1. YAZARLAR

  2. Bekir Karataş

  3. İSLAM COĞRAFYASI
Bekir Karataş

Bekir Karataş

Yazarın Tüm Yazıları >

İSLAM COĞRAFYASI

A+A-

Dünya üzerinde kaç devlet var, ne kadarı İslam ülkesi ya da dünya nüfusu ne kadar ve bunun ne kadarı Müslüman, Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya üzerinde egemenliği tanınmış 193 devlet var. Ancak bu rakam başka kurumlar ve başka faaliyet alanlarında değişikliler gösteriyor. Örneğin, FİFA’ya göre 209 devlet varken, FİBA’ya göre 213 devlet var, ya da dünya sağlık örgütüne göre 194 devlet var iken, IMF’ye göre 185 devlet bulunmaktadır. Toplam dünya nüfusu ise, 2012 yılı için yedi milyar kırkaltı milyon iken, 2014 yılı için yedi milyar iki yüz milyon olarak açıklanmış bulunmaktadır. Bu nüfusun bir milyar yedi yüz milyon civarı ise Müslüman nüfusa aittir. Müslüman nüfusun, toplam nüfusa oranlamasını yapmak gerekirse toplam dünya nüfusunun yüzde yirmi üçü, yaklaşık olarak dörtte biri Müslüman.

İki yüz civarı dünya devletinin ellisin de, Müslümanlar çoğunlukta, bir başka anlatımla elli dünya devleti İslam ülkesi. Sonuç olarak dünya devletlerinin yine dörtte biri Müslüman devletlerden  oluşuyor.

İslamiyet şu an, Hıristiyanlık’tan sonra, en fazla nüfusa sahip ikinci din.

İslam ülkeleri Kuzey Afrika, Ortadoğu, Asya gibi coğrafyalarda daha fazla. En kalabalık İslam ülkesi Endonezya.

İslam coğrafyasının yüzde altmış ikisi Asya’da, yüzde yirmisi ise Arap ülkelerinde yaşamaktadır. Toplam İslam coğrafyasının ise yüzde 13 civarı Şiilerden oluşmaktadır. Ortadoğu’da sorunlar yaşayan, bir şekilde karmaşa içerisine çekilen Suriye, Irak, Kuveyt, Filistin gibi ülkelerin nüfusları ise, bölgenin orta yerinde hançer gibi duran İsrail devletinin nüfus sayısı ile mukayese bile kabul etmeyecek şekilde. Öyle ki İsrail’in nüfusu 2012 yılı verilerinde sekiz milyona yakın bir rakam. Bu rakam en küçük İslam ülkelerinden biri olan Ürdün’den biraz fazla anlamına gelmektedir. O nedenle, ne Irak ne Suriye, hele ne de İran ile nüfus mukayesesi yapmak başlı başına bir hata anlamına gelmektedir.

Yüzyıllarca Türk egemenliğinde kalan, Osmanlı İmparatorluğu’nun sevk ve idare ettiği bu topraklar şimdi tam bir kan gölü. Her ramazan ayında İsrail, bir şekilde bahaneler üreterek İslam dünyası üzerinde ağır tahribatlar yapmaktadır. İsrail, sürekli saldırmakta, sürekli öldürmekte ancak başta İslam devletleri olmak üzere hiçbir dünya devleti net bir tavır takınmamaktadır. Öyle ki savaşın da, barışın da başlangıç ve bitiş tarihlerini İsrail belirlemekte, bazen saldırılar soykırım ve insanlık suçu seviyesinde gerçekleşmektedir. Çağdaş diye takdim edilen dünya devletleri ve bunların sözde kurumları ise kesinlikle Müslümanların yanında yer almamaktadır.

Dünya’da sayısal rakamlara göre Hıristiyanlık sonra, ikinci büyük sayısal çoğunluk sahibi olan İslam dünyası ne yazık ki, kutsal topraklarında, kendi mabetlerinde bir avuç insan tarafından öldürülmekte ve yok edilmektedir. Her seferinde, şeriattan, cihattan, bahsedenler, her seferinde sarık ve sakal ile cennet kapılarını aralayacağını zannedenler, asıl işte burada açmaza düşmekte ve bir avuç Yahudi’ye bir sürü Müslüman’ı katletme vizesini vermektedir.

Yüzyıllarca Osmanlı hakimiyetinde, barış ve huzur içinde yaşamış olan, bu bölge, bir dönemler balkan devletlerinin yaşadığı sıkıntıların benzerini yaşamakta ve sürekli birbirini yok ederek, bölünüp küçülerek, devletten devletçiğe, milletten kabileye çevrilerek, bir başka sıkıntılı yöne doğru itilmektedir.

Ecdadın, en sıkıntılı zamanlarında, gayri müslimle savaşmadan teslim etmediği, hatta savaşır iken de, yine aynı toprakların insanları tarafından ihanete uğramasına rağmen yine savaşmaktan vazgeçmediği bu topraklar, şimdi bir avuç İsrail’e adeta teslim edilmektedir.

İslam devletleri tek vücut olarak, silahlı karşılık veremediği gibi, diplomatik ve ticari neticeleri olacak şekilde bir tavır koymak ya da tepki göstermekten de çok uzaklar. Diplomatik temasların askıya alınması, her türlü ticaretin sonlandırılması, uluslararası örgütlerin müdahaleye davet edilmesi, ya hiç yapılmamakta ya da tansiyonu ve isteği düşük bir dille icra edilmekte.

İslam kazanırsa, insanlık kazanır, İslam kazanırsa, dünya kazanır.

Bölgeye kalıcı ve adil bir barışın gelmesi dileklerimle.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum