1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. İso Yeni Hizmet Binası Açılışı Ve Meclis Toplantısı
İso Yeni Hizmet Binası Açılışı Ve Meclis Toplantısı

İso Yeni Hizmet Binası Açılışı Ve Meclis Toplantısı

Başbakan Yıldırım: (4)- "Kıdem tazminatı, önemli konu. Burada prensibimiz çok açık, bu işin taraflarını bir araya getirip uzlaşma sağlayıncaya kadar gayret etmemiz lazım. Biz hakemlik görevimizi yapacağız ve bu işi çalışanlarımızın hakkına, hukukuna halel

A+A-

İSTANBUL (AA) - Başbakan Binali Yıldırım, kıdem tazminatının, önemli bir konu olduğunu belirterek, "Burada prensibimiz çok açık, bu işin taraflarını bir araya getirip uzlaşma sağlayıncaya kadar gayret etmemiz lazım. Biz hakemlik görevimizi yapacağız ve bu işi çalışanlarımızın hakkına, hukukuna halel getirmeden, onlara zarar vermeden, işverenin de sürdürülemez bir yük almasının önüne geçecek, adil bir çözüm bulacağız. Bu konudaki duruşumuz budur, kararımız budur." dedi.

Yıldırım, İstanbul Sanayi Odasının (İSO) Beyoğlu'ndaki yeni hizmet binasının açılışı ve meclis toplantısında yaptığı konuşmada, yerlilik ve millilik vurgusu yaparak, bu olmadığı zaman cari açığın artacağını, zaten finansla ilgili sorunun buradan geldiğini, dolayısıyla sonucun istendiği gibi olmayabileceğini söyledi.

Bu bakımdan kamu alımlarında yerlilik ve milliliğin esas alınacağını, burada da sanayicilerin beklentilerini de dikkate alacaklarını belirten Yıldırım, "Niye olmuyor bu iş ben size söyleyeyim, yine bürokrasiden dolayı. Bürokrat risk almak istemiyor. 'Ne lüzumu var kardeşim? İşte bilinen, kendini ispat etmiş ürün varken, filanca şu işi yapıyormuş. Ya olmazsa, ya çalışmazsa, benim başım belaya girerse' diye, gidiyor öyle karar veriyor. Ben bunu yaşamış biri olarak bunu söylüyorum." ifadesini kullandı.

Bakanlığı döneminde Devlet Demir Yolları'na ray alacaklarını anlatan Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Üç sene ray alamadık. İhale oluyor, iptal oluyor. İki tane firma var. Adamlar anlaşarak, bize kadar, tahterevalli gibi satmışlar istedikleri paradan. Biz geldik sıkıştırınca bunları, bu sefer birbirlerine girdiler. O alınca öbürü itiraz ediyor, iptal ettiriyor. Öbürü alınca bu... Bizi maskara ettiler. En sonunda dedim ki 'Biz bunlardan bu malları almayalım.' Ne yapalım? Karabük'ü çağıralım. Karabük de o ara kapanacak, durumu vahim. Dedik ki sen bu rayları yapabilir misin? Yaparız. Ne istiyorsun? Şu kadar alım garantisi. Verdim gitti. İhtiyacımız onun on katı. Peki ne kadar süre istiyorsun? Şu kadar. Anlaştık, kulağımız rahat. İki ay geçti, adamlar iki gözü iki çeşme geldiler. 'Şartname çıktı, biz ihaleye giremiyoruz.'. Niye giremiyorsunuz? Arkadaşlarla konuştuk. Bunlardan alacağız, yazın çizin. Yerli olsun, lüzumu yok pahalı da olsun, zaten imkan var yüzde 15. Yazdıkları şey ne biliyor musunuz? Üretilen rayların, yurt içinde, yurt dışında kullanılmış olması ve sağlamlığının tecrübe edilmiş olması. Nasıl olacak? Bizim söylediklerimizin hepsi boşa gitti. Aldım o şartnameyi yırttım, siparişi de verdim adama. Deruhde-i mesuliyet aldım, bir kenara koydum bürokrasiyi, sorumluluk aldım. Bana hesap sorsunlar. Bürokrata sormasınlar. Risk almadan hiçbir şey olmaz. Risk alırsanız, sonuç da alırsınız."


- "Zihinsel dönüşümü yapmamız lazım"

Başbakan Yıldırım, yine bakanlığı döneminde gemilere AIS cihazı takılması zorunluluğu getirilmesi üzerine yaşananları ise şöyle anlattı:

"Bir tane elektronik alet. Bunu da dışarıdan alıyorsun. Daha doğrusu gelişmiş ülkelerin adeti bu. Önce bir ürün geliştiriyorlar, o ürünü götürüyorlar bu işlerin uluslararası kuruluşlarına empoze ediyorlar, kural haline getiriyorlar. Kural haline getirdikten sonra da sizi iskeleye yanaştırıyorlar. Dünyada sistem bu. Biz de bunu gördük, bu kural geliyor. Dedik ki bunu biz yapalım. Yine şartname aynı şey. Üç şirkete görev verdik, şunun Ar-Ge'sini yapın. Hazırlayın prototipini, yapın getirin. Para da verdik. Üç taneden ikisi başardı. Ona rağmen kullanma şartı, tecrübe şartı. Çünkü mevzuat öyle. Teftiş korkusu var. Onun için orada da aynı sorunla karşılaştık. Orada da yine inisiyatif aldık. Bu sefer hepsini içeriden aldık, sonra dışarı satmaya başladılar. Ray da öyle. Öyle bir hale geldi ki bize mal vermeye nazlanır oldular. Güzel bir şey. İran'a, Türki Cumhuriyetlere, başka ülkelere satıyorlar. Hem işimizi gördük, hem de dışarıdan satış yapıp para kazanıyorlar. Bunlar iki küçük örnek. Bunların sayısını istediğimiz kadar arttırabiliriz. Onun için bakış açımızı, zihnimizi değiştirmemiz lazım. Zihinsel dönüşümü yapmamız lazım. Bunu biz yapacağız."

Devlet kuruluşunda çalışırsan, hiçbir iş yapmayınca hiç hata yapılmadığını ifade eden Yıldırım, "Adam 'Sicili tertemiz' diyor. Tertemiz de hiçbir şey yapmamış, tabii temiz olacak. Hiçbir sorumluluk almazsan, hata da yapmıyorsun. Ama devlette öğrendiğimiz bir şey var, hiçbir hizmet cezasız kalmaz. Bunu bileceksin, buna göre hareket edeceksin. Allah'a şükür yaptıklarımızın arkasındayız. Sen yük almayacaksın, ben yük almayacağım ne olacak? Bu memleket nasıl kalkınacak? Nasıl gelişecek? El ele vereceğiz, bu işleri yapacağız." dedi.


- "Adil bir çözüm bulacağız"

Kıdem tazminatı konusuna da değinen Yıldırım, "Kıdem tazminatı, önemli konu. Burada prensibimiz çok açık, bu işin taraflarını bir araya getirip uzlaşma sağlayıncaya kadar gayret etmemiz lazım. Maksat üzüm yemek. Bunun için de anlaşacağız, anlatacağız. Ben eminim ki ülkenin geleceği sadece sanayicinin derdi değil, siyasetçinin derdi değil, çalışanın da derdi. Olmayınca, istediğin kadar iste. Nasıl olacak? Nereden vereceksin? Şimdi artık geçmiş dönemlerin ideolojik sendikacılığı bitti, ücret sendikacılığı bitti. İş yerinin altın üçgeni var şimdi. Çalışan, patron, iş yeri. Bu üçgenin bozulmaması lazım. Burada da sorumluluk herkese düşüyor. Biz hakemlik görevimizi yapacağız ve bu işi çalışanlarımızın hakkına, hukukuna halel getirmeden, onlara zarar vermeden, işverenin de sürdürülemez bir yük almasının önüne geçecek, adil bir çözüm bulacağız. Bu konudaki duruşumuz budur, kararımız budur. Bu iş hukukuyla ilgili serzenişinize, şikayetinize sonuna kadar katılıyorum. Bu sürdürülebilir bir iş değil. Burada da adalet." değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Yıldırım, adaletten, yargıdan şikayetlerin olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Memnun olan yok. Kimisi yollara düşüyor, kimisi kararları beğenmiyor. Beğensek de beğenmesek de yargı, adalet hepimize lazım. Adalet devletin temeli. Ben çocukken ilçeye giderdim, kaymakamlığın bodrum katında adliye olurdu. Orada istida yazdırırdık babamla katiplere. Hep şöyle düşünürdüm; adalet mülkün temeli demek, bodrum katta bunların yeri burada demek. Öyle anlardım. O zaman mülkün de devlet olduğunu tam kavrayamamıştık, çocuktuk. Şimdi biz onu temelden çıkardık, saraylara taşıdık. Bu işin zarfı. İçerik, mazruf, düzelmesi için zamana ihtiyacımız var. Şikayetimiz var ama imkansız değil. Düzeltebiliriz."

(Sürecek)



Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT