1. YAZARLAR

  2. Turgay Bilge

  3. Kazananlar Kaybedenler
Turgay Bilge

Turgay Bilge

Yazarın Tüm Yazıları >

Kazananlar Kaybedenler

A+A-

Türkiye Barolar Birliği Başkanı ile Başbakan arasında yaşanan olayı bir avukat olarak mesleki refleks ve duygularımla yorumladığımda, avukatlık mesleğinin en üst düzeydeki temsilcisine yönelen öfke ve yakışıksız ifadeleri kabul etmem ve hoş görmem mümkün değil.

Ama biliyorum ki, yaşanan olay göründüğü kadar tek boyutlu ve basit de değil. Bu nedenle değerlendirmelerim farkı bir alan olan siyaset çerçevesinde olacak.

Sayın Metin Feyzioğlu, 2013 Mayıs'ında TBB Başkanı seçildiğinde CHP Parti Meclisi üyeliğinden istifa etti. İstifasından sonra partiyle doğrudan irtibatı kalmadı ve siyasette şaşırtıcı pozisyonlar almaya başladı.

Kamuda başörtüsünün serbest oluşu sonrası, “Hayatımın hiçbir döneminde türbana karşı olmadım” sözleriyle başladı işe...

17 Aralık sonrasında Başbakan'la Dolmabahçe'de içeriği açıklanmayan 1,5 saatlik görüşmesinin ardından, “Sayın Başbakan'ın yaklaşımları bizim izlenimimize göre son derece sıcak ve olumlu. Biz de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın isteğini yerine getireceğiz.” dedi.

Hükümet yanlısı basın tarafından çok takdir gören şu sözler de Feyzioğlu'ndan geldi:

17 Aralık'ta düğmeye basılmasının nedeni yolsuzlukla mücadele filan değildir. Düğmeye basılmasının sebebi iktidarın AKP kanadını silkelemektir. Bana yolsuzluk soruşturmasını yürütenleri kahraman gibi göstermeye kalkmayın..

Feyzioğlu, seçimler öncesi AKP'yi sıkıntıya sokan kasetlerden de şikayetçi oldu: 30 Mart öncesi bazı gruplar kaset siyaseti yaptı. bazı kişilere ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının yayınlanması ve kasetler üzerinden siyaset yapılmasını kınıyorum. Yapılan bal gibi buz gibi casusluk faaliyetidir.

Yerel seçimlerde CHP yerine DSP'ye yönelttiği bazı belediye başkanı adaylarını destekleyerek hakkında spekülasyonlara neden oldu. Bunların bazılarına göre Başbakan, Feyzioğlu'nu solun başına sürüyordu ve birkaç yerde başarılı olsaydı, Feyzioğlu'nun başına geçeceği DSP, olası bir birleşme sırasında CHP'ye giriş için “Truva atı” olabilecekti.

Başbakan Feyzioğlu'ndan memnuniyetini, Haşim Kılıç'ın o konuşmasının öncesinde Anayasa Mahkemesi töreninde herkese kısa birer selam verirken, Feyzioğlu'yla tokalaşarak ve kısa ama samimi bir sohbet ederek belli etti. Aynı görüntü Danıştay'da da izlendi.

Olaylı Danıştay töreninden yalnızca 4 gün önce, Feyzioğlu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı hakkındaki eleştirileri adeta bir kabine üyesi veya AKP sözcüsü gibi göğüsledi: Çok ağır ve haksız bir eleştiri, Bakan birileri tarafından linç edilmek isteniyor.

Ancak bu gelişmeler, doğal oalrak Feyzioğlu'nun kendi siyasal cephesinde kan kaybetmesine yol açtı. Destekçileri Metin Bey'e neler olduğunu anlayamazken, kuşkular yoğun biçimde dile getirilmeye başlandı. Bu durumu hem sol eğilimli barolar hem de siyasal takipçileri nezdinde gidermek isteyen Feyzioğlu'nun esaslı bir manevra yapması gereği doğdu.

TBB Başkanı, Başbakan nezdinde yarattığı olumlu izlenimden yararlanarak, Başbakan karşısında olağan sürenin 3 katı süren siyasal içerikli konuşmasını tahrik edici üslubuyla süsledi. Başbakan'ın buna müsamaha göstereceğini umdu, ama karşısındaki kişinin tahammül ve öfke kontrolü yoktu. Ve sonuç!

Sonucu yorumlamamıza ise şu sorular yardımcı olabilir, Başbakan'la TBB Başkanı arasında yaşanan polemikten sonra;

Feyzioğlu, kendi siyasal cephesinde oluşan tereddütleri dağıtıp güven tazelemiş oldu mu?

Çok sevdiği belli olan popülerliğini tekrar elde edip ekranlara geri döndü mü?

Başbakan, cumhurbaşkanlığı adaylığı ihtimalini güçlendirdi mi?

Adaylık sürecinde kullanabileceği yeni bir sözde “one minute” vakası oluşturmuş oldu mu?

Siyasetin sol yanında tercih edeceği bir aktörü sahneye sürdü denilebilir mi?

CHP ve üst yönetimi bu olaydaki pasif ve çelişkili tutumlarıyla güç kaybetti mi?

Avukatlık mesleğini bitirecek olduğu düşünülen ve TBB'nin de destek verdiği Hükümet'in Avukatlık Kanunu Tasarısı'nın iyileştirilmesi olasılığı ortadan kalktı mı?

TBB Başkanı'na yara aldırmadan, ülkede toplumsal muhalefetin son güçlü odağı olan TBB, barolar ve avukatlık kamuda ve siyasal alanda tasfiye edilmiş oldu mu?

Kazananlar kimler, kaybedenler kimler oldu?

Önceki ve Sonraki Yazılar