelerinden büyük mutluluk duydum. Ebru sanatını hem icra ederken, hem de ortaya çıkardığım eserlerle ilgili insanlardan olumlu cümleler işitirken, psikolojim de iyileşiyor, günlük hayatın sıkıntılarından uzaklaşıyordum." diye konuştu.

Ebrunun "terapi" etkisi olduğunu söyleyen Eroğlu yaşadıklarını, "Annemi kaybettim, babasız büyüdüm, ablam vefat etti, abim vefat etti. Onlara üzüldükçe üzülüyordum. Kederimin sonu gelmiyordu, ancak ebru benim hayatımı kurtardı. Ebruyla uğraşmaya başladıktan sonra ruhum iyileşmeye başladı ve bazı sıkıntılarımın üzerinde durmaz oldum. Ebru acımı hafifletti, yaralarımı sardı. Bu yüzden ilk sergimin adı da 'Dertlerim Çiçek Açtı' olmuştu." diyerek anlattı.

İstanbul'da açtığı ilk serginin de yoğun bir ziyaretçi akınına uğradığı bilgisini veren Eroğlu, "Her sergi, özgüvenimi ve ebru konusunda olgunlaşmamı biraz daha artırdı. 13 yılda 13 sergi açtım. Televizyon karşısında ebru öğrenmeye çalışır durumdan, sanatseverlere ebru dersi verir hale geldim. Birçok öğrencim oldu." ifadesini kullandı.

Ebrunun özel bir sanat olduğunu ve bir defa deneyenin bir daha bırakamayacağını savunan Sanatçı, "Ebru, insan gibi doğaldır. Su, toprak boyalar, esnek olduğu ve boyaların içinde asla çürüme kokma yapmadığı için gül dalı kullanırız. Damlalar homojen bir şekilde dağılsın diye fırçalar mutlaka at kılından olur. Boyalarımız suyun üstünde yüzsün birbirine karışmasın diye sığırın ödünü mutlaka koyarız." dedi.

Eserlerini, "Bir ebrunun aynısını yapmak mümkün değildir. Benzerini yapabiliriz ancak ebru bir insanın parmak izi gibi tektir." şeklinde yorumlayan Eroğlu, ebruyu keşfederek, "ibadet yapar gibi" ortaya çıkardığını belirtti.

Bir sergisinde, ziyaretçinin kendisine, "Serginiz çok güzel ama başörtünüz olmamış. Başınızı açmalısınız. Sanat özgürlük ister." dediğini aktaran Eroğlu, bu olaydan çok etkilendiğini, kadınların böyle yanlış tepkilere maruz kalmamaları için aslında ne kadar özgür ve üretken olduklarını göstermeleri gerektiğini bildirdi. Ebru yapacakların mutlaka bir hedeflerinin olması gerektiğine değinen Eroğlu, "Ben başörtülü bir hanımın eve kendini kapatmak zorunda olmadığını, isterse neler yapabileceğini göstermek istedim." dedi.

"Madencilerimiz ve Ebru" sergisinin de çeşitli temalarda 90 tablodan oluşturduğunu dile getiren Eroğlu, şunları kaydetti:

"Tabloların çoğu Soma faciasını, madencilerin ve ailelerin hayatını yansıtan görsellerden oluşuyor. Bunun yanı sıra, Peygamber Efendimizin kokusunu simgeleyen gül, Allah'ın tekli̇ği̇ni̇ sergileyen lale çalışmalarım da var. Ayrıca içinde bulunduğumuz günler itibariyle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 1 Mayıs İşçi Bayramı, Anneler Günü, Kutlu Doğum Haftası gibi konuları da işledim."

Sergiyi, Soma faciasını anmak, toplumda yeniden farkındalık yaratmak gayesiyle açtığını belirten Eroğlu, Soma faciasına ithaf ettiği eserlerden elde edilecek geliri, Soma'daki vakıflara, derneklere bağışlamak istediğini bildirdi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT