1. YAZARLAR

  2. Ziya Uysal

  3. İyi ki varsın demokrasi
Ziya Uysal

Ziya Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

İyi ki varsın demokrasi

A+A-

Eski sağlık bakanı Sayın Recep AKDAĞ çok başarılıydı. Onun döneminde sağlıkta devrim niteliğinde işlere imza atıldı. Allah Recep Hocadan razı olsun. Ona ve onun gibi değerli insanlarımıza daha çok fırsat verilmelidir. Onun, sigarayla mücadele gibi çok önemli başarılarının yanında bence en dikkat çeken başarısı vatandaşın istediği hastaneyi, doktoru ve  eczaneyi tercih etmesini mümkün hale getirmesiydi. Ben bir vatandaş olarak onun, reform ihtiyacı olan herhangi bir bakanlığın başında olmamasını, bir eksiklik olarak görüyorum.

Örneğin sağlık bakanlığından ayrıldıktan sonra Milli Eğitim Bakanlığına getirilseydi, belki de şimdi halkımız, sağlıkta olduğu gibi istediği ilkokul ve öğretmeni tercih eder olacaktı. Çünkü eski yıllardaki hastane, doktor, eczane dayatmasının bir benzerini şimdi de halkımız ilkokul ve öğretmen dayatması olarak yaşıyor. Okul içinde sınıf değiştirmek sakıncalı diye veliler çocuklarını başka bir okula aktarmak zorunda kalıyor. Ancak bunun için ne yollara başvuruyor, ne sıkıntılar çekiyor bir bilseniz! Zaten daha ilk baştan istediği ilkokula kimse çocuğunu kaydettiremiyor. Bu konuda herkese eşit davranılıyor olması bir çözüm değildir. Kalitesizlikte adalet sağlamanın neye, ne faydası olabilir?  

Sağlıktaki tercih hakkı kullanılmaya başladıktan sonra sağlık kurumları ve doktorlar   arasında kalite ve hizmet bakımından bir rekabet başlamıştır. O uygulama varken bu rekabetin olmaması eşyanın tabiatına aykırıdır. Eskinin ilerlemeye kapalı mecburiyet hastaneleri ve mecburiyet doktorları uygulamasını belli yaşın üstündekiler çok iyi bilirler. İşte bu günkü mecburiyet ilkokulu ve mecburiyet öğretmeni uygulaması tam da onun gibidir. Hal bu ki bunu zorunlu olmaktan çıkarıp, tercihli hale getirmek o kadar da zor bir iş değil, yazık, çok yazık, iyiden iyiye yazık!

Belki bunun için il bazında, ayrı ayrı her okulun döner sermaye hesabını yürüten özel bir birim gerekebilir. Anayasanın eşitlik prensibi, pozitif ayrımcılığı yasaklamıyor. Tercih yapmak isteyenler, o okulun döner sermaye hesabına küçük bir bedel ödemelidir. Anaokulu ve ilkokullarda okul ve öğretmen tercihi yapılabilirse, velilerin tercih sıralamasında belli sayının üstünde tercih edilen yönetici ve öğretmenlere, tercih oranına göre döner sermayeden tercih primi verilerek, başarılı olanlar ödüllendirilmiş olur. Ayrıca bu yolla oluşacak rekabetle eğitimin kalitesi de yükselir. Her yıl, her okul ve öğretmenin belirlenmiş başarı kriterlerine göre hangi noktada olduğu ilan edilir. Özel okul öğrencilerine devlet desteği verilmesi tercih yolunda güzel bir adımdır. Milli eğitime bağlı okullarda da paralı tercih sıralaması olmalıdır.    

Ankara, insan yutan kumsallara benziyor. Sağlıkta olduğu gibi eğitimi de kalite ve hizmet rekabetine açacak, ilkokul tercihini de öğretmen tercihini de başaracak başka Recep Akdağlarımız bile mutlaka vardır. Ama muhtemelen her bakımdan üstün özelliklere sahip olduğu halde, sadece siyasette çok iyi olmayan insanlarımız bunlar. Bunlara görev verilince siyasette iyi yerde olanlar tarafından desteklenmeleri de gerekir. Belli ki görev ve mevki verilmediği zaman onların sesi Ankara’da daha kolay kayboluyor.

Okul ve öğretmen tercihi yapmanın yolunu açmalıyız. Bu, okul ve öğretmenleri daha kaliteli hizmet üretmeye teşvik edecek rekabetin lokomotifi olabilir. Şu anda biz hala geri kalmış ülkelerin dayatmacı usulleriyle halkımıza işkence ediyoruz. Oysa ben inanıyorum ki Sayın AKDAĞ, şimdiye kadar bu problemi de çözerdi.   

 “Bırakın okullar arasında rekabet mekabet olmasın. Öğretmenler arasında da olmasın. Yarış ve rekabet ilerlemeyi doğurur, bu bizi bozar. Rekabete açık olmayan işler, gelişmeye de açık değildir, diyenler yalan söylüyor. İlerlemek için gerekli rekabet ortamı kamu kurumları arasında, kamu hizmetlerinde de sağlanmalıdır, sözü boş laftan ibarettir. İlkokullarımızın hepsi birinci sınıf okuldur. Öğretmenlerimizin de daha ileri bir eğitim hizmeti vermesine gerek yoktur. Her an, hepsi elinden geleni yapıyor zaten,” diye mi düşünmeliyiz? 

Yahut, “Biz bu eğitimle milli gelirimizi on bin dolara çıkardık, daha ne olsun? Büyümede Avrupa’yı, Amerika’yı bile solladık, yetmez mi? Okul, öğretmen tercihi isteyen vatandaşlar haksız! İcat çıkarmasınlar, bu iş böyle gelmiş böyle gider” mi diyeceğiz? Yılardır süregelen bu mantıkla, tek parti hükümetlerinde bile bu dayatma sürüyorsa, bunu demiş oluyoruz zaten. İyi ki varsın demokrasi. İyi ki varsın sandık. İnşallah tez zamanda, rekabet ortamını kamusal alanlara da taşımayı başarabilen yönetimleri de görürüz. Allah’a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT