1. YAZARLAR

  2. Uğur Özteke

  3. Islak ve eski şehri gezdim
Uğur Özteke

Uğur Özteke

Yazarın Tüm Yazıları >

Islak ve eski şehri gezdim

A+A-

Pazartesi günü yağan o güzel karın ardından, Allah’a şükürler olsun ki hava dona çekmedi ve salı sabahı her yer şıpır şıpır erimeye başladı. Öğle saatlerine doğru gazetedeki işimiz bitip randevularımızda öğleden sonraya ve akşama doğru sıraya girince, fırsattan istifade şehri yürüyerek şöyle bir turlamak istedik.

Hava yumuşaktı ama biz yine de hastalıktan kırılan milleti görüp, işi sağlam tuttuk ve sıkıca giyindik, çok dikkatli bakanların dışında pek kimsenin tanıyamayacağı şekilde idik.

Eski Numune’nin önünden Karma Ortaokulu ile Merkez İmam Hatip’in arasından eski hapishane yoluna koyulduk. Karlar hızla eriyince her yer çamur deryasına dönmüştü. Bu bir yerde normaldi. Benim de okulum olan tarihi Karma Ortaokulu restorasyon çalışmasında olduğu için öğrencileri yoktu. Okulum öksüz çocuk gibi sessiz sakin ve yalnız başına idi. Okulun önünden geçerken biraz dikkatlice baktık. Pek çalışma da yok gibiydi. Eski hapishanenin “açık ceza evinin” önünde küçük bir grup beklerken Konya’nın en eski Erkek Öğrenci Yurdu da sakindi. O saatte elbette öğrenciler okullarındaydılar. Bu okulun önünden geçerken Ahmet Kantemiz abimiz aklıma geldi. Hey gidi günler hey. Yurdun karşısında ki markette sakin görünüyordu. Sağ tarafımıza baktık, Tercüman Mahallesi. Onun arkasında eski 19 Mayıs İlkokulu, Şems Parkı ve Şems Türbesi.

Yok sağa sola sapmayalım, niyetimizi bozmayalım ana yoldan ayrılmadan Mevlana Türbesine kadar yürüyelim.

Yavaş yavaş ilerliyoruz. Eski Fenni Fırının oraya gelmeden yolun sağ tarafından ki dükkanların camlarında Arapça yazılar dikkatimizi çekmeye başlıyor. Şöyle ara sokaklara bir girelim dedik. Burada inanılmaz bir şekilde Suriyeli vatandaş var. Dükkanlarından evlerine çok yakın zamanda burası da rampalı yokuşunu aratmayacak gibi.

Bu arada bir şey daha dikkatimizi çekti. Tamam, yollar eriyen kar sularından göle dönmüş peki ya saçaklardan ve oluklardan şakır şakır akan kar sularına demeli. Kaldırımda yürümek istiyorsanız sudan çıkmış sıpaya döneceksiniz. Yola kaldırımdan inersek de o klasik, “Konyalı kaldırımdan yürümez yoldan yürür” diyecekler. Zaten hem arabalar sizi çamura bulayacak, hem de tehlikeli yolu seçmiş olacağız. Önümdeki insanlar ne yapıyor diye bakıyorum, garip. Kimi şakır kaşır duşun altından geçer gibi suyun altından geçiyor umurunda bile değil, kimi yola iniyor, kimi de saçakların suyundan kurtulmak için bir sağa bir sola sekiyor.

Eski Fenni Fırın ile Mevlana Caddesi bildiğiniz gibi. Yaya trafiği az da olsa araç trafiğinde hiçbir eksilme yok.  Bu arada ışıklarda İtfaiyenin sürekli siren çalan ve yol isteyen aracına ise kimsenin yol vermek gibi bir niyeti yok.      

Mevlana Caddesi biraz daha hareketli, insanlara bakıyorum çoğu benim gibi orta yaşın üzerinde ki emekli tipler. Çalışan kesim ve öğrenciler mesaide tabi. Bir bankamatiğin önünden geçerken bir kadının “Abi bana yardım eder misin?” lafı üzerine kafamı çeviriyorum. Orta yaşlı kadın, oğlu yaşında ki çocuktan bankamatik için yardım istiyor.

Mevlana caddesinde iki dükkandan birisi tanıdık. Dükkanlara girip oyalanmak istemiyoruz. Çaktırmadan tempoyu artırıyoruz ama yine de dördüncü dükkanda yakalanıyoruz. Sarrafından şekercisine işyeri sahipleri ile ayaküstü sohbet ediyoruz. Herkes bir durgunluktan söz ediyor. “Açılacak inşallah” diyerek Türbe’nin solundan girip arkayı dolaşıyor, Üçler’in orası Balıkçılar Oteli tekrar Valilik önü.

Belediyenin turuncu adamları karınca gibi inanılmaz çalışıyorlar. Bu arada renkli resimli bir Büyükşehir minibüsü daha duruyor. İçinden 10 küsur işçi daha iniyor. Kenarda köşede biriken karlar kürenecek. Şerafettin Cami, eski Karatay Lisesi, Merkez Bankası Alaaddin’e doğru ilerliyoruz. Kaldırımlar gerçekten sakin.

Bu bölgede insanların toplanıp en çok yoğun olduğu yer eski Teksas Pavyon dediğimiz yerde ki otobüs durakları. Otobüsler dolmuşlar araçlar. Hah işte tamam işte beklediğimiz görüntü çıktı. Karşıya geçiyoruz. Burada da işçiler kaldırımdaki karları tempolu bir şekilde temizliyorlar. Ama Alaaddin’in eteklerindeki kaldırımlarda da pek yaya yok.

Şemsiyenin oradan Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü önüne geçiyoruz. Bir rektörlük personeli ile ayaküstü sohbet ediyoruz. Tarihi rektörlük yeni hocasını bekliyormuş.

İlerliyoruz. Şehrin en eski petrol istasyonlarından Ata Petrol’ün önünden karşıya geçeceğiz. Bir anne ve üç çocuğu dönüp dönüp arkalarına bakıyorlar. Meraklıyız ya. Biz de oraya bakıyoruz. Bir bayan çantasından bir şeyler çıkartıp kaldırımdaki kulağı küpeli sokak köpeğini beslemeye çalışıyor. Yere koyuyor köpek yemiyor eli ile veriyor, köpek yine yemiyor. O köpeğin karnı tok. O köpek sadece sevgi istiyor. Kadın sevince de önce esniyor sonra gerinmeye başlıyor. Kadınla köpeğe öyle dalmışım ki bir hanımefendi yanımıza kadar sokulmuş bize soruyor “Acaba hapishane nerede?”…

Donup kaldık. Ne hapishanesi? Toparlanıyoruz “Açık ceza evi mi? Herhalde E tipini sormuyorsunuz?” Bayan tekrar soruyor “Bilmiyorum. Burada eskiden bir hapishane olacaktı. Hatta önünde Migros filan varmış”… Bayanın nereyi sorduğunu anlıyor ve elimizle tarif etmeye çalışıyoruz.

Hacı Veyiszade’ye doğru tempolu devam. Yalnız gazeteye yaklaşırken düşünmeye başlıyorum. 2- 2.5 saattir eski Konya’yı turluyorum. Çamur tamam. Ama gördüklerimden iki satır yazmam gerekse aklımda kalan ne?

Bir; üstü başı o kadar düzgün, tertemiz annemde bile olmayan pardösüsü ile dilenen orta yaşlı o kadın.

İki; küçük kızının sırt çantasını kendi sırtına takıp çocuğunu okula götüren üstü başı pek de düzgün olmayan annenin elindeki cep bilgisayarı büyüklüğündeki en pahalı telefon.

Üç; türbanlı ve türbansız genç bayanların kaldırımda yürürken fosur fosur sigaralarını tüttürmeleri.

Ben eski Konya’yı dolaşmamışım, hala eski Konya’da kalmışım galiba.  

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Benlik davasını bırak, muhabbetten olma ırak, sevgi ile dolsun yürek, hoşgörülü olmaya bak…

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

 Sağlık ocaklarında sıra almayı ve sıra beklemeyi bildiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

3 Yorum