1. YAZARLAR

  2. Bayram Kabadayı

  3. HATAY’IN MOZAİKLERİ
Bayram Kabadayı

Bayram Kabadayı

Yazarın Tüm Yazıları >

HATAY’IN MOZAİKLERİ

A+A-

Tanıtım Elçileri Derneği tarafından Hatay iline gezi düzenlenmişti. Birkaç fotoğrafçı birkaç da seyahat sever arkadaşlarla düştük Hatay’ın yollarına…

Sabahın erken saatlerinde Belen Dağı'nın zirvesinden inişe geçiyor otobüsümüz ve pencereden fotoğrafçı arkadaşlar Amik Ovası'na doğru tutuyorlar. Fotoğraf makinelerini ve birkaç kare almak için.

Amik ovasında yükselen dağların, üzerlerine kondurulmuş rüzgârgülü diye bilinen enerji pervaneleri bizlere sanki el sallıyor, hoş geldiniz der gibiydiler.

Konaklayacağımız Hatay Öğretmen evine ulaşıyor ve sabahın mahmurunda Hatay sofrası farkı ile kahvaltımızı yapıveriyoruz oracıkta. Kahvaltıdan sonra otobüsümüze biniyor rehber eşliğinde Hatay’ın tarihi dokularını gezmeye başlıyoruz.

foto-(1)-004.jpg

İLK DURAK NECCAR

İlk durağımız Neccar Dağı eteklerinde bulunan ve rivayetlere göre dünyanın ilk mağara kilisesi olarak ta bilinen ''Saint PierreKilisesi"ne varıyoruz. Hatay ayaklarınızın altında kalıyor ve size güzel bir seyir hazzı veriyor Neccar Dağı etekleri...

Hatay’ı tepeden izleme faslımız bittikten sonra çarşıya iniyoruz, kafile başkanımız akşam öğretmen evinde buluşmak üzere bizi serbest bırakıyor. İlk işimiz Habib-i Neccar Camii: Anadolu'nun ilk camisini fotoğraflamak oldu. Antakya’da bulunan tarihi camii, Anadolu'da yapılan ilk camii olarak bilinirmiş, bunu öğreniyoruz cami bahçesindeki vatandaşlardan. Bir kaç fotoğrafçı arkadaşlarla Antakya tarihi evlerini fotoğraflamak için çıkıyoruz Habib-i Neccar camisinden. Dar sokaklara dalıyoruz, arkadaşlarla ucu bucağı kıvrım kıvrım ilerleyen daracık sokaklardan yürüyoruz, sanki masallardaki anlatılan sokaklar gibi, özellikle bayanlar o daracık sokaklarda oturmuşlar muhabbet ediyorlar ve biz tam da muhabbetin üzerine denk  geliyoruz.

foto-(2)-005.jpg

Kimisi Türkçe, kimisi Arapça, kimisi Kürtçe konuşuyor, değişik dillerin kullanıldığı şahane sokaklar, insanlar birbirine son derece kibar ve misafirperver davranıyorlar ki anlatamam, Bizlere çeşitli ikramlarda bulunmak istemelerinden anlıyoruz Bu güzelim insanlarının misafirperverliklerini…

Birkaç poz aldıktan sonra çıkıyoruz sokak aralarından. Çarşıya iniyoruz, birkaç terzi, ayakkabı tamircisi fotoğraflıyoruz, bir ara hoş geldiniz diye bir ses işittim, bir bayan bana sesleniyordu, bende ‘hoş bulduk dedim, gayri ihtiyarı hanımefendiye burada tarihi binalar var mı? Diye sordum, tabi ki buyurun sizi götüreyim dedi ve hanımefendi önde biz arkadaşlarla arkada bir dar sokağa girdik, sonra sokaktan açılan bir kapıyla içeri girdik, o da ne, tarihin kemerli binası karşımızda durmuyor mu, çok mükemmel bir bina, bu binada kiracı olarak yaşadıklarını öğreniyoruz Leman hanımdan. Resterasyon için mecburiyetten boşaltacaklarını bizlere söylüyorlar, Leman hanımın kendinden başka iki kardeşi daha yaşıyor bu tarihi binada (Fethiye Nezahat) bizler merakla soruyoruz burada yaşam nasıldır diye, Leman hanımın ablası Fethiye hanımefendi katılıyor muhabbete, biz burada Ezan sesi, çan sesi, ve hazan sesi ile bir arada kardeşçe yaşayıp gidiyoruz. Kimse kimseye kırıcı laf söylemediği gibi kimse kimsenin aleyhin de de konuşmuyor, kardeş gibi yaşamaya devam ediyoruz, diyor bize Fethiye hanım. Leman hanım ise tarlada çalıştıklarını söylüyor ve tarladan elde ettikleri ürünleri bizlere tanıtıyordu, arkadaşlarımızdan bir kısmı da bu Leman hanımın ürünlerinden(acılı biber sosu ve avcılı domates salçası) gezi çantalarına ilave ediyorlardı. Leman hanım ise bizleri ‘her zaman beklediklerini’ söylüyordu o kısa anı içerisinde. Sonra vedalaşıyoruz o güzel insanlardan, ayrılmak zor gelse de…

foto-(3)-003.jpg

Benim Hatay gezisinden aklımda kalan FETHİYE hanımın:

EZAN SESİ; ÇAN SESİ VE HAZAN SESİ İLE BİRLİKTE KARDEŞÇE YAŞAMAYA DEVAM EDİYORUZ cümlesiydi.

Kardeşçe bir yaşam dileği ile.

Saygılarımla.

foto-(4)-002.jpgfoto-(5)-002.jpgfoto-(6)-001.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar