1. YAZARLAR

  2. Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

  3. KARATAY MEDRESESİ VE MÜZESİ (2)
Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Yazarın Tüm Yazıları >

KARATAY MEDRESESİ VE MÜZESİ (2)

A+A-

√ Medresenin taçkapısı, taş ve renkli mermerin kaynaşıp sıcak, derunî mânâlar aldığı, üç boyutlu bir medeniyet panosu gibidir. Firuze renkli çinilerle hareketlenen iç mekân ise, “gök kubbeyi” andırmaktadır.

 

TAÇ KAPI’DA ŞİİRLEŞEN TAŞ

Medresenin taç kapısı (portal), taş ve renkli mermerin kaynaşıp sıcak, derunî mânâlar aldığı, üç boyutlu bir medeniyet panosu gibidir. Konyalı’nın “şiirleşen taş” dediği bu kapı, “Türk yapı an’anesine uyularak” doğuya açılmıştır. Taç kapı, orijinal şeklini iyi muhafaza etmiş, Anadolu Selçuklu mimarîsinin en güzel örneklerinden birisidir. Kapıyı, çerçeveler içindeki kısa metinli hadis ve güzel sözler süsler. Daha medrese kapısından içeri girmeden İslâm inancını ve üstün ahlâkı anlatmayı hedefleyen bu sözlerin çevrelediği kapı; mermer bir kemerle bezenmiştir. Gök ve beyaz mermerin geometrik şekillerle oluşturduğu süsleme göz alıcıdır. Kapıya, derunî bir anlayışla bakan Naim Hâzım “Mermerde canlanan hayat” demiştir.

Taç kapıdan sonra geçilen giriş holünün, üst yapısı ile duvarı bugün yoktur. Aslı kubbeli olan giriş holünden merkezî hole (sahn) geçilir. Kubbeli mekânın ortasında kare bir havuz vardır. Havuzun üstüne gelen kubbe de deliktir. Aslında açık olan bu ‘tepe penceresi’nden hava, ışık ve havuza yağmur yağması sağlanırdı.

Merkezî hol ile eyvanın mozaik çini kaplaması portalden daha güzeldir. Kubbealtı, Selçuklu çini örneklerinin en zengini ile kaplanmıştır. Siyah, patlıcan moru ve firuze renkli çinilerle hareketlenen mekân, “gök kubbeyi” andırmaktadır. “Kubbeyi ve duvarları kaplayan çini mozaik süslemeler, mimarî ile tam bir ahenk halinde mekân etkisini artırmaktadır. Ağırlığını kaybetmiş ve yükselmiş olan kubbe, büyük bir eyvanla iyice kaynaşarak öyle bir mekân birliği meydana getirmiştir ki bu; sonra büyük Osmanlı câmileri mimarîsine bir hazırlık olmuştur. Yelpaze biçiminde açılan köşeler üzerine oturan kubbenin firuze ve lâcivert mozaik çinilerle iri geometrik yaldızları adeta gökyüzünü aksettirmektedir.

Kapalı bir yerde devamlı öğrenim için bundan iç açıcı bir yer bulmak güçtür.” Üstelik süsleme, mimarîyi boğmamıştır. Bu kadar zengin görünüşe rağmen mimarînin süslemeyle olan dengesinde aksama yoktur.

“Pek kuvvetli bir simetrinin hakim” olduğu eserin kubbeli avlusunun (merkezî hol) sağ ve solunda talebe hücreleri, batısında ise eyvan vardır. Eyvanın iki yanında kubbeli birer oda bulunmaktadır. Bunlardan sağdaki bugün yıkık; solda Celâleddin Karatay’ın türbesi (içinde sandukası bulunan) olan ise sağlamdır.  Bu yıkık kubbeli salon kışlık dershane olarak düşünülmektedir. Yerden iki basamak yükseklikteki ana eyvanın ise yazlık dershâne ve gerektiğinde mescid olarak kullanıldığını belirtmeye gerek yoktur (C. Arabacı, Konya Medreseleri,165-166-167-168).

Karatay Medresesi’nin kubbesi grafik düzeni ve renk seçimi bakımından son derece anlamlıdır. Parıldayan yıldızlarla gökyüzü izlenimi, bir yandan kozmogonik bir anlamı vurgularken öte yandan mozaik çini tekniğinin ulaşabileceği sınırları göstermektedir. Özellikle kubbedeki dairesel açıklık ve bunun altına düşen havuz dolayısıyla yapıya rasathâne kimliğini yakıştıranlar olmuştur (S.Mülâyim, İslam Ansiklopedisi, 476).

 

ONARIMLAR:

Eserin geçirmiş olduğu onarımlarla ilgili sistemli bir kaynak bulunmamaktadır. Tespit edilebilen onarım tarihleri;

III. Murad tahrir defterinin (Karaman ili evkaf defteri) H. 992 / 1584 Karatay medresesi ile ilgili, “Haliyyen bu medrese dahilinde bulunan mescidden evkafından na-malum”  ifadesinin yer alması medresede bir mescit olduğunu akla getirse de bu gün mescit bulunmamaktadır.

H. 1018 / 1609 tarihli Karaman ili evkafının mühime defterinde, Konya Kadısına ve mütevellisine gönderilen bir hükümde “ Medresenin tamire muhtaç olan yerleri bakılıp onarılsın denmektedir.”

Şevval 1161 / 1748 Konya Şer iye sicil defterinde medresenin tamire muhtaç olduğu mimar Mustafa ve bilirkişi heyetinin incelemeleri sonucu 80 kuruşluk tamir masrafı olduğu ve mütevelli vekili Mahmud a onarım için izin verildiği görülmektedir.

19. yüzyılda seyyahlar medresenin harap durumundan bahsetmektedirler. M. Önder in 1972 baskılı kitabında, medresenin 1935, 1952, 1953, 1957’de onarıldığı yazmaktadır. Bu tarihlerden sonrada Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1988 ve 1993 tarihlerinde restore edilmiştir.

Yakın zamanda da restore edilen Medrese, 1955’den itibaren Karatay Çini Eserler Müzesi olarak kullanılmaktadır.

 

TAÇ KAPIDAKİ YAZILAR

* En üstte bir satır hâlinde: Allâhû Teâlâ buyuruyor ki:

“Allah, iyilik yapanların ecrini (sevâbını) kat’iyyen zâyi etmez.” (Tevbe/120)

“Bu mübarek binanın kurulmasını altı yüz kırk dokuz (649 h.) yılı aylarında Kılıçarslan oğlu Kılıçarslan oğlu Şehid Sultan Keyhüsrev oğlu Keykubâd oğlu Keyhüsrev zâde Allâhû Teâlâ’nın yer yüzünde gölgesi, din ve dünyanın ulusu fetih babası Sultan Keykâvus’un hükümdarlığı günlerinde Abdullah oğlu Karatay emretti. Allâhû Teâlâ bunu yaptıranı mağfiret eylesin. (Sene 649 H./1251M.)

* Birbirine girif mor ve beyaz kemer süslerinin sağ ve solunda simetrik olarak Allah-Muhammed yazılıdır.

* Kapının üstünde sağ ve sol kanatlarda şu âyet-i kerîme yazılıdır:

“Rabbim! Bana ilham et de, gerek bana, gerekse anneme ve babama ihsan buyurduğun nimetine şükredeyim ve Sen’in razı olacağın bir iş yapayım. Beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” (Neml/19)

 

-Dış kapı çerçevesinin sağ ve sol kanatlarında bulunan 13 yapraktaki yazılar:

Aşağıdan yukarıya doğru:

“Ameller niyetlere göre değerlendirilir.”

“Meclislerdeki sözler ve hâller emanet gibi korunmalıdır.”

“Danışılan kimse güvenilir olmalıdır ve güvenirliliğini sürdürmelidir.

“Danışılan kimse güvenilir olmalıdır ve doğruyu söylemelidir, isterse bu görevi reddedebilir. (rivayet)”

“Danışılan kimse güvenilir olmalıdır, kendisine danışıldığında o konuda kendisi kendi nefsi için ne yapmayı severse (uygun görürse) onu söylesin. (rivayet)”

“Bir şeyi vermeyi va’d etmek, onu hibe etmek gibidir. Ondan ahlâkî yönden dönüş olmaz.”

“Böyle bir va’di yerine getirmek ahlâkî yönden vâciptir. (rivayet)”

“Va’d Borçtur. ‘Bir şeyi vermeyi va’detmek, bir borç sayılır. Ondan ahlâkî yönden dönüş olmaz.”

“Harp hîledir.”

“Hîle harpten daha iyidir. (rivayet)”

“Harbin aslı hîledir, karşılaşmak değildir. (rivayet)”

“Yapılan suçtan pişman olmak, tövbe etmenin aslıdır.”

“Toplu olmak rahmete ve başarıya vardırır, ayrılık da cefâ ve azâbı getirir.”

“Güvenilirlik zenginliktir.”

“Dinin temeli nasihattır.”

 

-Dış kapı çerçevesinin ortasında bulunan 11 yapraklı hadîs-i şerîfler (sağdan sola doğru):

“İnsanlar arasındaki üstünlük mal ile ise, Allâhû Teâlâ yanında takvâ iledir.”

“Selâm vermek, kelâmdan önce olmalıdır.”

“Sormasını bilmek, ilmin yarısıdır.”

“Duâ ibadetin özüdür, anahtarıdır.”

“Borcu geç ödemek, dindarlığa lekedir.”

“Tedbir, geçimin (maîşetin) yarısıdır.”

“İnsanlara yakın olmak ve onlara muhabbetle davranmak aklın yarısıdır.”

(M.Eminoğlu, Karatay Medresesi Yazı İncileri, 13-39)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT