1. YAZARLAR

  2. Namık Ceyhan

  3. KENDİNLE, DOĞAYLA, İNSANLA BARIŞIK OLMAK
Namık Ceyhan

Namık Ceyhan

Yazarın Tüm Yazıları >

KENDİNLE, DOĞAYLA, İNSANLA BARIŞIK OLMAK

A+A-

Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı öncülüğünde ve pek çok kurum ve kuruluşun desteklediği “Medeniyet Okulu” projesinin Kasım ayında öne çıkan konusu “Barışık Olmak” ve bunun için de “Örnek İnsan Hacı Bektaş Veli” hazretleri örnek olarak gösteriliyordu.

Medeniyet okulu ile insanlığın günümüzde yüz yüze kaldığı sorunlara çözüm olmak, yalnızlıklarla çevrilmiş günümüz insanına dost, yoldaş, arkadaş olmak, toplumun temel yapı taşı aile kurumunu güçlendirmek, geleceğin sahibi çocuklarımızın ufkunu geliştirmek fikri ön plana alınmıştır. (www.medeniyetokulu.com)

Kasım ayında “Örnek İnsan Hacı Bektaş Veli” den yola çıkarak önerilen “Barışık Ol” sloganı inşallah hayata geçer ve hedefini bulur. Toplumumuzun bu değere çok ihtiyacı var.

Barışık olmak demek başkasıyla ve çevresiyle barış durumunda bulunan, dargın veya düşman olmayan, sevecen, hoşgörülü olan demektir.

Kendinle barışık olmak demek kendine dürüst olabilmektir. Ruhumuz ne kadar özgürse ve affediciyse, bencilikten öte kendimizi olduğu gibi seviyorsak, işte o zaman kendimizle barışığızdır.

Şöyle çevrenize bakın, böyle insan sayısı ne kadar?  Kolay mı hem kendinle hem doğayla hem de tüm insanlarla barışık olmak?

Bu bağlamda Hacı Bektaş Velî’nin akıl-iman ilişkisindeki düşünceleri hem İslam düşüncesi geleneği hem de din  felsefe disiplini bağlamında üzerinde yeniden düşünmeyi gerektirmektedir. Zira onun iman-akıl ilişkisi hakkında ortaya koyduğu “Ârifler katında iman akıl üzerinedir.” önermesi incelendiğinde hem iman, akıl kavramlarının anlaşılmasında hem de ârif kavramının anlaşılmasında önemli katkıları olacağı muhakkaktır. Kendisiyle barışık insanlar, bu konuya inanan arifler arttıkça, giderek tüm toplum kendi içinde barışık olacaktır

Hoşgörü barışın üstadı Hacı Bektaş Veli yüz yıllar önce şöyle demiş:

 “Yıktığın varsa yapacaksın. Ağlattığın varsa güldüreceksin. Döktüğün varsa dolduracaksın. Çıplakları giydirecek, açları doyuracak. Az halkı çok edeceksin. Eline, diline, beline sahip olacaksın!”

“Her ne ararsan kendinde ara, gönül ek gönül biçesin, düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayın, incinsen de incitme, kendine ağır geleni kimseye tatbik etme” diyerek engin bir hoşgörü dünyası olduğunu ve bu hoş görünün tün insanlığın barışı için gerekli olduğunu kanıtlamıştır.

Öte yandan etrafımızda gördüğümüz her şeyin Cenabı Hakkın yansıması ve emaneti olduğunu biliyoruz. Yaratılan her şeyi yaratandan dolayı sevmemiz ve korumamız gerektiğini biliyoruz. Uygulama da bu var mı? Havamız kirleniyor, yeşil alanlar azalıyor, sulak alanlarımız kuruyor, verimli tarım topraklarımız imara kurban ediliyor, biyolojik çeşitliliğimiz azalıyor, nesli tükenen bitki ve hayvan sayısı artıyor. Bu mudur doğayla barışık olmak?

İslam Dini insanlığa sevgiyi kardeşliği, yardımlaşmayı, dayanışmayı ve barışı tavsiye etmiştir. Kur’an ve Resulullah’ın sünnetinde düşmanlık ve insanlara sıkıntı vermek yoktur. Bütün ilahi dinler ve peygamberler de savaşan çekişen dünyaya barış için gelmişlerdir. İlahi dinler, insanın önce Allah(c.c) ile sonra kendisiyle, sonra çevresiyle, doğayla ve daha sonra da bütün insanlar ile barışık olmasını istemiştir.

Kâinatın efendisi İki Cihan Selver’i Peygamber Efendimiz Hz Muhammed Mustafa (S.A.V) pek çok hadislerinde bu konuya dikkat çekmiştir. Bunlardan:

 ‘Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize çirkin sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin. Allah'ın kulları kardeşler olunuz.’’ sözleri bütün Müslümanların birbiri ile barışık olmasını işaret etmiyor mu?

Yaşadığımız coğrafya başta olmak üzere yeryüzünde Müslümanlar birbiriyle barışık mı? Orta doğuda özellikle din adına işlenen cinayetler neden? Terör dinle hiç bağdaşır mı? Yüce dinimize en büyük ihaneti bu hainler yapmıyor mu? Hâlbuki bu dönemde en çok ihtiyacımız olan barış ortamı değil mi?

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” düsturu şimdi daha iyi anlaşılmıyor mu?

Günümüz toplumunda sokağa çıkmaya korkuyorsak, insanlık merhameti, paylaşma duygusunu unutmuşsa, çağdaşlık ve modernlik uğruna inançlarımızdan, örf ve adetlerimizden uzaklaşıyorsak burada bir sorun vardır demektir.

Dileğimiz Medeniyet okulunun açtığı yolda bu tür olumsuzlukların yok olması ve özellikle gelecek nesillerin unuttuğumuz değerlerimize sahip çıkmasına vesile olmasıdır. Sağlıklı, mutlu, güvenli ve barış dolu bir hayat için toplumun her yaş ve her kesimindeki insanımızın Medeniyet Okulu tedrisatından geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Kalın sağlıcakla.

ÇEVRECİ SÖZÜ:  Gelin Canlar Bir Olalım, İri Olalım, Diri Olalım. (Hacı Bektaş Velî)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT