Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

HAREM

A+A-

Cahiliyet nasıl tarif edilir ve hangi kelimelerle anlamını bulur bilemem ama hele de okumuş, kendini yüksek aydın gösteren, kendinden olmayanları da dışlayan “cahil aydınlar”dan korkmak gerek. Hani; “bilmediği gibi, bilmediğini de bilmez” derler ya, bırakın aydını aynı zamanda “kültür yobazı” kişilerden bahsediyorum.  Aydın kelimesi, bizim kültürümüzdeki “münevverin” yerini dolduramadı, zaten.

Geçenlerde Reis-i Cumhurumuzun eşleri Emine Hanım’ın “90 yıllık enkazı kaldırdık, harem bir okuldur. Kadınların hayata hazırlandığı, hayır faaliyetlerinin örgütlendiği bir eğitim yuvasıdır” dediği sözle ilgili, Sözcü den Rahmi Turan’ın bu ifadeyi tenkitle “Ne müthiş bilgiler bunlar! Ne çare ki, bizim bilgilerimiz onunkine uymuyor. Çünkü kitaplar böyle yazmıyor” tarihçiler ve güvenilir kaynaklar “Haremler, padişahların zevk haneleri ve sarayın da entrika merkeziydi” diyor. Devamen “İftira mı ediyorlar acaba? Emine Hanım’ın kastettiği okul, eğer cariyelerin eğitimi ise doğrudur. Harem odur”, diye bağlıyor.

Yine “Haremler gerçekte, padişaha ve şehzadelere “körpe kadınlar” sağlayan bir eğitim (!) merkeziydi. Yaşları 15-16 civarında olan genç kızlar, korsanlar ya da kadın tacirleri tarafından, çeşitli ülkelerden kılıç zoruyla kaçırılarak İstanbul’a getirilip satılıyordu” şeklinde ifade ederek; “Esir edilen körpe kızlar, Çemberlitaş’taki esir pazarında satışa çıkarılıyor, parası olan ağalar, paşalar onları alıp haremlerine götürüyor, en güzelleri de padişahın haremine yollanıyordu” diyor.

Hareme götürülen kadınlar yabancıydı ve Türkçe bilmiyorlardı. Çeşitli milletlere mensup, çoğu Avrupalı Hıristiyan veya Musevi kızlardı bunlar.

“Eğitime önce Türkçe-Osmanlıca dersleri ile başlanıp okuma-yazma öğretiliyordu.
Musiki, dans, raks, ahenk, işve, yürüyüş ve teganni (şarkı söylemek, makam ve ezgi ile okumak) dersleri veriliyor, padişahın (diğer haremlerde şehzadelerin) nasıl mutlu edileceği öğretiliyordu.
Padişaha nasıl davranılır?
Gözlerinin içine bakılır mı?
Hangi kokuları severler?
Terlikleri nasıl giydirilir?
Çamaşırları verilirken nasıl davranılır?
Padişah ellerini yıkarken ibrikle nasıl su dökülür?
Tüm bunların tatbiki dersleri yapılırdı” olarak haremi başka kültürlerin dilinden açıklayarak, maalesef kendi tarihine ve kültürüne ters ve anlamsız bakışını da yansıtmış oluyor. 

Feodal dönemin ilkel bir ürünü olan “Harem” Osmanlı Devleti ile birlikte yıkıldı. Kadını kölelikten kurtararak yücelten Atatürk oldu ve Cumhuriyet devrimleri, çağdaş haklar verdiği kadını erkeklerle eşitledi. Başka bir ifadeyle, kadınların bin yıllık köleliği Atatürk sayesinde bitti. Emine Hanım kusura bakmasın ama tarih böyle yazıyor, ne yapalım! Günümüzün kadınları Atatürk’e ve onun yarattığı Türkiye Cumhuriyeti’ne şükretsin. Aksi halde kölelik düzeni devam edecekti! diyerek konuyu bağlıyor.

Bu zatın harem ile ilgili zerre bilgisi olmadığı gibi, sırf tenkit olsun diye uydurma ve batılıların tabiriyle haremi büyülü, hiç girmedikleri haremi hayal mahsulü fantezilerle süslemiş yer olarak ele almıştır. Bu tiplere kültür yobazı da deniliyor.

Ardından tüm Kemalistlerin yaptığı gibi çarpıtma ifadelerle tarif ettiği haremi Mustafa Kemale bağlayarak yıktırıyorlar, kadını kurtarıyorlar. Sanki kölelikten kurtulan kadın özgürlüğünü kazandı, öyle mi? Bunu da konu uzmanları ele alsın.

Kalın sağlıcakla…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

5 Yorum