1. YAZARLAR

  2. Erdal Küçükşehir

  3. İFLASIN ERTELENMESİ
Erdal Küçükşehir

Erdal Küçükşehir

Yazarın Tüm Yazıları >

İFLASIN ERTELENMESİ

A+A-

Türk Hukuk sisteminde var olan bu uygulama 2003 yılı 4949 sayılı kanun ile kapsamlı bir şekilde düzenlenmiş olup uygulamaya yönelik hükümler ilave edilmiştir. Esasen 2001 krizi sonrasında özellikle bankalar ve finans kurumlarının iflasları sonrasında yaşadığımız problemlere özel olarak “İstanbul Yaklaşımı” adı ile uygulamaya geçmiş banka ve finans kurumlarının borçları alacaklılarında rızası gözetilerek 3 yıl boyunca ertelenmiştir. Bu süreçte finans sektöründe yaşanan büyük problemlerin Türk ticari hayatına yapacağı olumsuz etki göz önünde bulundurulmuştur.

2003 ve 2004 yıllarında yapılan düzenlemeler ile bu uygulama hükümleri genişletilmiştir. Amaç, öncelikle kolayca iflas etmek yerine, işletmelerin mali durumlarını düzeltmelerini sağlayarak faaliyetlerine devam etmeleridir. Böylelikle işletmeler istihdama ve ekonomiye katkı yapmaya devam edecekler alacaklılarda belirli bir süreyle alacaklarını tahsil edebileceklerdi.

Gelinen nokta ise ne yazık ki amaca hizmet etmekten çok uzak. Geçen yıllar içerisinde olumlu bir örnekten bahsetmek neredeyse imkansız durumda. 2008 sonrası iflas erteleme kararlarında çok ciddi bir artış yaşanmaya başladı. Üstelik iflas erteleme kararı aldıran şirketlerimizin yalnızca %2’si bu süreç sonrasında ticari hayatını devam ettirebiliyor. Şirketlerin iflas erteleme süreçlerini niçin amaca uygun yönetemediklerini tahlil ettiğimizde olumsuz etkisi olan iki faktör öne çıkıyor.

İlk olarak mahkemeden bu kararı aldırmak için gerçeklerle örtüşmeyen bilgiler ve projeler öne sürülüyor. Firmanın iş hacmiyle ve mevcut performansı ile alakasız bu şişirilmiş değerler üzerinden şirketin iyiye gideceği iddia ediliyor. İkinci olarak ise borcun geri ödenmesine dair hiçbir yapılandırma çalışması ya da girişiminde bulunulmuyor. Dolayısıyla 4 yıl boyunca yasal koruma altına alınmış şirketin içi kayyuma rağmen boşaltılmaya devam ediliyor. İşin garip tarafı karar aldıran şirketin sahibi ya da sahipleri eski hayatlarını aynen devam ettiriyor.

Sonuç olarak alacaklı olanlar mağdur oluyor hatta bunların bazıları da borçlarından kurtulmak için aynı yolu denedikleri için içinden çıkılmaz bir sarmal oluşmaya başlıyor. İş dönüp dolaşıyor ticari ahlaka geliyor. Zira kim gerçek anlamda ekonomik gelişmelerden etkilenerek güç duruma düşüyor ve bu kararı aldırıyor ya da kim bu sürecin kendine sağladığı hukuki imkanlardan faydalanarak zaman kazanıp şirketin içini boşaltıyor bilmek imkansız. Piyasa milyonlarca lira kredi kullandıktan bir hafta sonra iflas erteleme kararı aldıran şirketlerle dolu durumda.

Öncelikle mahkemeye sunulan bilirkişi raporlarının daha büyük bir titizlikle hazırlanması son derece önem kazanmaktadır. Bilirkişi raporlarında bilançoların borca batık hale gelmesi adına gerçeği yansıtmayan birçok borç alacak hesapları üretilerek şirketin mevcut durumunun çarpıtıldığı tespit edilmektedir.

Karar sonrasında bu şirketlere mahkeme kayyum ataması yapmaktadır. Yasal süre boyunca görev yapan kayyumlar da ne yazık ki alacaklıların mağduriyetlerini giderecek tek bir adım bile atmamaktadır. Oysa yasal olarak bütün alacaklılara toplam borç karşısındaki alacakları oranında ödeme yapmakla sorumludurlar.

Özet olarak iyi niyetli şirketlerin kurtulmasına hizmet eden bir kurumu kötü uygulama örnekleri ile sadece iflasın geciktirilmesi için kullanır olmuşuz. Bunun önüne geçmek adına Bilirkişi ve kayyumlar bilgisi ve uzmanlığı yeterli kişiler içerisinden seçilmelidir. Özellikle mahkeme heyetleri bilirkişi raporları yerine SPK belgeli bağımsız denetim şirketlerinden rapor istemelidir. Kayyum atanırken şirket yönetiminde aktif görev yapacak parayı ve şirketi yönetecek bilgi ve donanıma sahip olup olmadığına bakılmalıdır. Alacaklı ve borçlunun mağdur olmayacağı bir uygulama için kanunda gereken değişiklikler acilen yapılmalıdır.

Bunlar yapılmadığı sürece amacından saptırılmış ve fırsatçılık haline getirilmiş bu uygulama piyasanın en temel kriterlerinden biri olan güven duygusunun hırpalanmasına sebep olacaktır. Güven duygusunun kaybolmaya başladığı bir piyasada hangimiz iş hayatımıza dair gelecek planları yapmak isteriz?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT