1. YAZARLAR

  2. Ahmet Babaoğlu

  3. Her Duyduğuna İnanma
Ahmet Babaoğlu

Ahmet Babaoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Her Duyduğuna İnanma

A+A-

Bazen doğru ve yanlışlar iç içedir hayatta, ayrıştırmak zor olur. Söylenen yanlış bilgilerle boş yere günahsız insanlara haksızlıklar edildiği olur mu olur. İşte böyle zamanlarda akl-ı selim (yanlışlıklardan etkilenmemiş akıl) sahibi olabilmek, her yiğidin harcı değildir. Derin bir tecrübe, güvenilir ilim ehli dostlarla istişare ve firaset dolu bir bakış gerektirir.

Söyleyen açısından da, söylenen açısından da sözün tesiri hayır ya da şerre yol açabilir. Bunun için hadisi şerifte " Allah'a ve Ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya da sussun" buyrulmuştur.

Duyduğumuz sözlerin insanların hayatında nasıl derin etkiler yapabileceği, her söze ve söyleyene hemen inanmayıp araştırılması gerektiği konusunda dikkat çekici bir örnek hadiseye bakalım şimdi.

Hucurât suresinin 6. Ayetinde Allah şöyle buyuruyor: “ Ey iman edenler, bir fâsık size bir haber (bilgi) getirirse, onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden (yanlışlıkla) bir topluluğa kötülük edersiniz de, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” 

Bu ayetin nazil olmasına şu hadisenin sebep olduğu rivayet edilir:

Hz. Peygamber (s.a.v) Medine'de bir devlet başkanı olarak da devletin zekât gelirlerini toplamak ve bunları daha sonra fakirlere ve gereken yerlere ihtiyaca göre dağıtmak üzere Zekât Memurları sistemini kurmuştu. Bu memurlardan biri olan sahabîlerden Velîd bin Ukbe’yi de Benî Mustalik kabilesinin zekatlarını toplayıp getirmekle görevlendirmişti. Lakin Velid bin Ukbe daha önceden bu kabile yöneticileri ile aralarında olan bir husumetten dolayı oraya giderken korkmuş, onların kendisine muhakkak bir zarar vereceklerini düşünerek yarı yoldan geri dönmüştü. Üstelik bir de Hz. Peygamber (s.a.v) e gelerek onların  “İslam Dininden dönüp irtidat ettiklerini ve zekât da vermediklerini” söylemez mi.  

Bunu üzerine Hz. Peygamber (s.a.v) çok öfkelenmiş, o kabileye bir ordu göndererek savaşmayı planlamış, ancak yine de önce durumu inceleyip etüt etmesi için ünlü komutan Halid bin Velid’i oraya göndermişti. Halid bin Velid oraya gitmiş fakat yaptığı gözlem ve incelemeler sonucu ne görsün ki;  tam tersine bu kabile dinden dönmemiş, müslümanca yaşıyorlar, ezan okuyup namaz kılıyorlardı; zekatlarını da ona getirip teslim etmişlerdi.

Geldi durumu Hz. Peygamber (s.a.v) e anlattı. Meselenin öyle olmadığı ortaya çıktı. Eğer Hz. Peygamber (s.a.v) bu durumu araştırmadan orduyu gönderip de savaş açsaydı,  kim bilir nice üzücü hadiseler ortaya çıkacak, masum insanlar zarar görecekti. Ve belki de tarihler şöyle bir üzücü vakayı kaydetmiş olacaktı: "İslam’da Zekat Katliamı Hâdisesi !"

Demek ki, iman ve firaset sahibi bir insan duyduğu her söze hemen inanmayıp, taraflı ifadelere ve  manipülasyonlara kapılmadan doğrusunu iyice teyid etmeli, bilmeden yapacağı yanlışlıkların onarılmaz vebaline girmemeye çok dikkat etmelidir.

Belki diyeceksiniz ki; “ama bana çok güvendiğim bir arkadaşım bir şey söylerse de mi hemen inanmayacağım?” Öyle diyorsan şunu da düşün; “ senin güvendiğin arkadaşın Hz. Peygamber (s.a.v) in ashabından daha mı güvenilir?”  O bile ashabının söylediği bir bilgiyi araştırmış, gerçeklerin ne kadar farklı olduğunu görmüştür, biz kim oluyoruz ki.

Bu ayetler, bu hadîs-i şerifler ve geçmişte yaşanan nice örnek olaylar, insanların yanlışlıklardan arınmaları için önemli birer sosyal eğitim kaynaklarıdır. Her duyduğuna inanıp, araştırma yapmadan cahillikle insanlara haksızlık edenlerden olmamak; ilim, istişare ve firaset sahibi bir adam olmak lazımdır. Unutmamalıdır ki, bu toprakların üstü vardır amma, altında ayrı alemler, nice mahkemeler de vardır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT