1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Hayallerine pedal çeviriyor
Hayallerine pedal çeviriyor

Hayallerine pedal çeviriyor

Kırım kökenli, Çumra’nın Fethiye Köyü’nde doğan bir Tatar çocuğu Ahmet Örken. Pedal çevirmeye 13 yaşında başladı

A+A-

10 yıldır bisiklet sporunun içinde olan Ahmet Örken, şampiyonluklara pedal çeviren bir isim. Ahmet Örken, hala başarıya olan açlığının geçmediğini söylerken kendisini en iyi motive eden sözünün hocasının “Bugün bir daha yaşanmayacak” sözü olduğunu dile getirdi. Ahmet Örken’in bisiklete olan aşkı, başarısını her geçen gün basamak basamak yükseltti. 13 yaşında başladığı bisiklet sporunda 10 yıldır hayallerine pedal çevirdi. Tüm yarışlarda podyumda olmayı hedefleyen Ahmet Örken’in en büyük destekçisi ailesi. Çoğu zaman ailesinden uzakta olsa da elde ettiği başarılarıyla hem ailesini hem de tüm Türkiye’yi gururlandırdı. Başarılı bisikletçi için 31 Temmuz 2011 tarihi kayıtlara geçti. 23 yaş altı Gençler Avrupa Şampiyonası’nda birincilik kürsüsüne çıkan Ahmet Örken, ülkemiz adına bir ilke imza attığı gün dün gibi aklımızda. Bu başarı hikâyesi pistlerde başlarken, ikinci yılında Avrupa şampiyonluğuyla sonuçlandı. Şimdi ise en büyük hedefi nisan ayında Konya’da start alacak 53. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nda podyumda yer almak. Ahmet Örken’in tutkuyla bağlı olduğu bisiklet hikâyesini, hedeflerini, hayallerini ve geleceğe yönelik pek çok konuyu konuştuk.

img_9040.jpg

En baştan başlayalım istersen. Hayallerine ne zaman pedal çevirmeye başladın?

Öncelikle bisiklet diye bir spor dalının var olduğunu bilmiyordum. Bu sporu yapmak hiç hayalimde de yoktu. Tamamen şans eseri gelişti her şey. Bir gün ağabeyimle dışarıya çıkmıştık. Ağabeyimin arkadaşıyla karşılaştık. Bu arkadaşı da bisiklet sporu yapıyordu. Benim de yaşımı, boyumu, kilomu sordu. Sonra bana bisiklet sporunu yapmak ister misin dedi. Birlikte yarışlara gideriz turlara katılırız diye konu hakkında bana bayağı bir bilgi verdi. O zaman için tamam dedim ancak sadece gidip biraz bisiklet sürmekti amacım. Bir bisikletim olmasını istemiştim. Yarış bisikletini çok merak etmiştim. Böylelikle stadyuma adımımı attım. Orada ilk antrenörüm Mustafa Kestek ile tanıştım. İlk gün deneme sürüşlerimizi yaptık. O gün benim için çok eğlenceli geçti. Bu andan itibaren de benim bisiklet serüvenim başladı. Çumra Çatalhöyük Belediyespor’da başlayan hikâyem giderek büyüyordu. Var olduğunu bile bilmediğim bir sporu yapmak bana çok değişik gelmişti. Giderek de antrenmanlarım artıyordu. Gün geçtikçe de daha çok sevmeye başladım. Yaklaşık 1 sene boyunca sadece antrenmanlarımı yaptım.

O halde uzun bir süre antrenman yaptın. Peki, bu sürenin ardından ilk yarışın nasıl geçti?

2008 yılında yarışlara katılmaya başladım. Antrenörüm Mustafa Hocam beni tüm yarışlara götüreceğini söyledi. İlk yarışım da Alanya’da gerçekleşti. Alanya’ya gittiğimizde aylardan kıştı ve kar yağıyordu. Dışarıda pek antrenman yapma fırsatımız olmadı bu yüzden hep içeride yaptık. Buna rağmen, ilk yarışımda sıralamada 10. oldum. Hocam da ilk yarışımın ardından daha çok üzerime düştü. 

İlk kazandığım yarış ise Konya’daydı. Burada il birinciliği vardı ve ilk altın madalyamı burada kazandım. Benim için çok büyük bir heyecandı. Kendim için sevinmiştim ama en çok da antrenörümün bana olan emeğini boşa çıkarmadığım için mutluydum. Gurur verici bir gündü benim için. İlk yılımda 12 tane madalya kazandım. Bunlardan birçoğu birinciliklerle tamamlanmıştı. Daha sonrasında Torku Şekerspor’a transfer oldum.

1452z12.jpg

ZORLUKLAR YILDIRMADI VE ŞAMPİYON OLDU

Konya Torku Şekerspor’a geliş sürecin nasıl gelişti peki?

2009 yılında transfer oldum Şekerspor’a. Antrenörüm Mehmet Şafakcı ile tanıştım. Mustafa hocamla konuşmuşlar daha önce. Bu sürecin benim için zor geçeceğini tahmin ediyordum. Çünkü ailemden ayrı kalacaktım. O dönemde kulüpte kaldım. Hazırlıklarım hep burada gerçekleşti. Benim en büyük avantajım kulüpteki en küçük sporcu olmamdı. Büyüklerimle antrenman yapıyordum. O bana çok büyük avantaj sağladı. O seneki ulusal ve uluslararası yarışların hemen hemen hepsinde derece yaptık. Zaten ulusal yarışlarımızın çoğu birincilikle tamamlandı. 2009’daki başarılardan sonra spor bakanlığının projesiyle İsviçre’ye gittim. O proje dâhilinde velodromda eğitim aldık bir buçuk yıl boyunca. Sürekli yarışlara katılıyorduk. Sadece 3 ayda bir 2 günlüğüne ailemizi görebiliyorduk. Ailemden bu kadar uzun süre ayrı kalmak bana çok zor gelmişti. Konya’dayken de ayrıydım ama yurtdışında olmak daha farklı. İsviçre’ye 3-4 kişi gittiğimizden dolayı arkadaşlarım da yoktu. Benim için oldukça zor bir dönemdi. Bir ara dönmeyi bile düşündüm. Ama orada kalıp başarı elde etmem gerekiyordu, bana güvenenler vardı ve onların güvenini boşa çıkaramazdım. Antrenmanlarıma odaklandım kendi gelişimim için. Bir buçuk yılın ardından da Avrupa’da ilk şampiyonluğumu kazandım.

Avrupa şampiyonluğu dedin. Portekiz’de düzenlenen 2011 Avrupa Velodrom Şampiyonası’nda birinci oldun. Sanırım bu şampiyonluğun anlamı senin için çok başkadır?

En büyük sevincim, en büyük başarım bu. Gençlerde mücadele ediyordum ve ikinci yılımda büyük bir başarı elde ettim. Avrupa şampiyonuna katılmıştık ama asıl hedefimiz bir ay sonrasında yapılacak olan dünya şampiyonasıydı. Orayı hedeflemiştik. Şampiyonaya katıldık ve yarış çok heyecanlıydı ama hazırlık yarışı olarak kafanda belirle demişti yabancı antrenör. Çok fazla risk alma kendini yorma dedi. O yüzden biraz daha rahattım. Çünkü kaybetsen de hedef yarışın değildi diyecektim kendime. Yarışlarımız iki gün sürüyor ve yarışın ilk gününde 3 yarış koştuk. 3 yarışın genel toplamında ben birinci oldum. Ben öyle kalırım diye düşünmüyordum aslında. Ertesi gün kaybederim dedim içimden. Şampiyonadaki ikinci gün de benim için çok iyi geçti. Son yarışta rakibimle aram çok yakındı. Kim geçerse şampiyon olacaktı. Hocamın konuşması geldi aklıma. ‘Bugün bir daha yaşanmayacak. Şampiyonluğa çok yakınız ve şampiyon olmamız gerekiyor’ demişti. Elimden gelenin en iyisi yaptım. Rakibimi de çok az bir farkla geçmeyi başardım. Bana rüya gibi geliyordu. Hiç beklemiyordum. Benim için çok gurur vericiydi. Avrupa şampiyonluğunu o gün ülkemize kazandırdım.

img_4433.jpg

“KAMP SÜRECİ TEMELİ ATTIĞIMIZ DÖNEM”

Türkiye ve yurtdışındaki organizasyonlardan biraz bahsedebilir misin? Sence çok fark var mı?

Çok fark yok. Hatta ülkemizde Cumhurbaşkanlığı bisiklet turu düzenleniyor. Bu organizasyon bence yurtdışında düzenlenen yarışlardan çok daha üst seviyede. Kalınan oteller, yarış parkurları, imkanlar çok iyi. Zaten yabancı sporcular da çok beğeniyorlar. Onun haricinde yapılan yarışlar ve organizasyonlar biraz daha reklamının yapılması gerektiğini düşünüyorum. Ülkemizde sadece Cumhurbaşkanlığı turuyla kalınmamalı. Devamı gelmeli.

Sık sık turlara ve kamplara gidiyorsun. Senin için nasıl geçiyor bu süreç?

Kamplar uzun sürüyor. Yoğun bir kamp dönemi geçiriyoruz. En önemlisi de ailemizden uzak. Ancak yarışlarda başarılı olabilmemiz için iyi bir kamp geçirip bu dönemi en iyi şekilde geçirmemiz gerekiyor. Kış dönemi kilo almadan gücümüzden düşmeden yarışların yapılacağı aya kendimizi hazırlıyoruz. Kışın çok yarış koşamadığımız için de bizim için zor geçtiğini söyleyebilirim. Tam anlamıyla kamp süreci bizim için temeli attığımız bir dönem diyebilirim.

Biraz da genel olarak ilerdeki hedeflerinden bahsedelim. Yarışlarda kendini nerede görmek istiyorsun, bundan sonraki en büyük hedefin ne?

Cumhurbaşkanlığı turunda podyumda olmak istiyorum. Daha sonra katılacağımız uluslararası turnuvalar var. Çin’de, Balkanlar’da ve Avrupa’da yapılacak yarışlar var. O yarışlarda da dereceler elde edip ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeye devam etmek istiyorum.

ahmet-orken-champ-2.jpg

“O GÜN ÇOK GURURLANDIM”

Unutamadığın bir yarış var mı?

Ankara’da Avrupa şampiyonası yapılmıştı. O zaman gençlerdeydim ve İsviçre’de olduğum dönemdi. Avrupa şampiyonası yapıldı ve podyuma çok yakındım. Zamana karşı yarış vardı. 26 kilometre ve dönüş esnasında her sporcunun sürelerini alırlar. Benim birinciden 30 saniye daha iyi olduğumu söylediler. Son iki kilometre kala da kaza yaptım. Madalyaya çok yakın olmama rağmen kaybetmiştim. Ülkemizde yapılan ilk Avrupa şampiyonasıydı. Tarihinde de bir ilkti. Ben podyumda olsaydım çok sevinecektim ama nasip olmadı. Bir sonraki yıl velodromda nasip oldu Avrupa şampiyonluğu. Ama o gün sınav gibiydi benim için. İlk senemde kaybettim ama ikinci senede şampiyonluğunu elde ettim.

RİO sürecini senden dinlemek isteriz ve ayrıca olimpiyatlarda geçirdiğin bir kaza var. Hepimizi çok üzmüştü. O süreci anlatabilir misin peki. Neler hissettin o an?

Her sporcunun hayali olduğu gibi benim de hayalim olimpiyatlara katılmaktı. Orada bulunmak mutluluk vericiydi. Elimden gelenin en iyisini yapmak için çalıştım. Normal şartlarda Cumhurbaşkanlığı turu sonrası dinlenme sürecimiz oluyor. Ama ben dinlenmedim ve çalışmalarıma devam ettim çünkü hedefimde olimpiyatlar vardı. Bu süreçte ülkemi temsil edecektim. Rio’ya gittik ve çok farklı bir atmosfer vardı orada. Bütün iyi sporcular oradaydı ve aynı ortamda bulunuyorduk. Daha sonra Türk sporcuların birbirleriyle iletişimi ve desteği çok güzeldi.

Ardından yarışlar başladı ve yarışta çocukluğumdan beri hayran olduğum ve videolarıyla büyüdüğüm İsviçreli sporcu Fabian Cancellara ile aynı gruptaydık. Onunla yarışmaktan çok büyük mutluluk duydum. O gün çok gururlandım ve efsane bisikletçiyle yan yanaydım.  Daha sonrasında yarışıma odaklandım. Yarışımız 237 kilometreydi ve iniş-çıkışlar vardı. Bir de Arnavut kaldırımlı bir bölüm vardı. Onun önünde de çok sert bir iniş vardı. Antrenmanda orayı görmüştüm ve inşallah burada kaza olmaz demiştim. İlk turda buraya geldik ve tam o asfaltta geçerken kaza yaptım. Sonrasını hatırlamıyorum zaten. 

img_9053.jpg

“YAŞADIĞIM ZORLUKLARLA GÜÇLENDİM”

Dışarıda çok popüler olmasına rağmen bisikletin ülkemizdeki yerini nasıl görüyorsun? Yani neden çok ilgi görmüyor? Yıllardır Cumhurbaşkanlığı turunda ülkemizi temsil eden tek kulüp Torku Şekerspor.

Ana neden takımların az olması bence. Çünkü alttan sporcu yetişiyor ama kulüplerin az olmasından dolayı üst kategorilerde mücadele edecek alan bulamıyor. Şu anda profesyonel olarak bu işi Torku Şekerspor yapıyor. Daha sonra da amatör olarak Lassa Brisaspor var büyükler kategorisinde. Kulüplerin az olması en büyük eksiklik olarak gözüküyor.

Konyalı Erol Küçükbakırcı federasyon başkanı oldu. Bu Konya için bir avantaj olabilir mi?

Federasyon başkanımız zamanında bu sporu yapmış birisi. Katkı sağlayacağına inanıyoruz. Çalışmalarını da yapıyor zaten. 2017’de daha hızlı ve iyi bir süreç olacağını söyledi. İşleri de kolay değil. Önümüzde Cumhurbaşkanlığı turu var. Çok büyük bir organizasyon bu. Biz tüm bisiklet camiası olarak güzel günler yaşayacağımızı düşünüyorum. Başkanımıza da güveniyoruz.

Son olarak bu zamana kadar çok büyük başarılar elde ettin. Geldiğin bu nokta takdire şayan. Herkes senin için çok başarılı bir sporcu diye tanımlarken sen kendini nasıl anlatırsın?

Küçüklüğümde yaşamış olduğum zorluklar, beni güçlü kıldı.

img_9048-001.jpgimg_4482-001.jpgimg_4824-001.jpg

Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT