Abdullah Yıldırım

Abdullah Yıldırım

Yazarın Tüm Yazıları >

Gölge oyunu...

A+A-

Gölge oyununda, esas aktörü göremezsiniz. Esas aktör arkada durur, önde göstermek istediklerini seyrederiz. Sahnede gördüklerimizin arka planını merak ederiz ama arka plan devamlı fludur. Öyle olaylar oluyor ki tam bizim ülkemize özgü bir firma çıkıyor, kendisinin ekmediği, hiç bir emek sarf etmeden sahip olduğu arazideki yüz yıllık zeytinleri kesip atıyor. 
Bu firma kim? Deniyor ki iktidara yakın. Kime yakın, iktidara oy veren kitleden farkı ne, gücü kimden alıyor? Biz bir ağacı budasak başımız beladan kurtulmazken, savcıların, hakimlerin gücü sadece bize mi yetiyor? Hükümdarlık olmadığına göre, bu imtiyazlı kişiler kim, en önemlisi arkasındaki aktörler kim? Bunlar ortaya çıkarılsa bir şey değişir mi, orası da ayrı bir konu ama demek ki her dönemde, perdenin arkasında birileri oluyor.
Bizler Türk devletine kutsal bir kurum olarak bakarken, yoksa oyuna mı geliyoruz? Bu nasıl iştir, bu kadar çapsız adamlar nasıl önemli noktalara geliyor, kıstas ne, kim kimin arkasında, neden önemli yerlere gelenlerin yanında hep birer dalkavuk geziyor, iş adamlarının yanında da, devleti yönetenlerin yanında niye bol miktarda dalkavuk var, bunları bir türlü anlayamıyoruz!
İsviçre 1914’te Alp dağlarına, hem de zirvelerine hızlı trenler çıkarırken, tam yüz yıl sonra daha yeni yeni treni yaygınlaştırırken, niye bu zamana kadar geciktik? Niye şimdi tren getirenlere, dünyanın en büyük hizmetini getiriyor gibi bakıyoruz? Çoban sülülen, Karaoğlanlar devirleri gerçekten birer, hamaset dönemi mi? Ne çok efsanemiz var? Şimdiki dönemde 20 yıl sonra efsanemi olacak, bunların hiç birinin doyurucu bir cevabını maalesef bulamayacağız. 
Çözüm süreci diye bir şey tutturmuşlar. Sanki Lozan Anlaşması gibi taraflar bir araya geliyor, günlerce süren müzakereler devam ediyor… Karşı tarafın sözcüsü Adıyaman’ın yüzkarası Sırrı Süreyya Önder, bu tarafın sözcüsü ise resmen devlet ve başbakan yardımcısı, o zaman Türkiye’de iki tane resmi devlet var, anlaşma olmazsa ne olacak? Olursa karşılığında ne verecekler, ne alacaklar? 
Ahmet Davutoğlu sert değil ama acayip sertmiş gibi konuşuyor ve hep aynı kelimeleri söylüyor, bir başbakanın 500 kelime ile konuşması son derece ilginç, birde unvanı da var, konuşmak mı istemiyor, yoksa dağarcığı bu kadar mı ilginç! 
Diğer tarafta sadece muhalefet etsin diye yılda Türk devletinden 50 Milyon TL alan MHP genel başkanın sesi çıkmıyor. Türk Milliyetçiliğini temsil eden bir partinin genel başkanı ama, yanında genellikle eski DYP ve ANAP’lı yaşlı vekillerle birlikte partiyi yönetiyor, kurtların başında ama maalesef kendisi kurt değil. Tuhaf yürümeyecek halde, ve hala genel başkan, kim tutuyor orda arka planları göremiyoruz.
Ankara’nın göbeğinde bin odalı sarayları ne yapacaksın, kimler oturacak, bu ne hırs, bunları bir türlü anlayamıyoruz, nasıl seçimlerde milletvekili olmayı anlayamıyorsak, bazılarının füze hızı ile yükselmelerini anlayamıyorsak bunu da anlayamıyoruz. . 
İzmir’de mütevazı bir caminin imamlığındar, nasıl bir f tipi yapılanmaya gittiğini, nasıl milyarlarca doları kontrol ettiğini, bir kelime ingilizce bilmezken, Amerika’da nasıl yaşadığını anlayamıyorsak bu kadar kişiyi bir araya getirmesini de anlayamıyoruz. Tek olumlu iş yolsuzluğu ortaya çıkarmasıydı ama o da, arada kaynadı gitti, milyon dolarlar kime nasıl gitti, bir türlü ortaya çıkmadı, o zaman gölgenin arkasında kim var. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT