Ahmet Çapanoğlu

Ahmet Çapanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

İnsan Olmak

A+A-

 

 

İnsan olmak; insanca yaşamak, sadece yiyip içmek, düşünüp konuşmak, hayatını hayvanlardan ayıran bu özelliklerle yaşamak değildir.

İnsan olmak; Bezmi Eleste Allah’a verdiğin söze itaat ederek yaşamak!

İnsan olmak; verdiğin sözün arkasında durarak ahde vefa göstermek, yalan söylememek,

İnsan olmak; insan onuruyla oynamamak ve alay etmemektir.

Kısacası insan olmak; sözüyle de özüyle de mert olup adam olmaktır.

İnsanların kıymeti, yaptığı iyiliklerle ölçülür. (Hz. Ali)

***

İnsanlar, cehalet deyince akıllarınca hiç okumayan, çağa ayak uydurmayan kişileri algılarlar. Bilgi sahibi olduğunu zannedip, bilgisizliği mutluluk olarak göstererek, “bilmemekte mutluluktur” diyebilenin, nasıl bir bilgiyle ve insanlıkla donandığını merek etmişimdir. Bilgisizliği cehalet, cehaleti de mutluluk gören zihniyet.

Asıl cehalet, hangi çağda olursa olsun, bilgisiyle, görgüsüyle ve inancı doğrultusunda yaşayan insana saygı göstermeden, aşağılayıp sınıflara bölmektir.

Asıl cehalet; devlet malına göz dikip ahbap çavuş ilişkileriyle yetim hakkı yemektir.

Asıl cehalet; söz verip işi bitince, sözünde durmamaktır.

Unutmayın ki “cehalet geçici, eşeklik bakidir

***

Kişilerin üzerine mal ettikleri makamlar geçici, makamı sonucun da oluşan insanlığı baki kalır. Kullandığı makam belli bir süre sonra sona erince, başkasına devredilir.

Makamını bırakıp kenara çekilen insanlar, ya onuruyla, adaletiyle, riya olmadan sözüne sadık olmasıyla, makamında ki dürüstlüğüyle, ya da arkasında bıraktığı yalanlarla, talanlarla ve vefasızlıklarıyla anılırlar.

Ya dürüstlükleriyle dua alırlar, ya da işini, bulunduğu makamın menfaatini göz ardı ederek kendi menfaati için çalıştığı için, imajının zedelendiği ve onurunun ayaklar altına alınmasıyla, emri altındaki insanların içine bile çıkamaz olurlar. 

Yukarı çıkarken ve yukarıda verdiğin sözde durmayıp işini dürüstçe yapmazsan, gerçek dostlarını bırakıp sahte dostlar edinirsen, makamın elinden alındığı zaman yolda bulduklarına karşılık, sattığın gerçek dostlarında seninle birlikte olamayacağı gerçeğini görmeli insan.

Sözün özü; makam mevki, insanlar için geçicidir. Kalıcı olan, makamının menfaatini korumak/hırsızlığa müsaade etmek, onurun onursuzluğun ve vefa/vefasızlığındır.

Tek gerçek olmalı makam sahibin de,

“Baki kalan kubbede bir hoş sadâ bırakmak” gibi.

***

En son ne zaman bir gönlü kırık insanın yüzüne gülerek, yüreğine dokundunuz?

Gülüşünüz; merhamettir,

Gülüşünüz; insan olmanın erdemli yanıdır,

Gülüşünüz; bir hayat vermek, kederleri paylaşmaktır,

Gülüşünüz, söz verdiğiniz zaman, yalanlardan kaçarak sözünde durmak olsun.

Yüzünde gülücükler olup, içinde fırtınalarla boğuşan palyaçolar gibi olmayın. Ya da, içinizde ki sahte arkadan vurmalar, aldatmacalar, boş vermeler varken, yüzünüze gülücük maskesi takıp palyaçolaşmayın. Hz. Pir’in dediği gibi “ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi olu kendinize prensip edinin.

İsteyene verdiğiniz söz ve gülücük ile size duyulan güven ve minnet duygusunu boşa çıkarmayın.

İnsanlar onuruyla yaşarlar, makam ve güçleriyle değil. Sizin verdiğiniz söz onurunuzsa, bu onura güvenen insanın size olan güvencide bir onurdur. O onuru zedelemeyin, kırıp hayallerini yıkmayın.

Gülüşünüz ve yansıttığınız insanlığınız sahte olmasın.

İnsanlar, gözlerine bakıp da yapılan sahte gülücükler yerine, yüzlerine karşı gösterilen gerçek bir nefreti tercih ederler!

“İnsanlar için en güzel hediye, vefa ve hiçbir masrafa ihtiyaç duyulmayan tatlı bir gülümseyiştir. “

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT