1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Fetö "Güvenlik Terimleri Sözlüğü"ne Girdi
Fetö "Güvenlik Terimleri Sözlüğü"ne Girdi

Fetö "Güvenlik Terimleri Sözlüğü"ne Girdi

İçişleri Bakanlığı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığınca "Güvenlik Terimleri Sözlüğü" hazırlandı- Alanında uzman akademisyen ve araştırmacıların yanı sıra müsteşarlık personelinin katkısıyla hazırlanan sözlükte, "uluslararası terör örgütü" olarak nitel

A+A-

ANKARA (AA) - SARP ÖZER/SİNAN USLU - Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığınca, alanında uzman akademisyen ve araştırmacıların yanı sıra müsteşarlık personelinin katkısıyla hazırlanan "Güvenlik Terimleri Sözlüğü"nde, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) ilişkin detaylı bilgilere yer verildi.

İçişleri Bakanlığı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığınca "Güvenlik Terimleri Sözlüğü" hazırlandı.

Mart ayında ilk baskısı yapılan kitabın ön sözünü yazan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, küreselleşmenin de etkisiyle güvenlik bilimlerinin çalışma alanına devletlerin güvenliğinin yanı sıra bireyin ve sosyal grupların da girdiğini belirtti.

Böylelikle güvenliğin zamana, mekana ve aktörlere göre değişen bir görünüm kazanmaya başladığını bildiren Soylu, "Hem derinleşen hem de genişleyen güvenlik çalışmaları bu alanla ilgili kelime, terim ve kavramların da zaman içinde artmasına ve güncellenerek değişimine neden olmaktadır." ifadesini kullandı.

Güvenliğin dili ve bu alanda kullanılan kavramların gelişip değiştiğini belirten Bakan Soylu, şunları kaydetti:

"Kavramların doğru olarak kullanılması fikirlerin netleşmesi, benzerlerinden ayrıştırılması açısından oldukça önemlidir. Kavramlar doğru bir şekilde anlaşılmadan veya oluşturulmadan yapılacak çalışma ve analizlerin doğru tespit ve sonuçlar üretmesi oldukça zor olacaktır. Güvenlik alanındaki temel ve güncel terim ve kavramları multi disipliner bir yaklaşımla ele alan bu sözlük çalışması, güvenlik birimlerinde görev yapan personelimiz kadar bu alana ilgi duyan okurlar ve araştırmacılar için de bir referans kaynağı olması amacıyla hazırlanmıştır."

- Sözlükte 564 madde var

Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu da sözlükteki "Takdim" bölümünde, sözlüğün kriminoloji, sosyoloji, siyaset bilimi, kamu yönetimi, ilahiyat, tarih, hukuk, iletişim, uluslararası ilişkiler gibi alanlardan akademisyenler ve güvenlik sektöründe çalışan uzmanlardan oluşan geniş bir yazar kadrosu tarafından oluşturulduğunu anlattı.

Çalışmanın amacını, "Güvenlik alanında kullanılan ve karşılaşılan kelime, terim ve kavramların sosyal ve siyasal bilimler ışığında tanımlanması ve açıklanması" ifadesiyle açıklayan Dervişoğlu, sözlükte 564 maddenin olduğunu bildirdi.

Çalışma kapsamında incelenen kavramların birbiriyle örtüşen yedi farklı kategoriden oluştuğunu aktaran Dervişoğlu, ilk kategoride hukuki kavramların, ikinci kategoride terör örgütlerinin, üçüncü kategoride terör eylemlerinin, dördüncü kategoride siyasal ideolojilerin, beşinci kategoride dini kavramların, altıncı kategoride güvenlik alanında gündeme gelen ulusal ve uluslararası kurumların, son kategoride ise sosyal, siyasal ve suç bilimi alanına dair genel kavramların, tarihsel olayların ve süreçlerin yer aldığını kaydetti.

Sözlüğün alanında uzman akademisyen ve araştırmacıların yanı sıra müsteşarlık personelinin de katkısıyla hazırlandığını belirten Dervişoğlu, güvenlik kuruluşlarından gelen görüş, değerlendirme ve önerilerin de çalışmanın son şeklini almasında etkili olduğunu ifade etti.

- Terör örgütlerine ilişkin detaylı bilgi

Bazı kavramların örnekleriyle anlatıldığı sözlükte, ajan provokatör, akil insanlar, algı yönetimi, beyin yıkama, kripto, etki ajanı, karşı istihbarat, milli alarm sistemi gibi kavramların ayrıntılı tanımlamaları yapıldı.

Terör örgütü PKK ve uzantılarına ilişkin bilgilere yer verilen sözlükte, FETÖ/PDY, DHKP-C, TİKKO, Boko Haram, Hizbullah, Hizb-ut Tahrir gibi birçok terör örgütüne ilişkin detaylı açıklamalar yer aldı.

FETÖ/PDY'nin kuruluşu, hedefi ve mevcut durumuna ilişkin bilgilere yer verilen sözlükte, örgütün, elebaşı Fetullah Gülen tarafından 1970'li yıllarda vaaz, sohbet, seminer, konferans gibi faaliyetlerle insanları etrafında toplayan dini motifli oluşum olarak ortaya çıktığı hatırlatıldı.

Örgütün, bünyesindeki vakıf, okul ve dershaneleri kullanarak ideolojisine bağlı gençlerden oluşan taban oluşturmayı, devlet kurumlarına sızarak devletin tüm karar ve uygulama mekanizmalarını kontrol altında tutmayı, örgütsel menfaatleri her türlü değerin üzerinde tutarak örgüt ideolojisini hakim kılmayı, bölgesel ve küresel bağlamda uygulanacak iç ve dış politikalarda belirleyici ana unsur olmayı, sadece Türkiye'de değil, dünyadaki tüm Müslümanların ruhani liderliğine ulaşmayı amaçladığı belirtildi.

FETÖ/PDY'nin, kullandığı taktik ve yöntemler, "tedbir ve takiye yoluyla gizliliği esas alarak hücre yapılanması şeklinde organize olmak, bünyesinde bulunan vakıf, okul ve dershaneleri kullanarak yapıya mensup insan kaynaklarının nicelik ve niteliğini artırmak, devlet hiyerarşisini bozarak yapı içindeki hiyerarşiyi esas almak, sahip oldukları kadrolar ve basın yayın organları marifetiyle siyasi ve ekonomik istikrarı bozmak, illegal yollardan elde edilen gizli bilgi ve belgeleri örgüt lehine propaganda amaçlı servis ederek algı operasyonları yürütmek, medya, finans ve birçok iş kolunda yürütülen faaliyetlerle temel yapıyı güçlendirmek" şeklinde özetlendi.

- FETÖ/PDY'nin deşifre olmaya başlaması

Mutlak gizliliği esas alarak hücre yapılanması şeklinde teşkilatlanan FETÖ/PDY'nin, kod adları kullanarak, "tedbir" adı altındaki uygulamalarıyla istihbarat örgütü gibi hareket edip, devlet kadrolarını ele geçirmeye çalıştığı kaydedildi. Uzun yıllar gizlilik stratejisi sayesinde devlet içinde kamufle olan örgütün gizli ajandasının, 7 Şubat 2012'de MİT görevlileri şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldığında gün yüzüne çıkmaya başladığı kaydedildi.

Bu tarihten itibaren siyasi hedeflerini gerçekleştirmek adına devletin çeşitli kurumlarına sızan elemanları maharetiyle hükümete karşı birçok yasa dışı faaliyet gerçekleştiren örgütün, Türkiye Cumhuriyeti'nin başta yürütme organı olmak üzere yargı ve yasama organını ele geçirme amacıyla birçok faaliyette bulunduğu aktarıldı. FETÖ/PDY'nin, 17 ve 25 Aralık 2013'te, hükümete karşı yürüttüğü organize darbe girişimiyle birlikte örgütün emniyet, adli ve idari kurumlara sızan üyelerinin deşifre olduğu hatırlatıldı.

Örgütün, 17 ve 25 Aralık'ta başlayan ve akabinde İzmir Liman İşletmesi, Van merkezli İHH yardım tırlarına yönelik operasyonlarıyla devam eden süreçte, yakınları üzerinden bazı hükümet üyeleri hedef alınarak yürütülen algı operasyonlarıyla demokratik yollarla seçilen hükümeti yıpratmayı ve nihayetinde düşürmeyi amaçlayan bir darbe girişiminde bulunduğunun açığa çıktığı kaydedildi. Yaşanan gelişmelerin ardından devlet ve hükümet eliyle FETÖ/PDY'ye karşı mücadele kapsamında alınan tedbirler ve yargının söz konusu örgüte yönelik gerçekleştirdiği soruşturmalar neticesinde, örgütün kamu kurumlarındaki üyelerinin deşifre olmaya başladığı belirtildi.

- 15 Temmuz darbe girişimi

FETÖ/PDY'nin, siyasi ve idari kurumlar marifetiyle hedeflerini gerçekleştirme imkanını yitirmesinin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri içine sızan örgüt üyelerini harekete geçirdiği ve 15 Temmuz 2016'da darbe girişiminde bulunduğu hatırlatıldı.

Darbe girişiminin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısı üzerine Türk halkının darbe karşıtı gösterilerde bulunması, TSK'nın çoğunluğunun karşıt duruşu, siyasal partilerin dayanışmasıyla kısa sürede bertaraf edildiği ifade edildi. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Milli Güvenlik Kurulu tavsiyesiyle Bakanlar Kurulu tarafından olağanüstü hal (OHAL) kararı alındığı ve FETÖ/PDY'ye karşı topyekün mücadele sürecine girildiği belirtildi.

FETÖ/PDY, "uluslararası terör örgütü" olarak nitelendirilirken, örgütün elebaşı Fetullah Gülen ve üst düzey örgüt yöneticilerinin ABD'de yaşadığı, Türkiye'nin, örgüte karşı sürdürdüğü ulusal ve uluslararası mücadelenin devam ettiği belirtildi.

- Terör örgütü DEAŞ'ın eleman sayısı

Güvenlik Terimleri Sözlüğü'nde, terör örgütü DEAŞ'a ilişkin bilgilere de yer verildi. 2011 sonlarına doğru ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesinin, 2010 sonrası Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'nin takip ettiği Şii yanlısı politikalarının ve Suriye'deki iç savaşın bölgedeki istikrarsızlığı artırmasının, DEAŞ'ın Suriye'de güçlenmesine neden olduğuna işaret edildi.

Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporunda, örgütün Ağustos 2014'te Suriye'de 50 bin, Irak'ta ise 30 bin elemanı olduğunun bildirildiği, Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) verilerinde Eylül 2014 itibarıyla DEAŞ'ın sahip olduğu eleman sayısının 20 ila 31 bin 500 civarında olduğunun görülmekle birlikte, aynı yılın aralık ayı itibarıyla Rusya Genelkurmay Başkanlığının, bu sayının 70 bine kadar ulaştığını açıkladığı kaydedildi.

Bölgesel aktörlerin ise bu sayının daha yüksek olduğunu ifade ettiği, bu bağlamda, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) yetkililerine göre Kasım 2014 itibarıyla DEAŞ'ın 200 bin elemana sahip olduğunun belirtildiği dile getirildi.

DEAŞ'ın eleman sayısının büyük bir bölümünün, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen ve "Yabancı Terörist Savaşçılar (YTS)" olarak adlandırılan kişilerden oluştuğuna dikkat çekildi.

- PKK'nın üssü Kandil Dağı

Sözlükte, terör örgütü PKK'nın Irak'ın kuzeyindeki üssü Kandil Dağı'na ilişkin detaylara da yer verildi.

Kandil Dağı'nın, halen PKK'lı üst düzey yöneticilerin ve örgütün birçok kampının bulunduğu, çevresiyle birlikte örgüt kontrolünde, İran/Irak sınırında, Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB) kontrolünde bulunan 3587 metre yüksekliğinde ve Zagros sıradağlarının parçası olan dağa verilen ad olduğu ifade edildi.

Büyük bölümü İran sınırları içinde kalan Kandil Dağı'nın, Hakkari'nin Şemdinli ilçesine uzaklığının yaklaşık 90 kilometre olduğu belirtildi.

Kandil'in, 1997'den sonra PKK tarafından konum ve coğrafi yapısının örgütün eylem ve faaliyetlerine uygunluğu nedeniyle merkez olarak seçildiği, terör örgütü PKK'nın önceleri Suriye'de bulunan kamplarını ve merkezini zaman içinde buraya taşıdığı, Körfez Savaşı'nın yarattığı boşluk sayesinde daha 1990'ların başında kuzey Irak'a yerleşmeye başladığı hatırlatıldı.

Örgütün, özellikle İkinci Körfez Savaşı'ndan bugüne kalıcı olmak üzere Kandil Dağı eteklerinde kamplar kurduğu kaydedildi.


Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT