Av. Bülent Aksoy

Av. Bülent Aksoy

KERVAN- BİR MEDENİYETİN YOL HİKAYESİ

KERVAN- BİR MEDENİYETİN YOL HİKAYESİ

Cumartesi günü bir dostum, Konyalı bir firmanın ulusal boyutta bir belgesel çektiğini ve Zazadın Han’da da çekimler yaptığını, bugün de Konya bölümünün galasının olduğunu söyleyerek beni galaya davet etti.

Zazadın Han’a vardık. Sabahın serin, taze havasını almış bu emektar han bütün ihtişamı ile bize BUYRUN diyordu. Hana geleneksel havası verilmiş, antika kilimler serilmiş, oluklar kamışlarla örtülmüş, atlar, develer gelmişti.

Heybeti, Konya Ovası’na hakimiyeti, mimarisi, taş işçiliği ile yapılmış olmasına rağmen emek verilmiş- amaca hizmet etmiş havası ile bir açık hava konser salonunu andıran bu görkemli yapı beni çok etkiledi.

2008 yılında Konya Büyükşehir Belediyesinin restore ettiğini öğrendiğim bu güzel yapı, Anadolu (Türkiye) Selçukluları döneminde, 13. Yüzyılda yapılmış.

O tarihten itibaren İpekyolu’nun bilinen duraklarından biri olmuş…

Gelelim Kervan Belgeseline. Cumhurbaşkanlığı’nın himayesinde, Başbakanlığın desteği ve THY’nin ana sponsorluğunda çekilen ve 12 bölüm halinde yarım saatlik çekimlerle hazırlanan bu belgeselin çok mühim bir yanı var.

Kervanlarla; ticaretin nakliyesinin yapıldığı bu yollar üzerinde ecdadımız, her dinlenme mecburiyeti olan yol mesafesine, kendi evinden evvel, ticaretin memnuniyetini temin, gelip geçenlerin mahrum ve mağdur olmasını engellemek için bu ihtişamlı yapıları yapmıştır. Bir vakfa bağlı ise ücret alınmamış, bir vakfa bağlı değilse; yani daimi bir geliri yok ise ücret alınmış, fakat çok cüzi bir ücret alınmıştır.

Tek kanallı dönemlerde her pazar sabah programında kovboy filmi izlemek zorunda olduğumuz günlerde; kovboyların atlarını bağlayıp, zemini bar, üst katı otel hizmeti veren o izbe ve düzensiz mekanları izleyenlerimiz hatırlar. Bir tarafta bilardo masası, içkisini isteyen bir kovboy, ona sataşmaya çalışan barın sakinleri ve kavgadan sonra başrol oyuncusunun galibiyeti… Gerçi bizde de Cüneyt Arkın’ın filmlerinden aklımızda kalan sahneler var.

Kültürünün ve ekonomisinin temelini Holywood filmlerine dayandıran ve şuan tartışmasız dünya lideri olan bu ülke, kendi tarih ve kültüründeki bu unsurlarını halkına ve bütün dünyaya yaymayı ve bilinilirliğini tamamlamayı başardı. Parası olmayanın su dahi içemediği mekanların aklımıza kazınması bizimkileri aklımıza getirdiğimizde ilginç, ama onlar için bir başarı. 19 yüzyılın sonlarından itibaren sahneye çıkmış bu ülkenin şuan ki hakimiyeti eşsiz kültürü ve tarihi mi? Tabii ki hayır? Reklamı, küçük başarılarını devasa gösteren yapımları, çok büyük bütçeli belgeselleri, yayınları…

Bizde tamamen yolcunun emrine amade edilmiş olan; çoğu yerde 3 gün ücretsiz, kimi yerde de sadece masraf için cüzi bir ücret alınan, yıllarca ticaret yapanlara, parası olsun olmasın gelen geçen herkese, dervişlere müritlere, müslime- gayrimüslime sadece ve sadece hizmet eden, memnuniyetleri ile mutlu olunan, “ticaret için yol alıyorlar” diye şuan “benim diyen” otel zincirlerinin dahi çok büyük ücretlerle yapamayacağı hizmetleri sunan, bineklere ve sürülere dahi misafir muamelesi yapan bu güzide tarihi mekanlarımızı bizler ancak şimdi milletimize ve dünyaya aktarabileceğiz.

Başkasında böyle bir miras olsa bunların hizmetlerini duyan o millet ve dünyanın diğer milletleri bu güzel mekanları ziyaret akınını uğratırdı.

Türkiye’nin neresine gidersek gidelim, bir zamanlar yıkılmak üzere olan tarihi mekanların restore edildiğini görüyoruz. Restorenin başarı derecesini bazen tartışabiliriz. Ancak yıllardır bir çivi çakılmayan bu tarihi mekanlarımıza sahip çıkılması elbette takdire şayan ve Zazadın Han’ın restorasyonu bence gayet başarılı olmuş.

Ama burada asıl başarı Kervan- Bir Medeniyetin Yol Hikayesi belgeselinin çekilmesi fikri. Fikrin sahibi, yapımcıları, oyuncuları, destekleyenleri, sponsorları (bu arada Konya Belediyeleri ve Konyalı pek çok firmanın desteği de onur verici idi) hamileri, bütün ekip çok güzel bir işe imza atıyorlar.

Medeniyetimiz eşsiz bir medeniyet. İslam ile tanışıp kendini bulan milletimiz, dünyada hak ettiği övgüyü ve değeri elbette görecek. Bu kültürün çok küçük bir kısmına sahip olan bir komşumuz; sırf bu varlığı nedeni ile “şımarık çocuk” muamelesi görüp bütün yaptıkları diğer Avrupa devletlerince bağışlanmakta. Biz yıllarca sancaktarlığını yaptığımız koca bir kültürün elbette umudu ve geleceğiyiz.

Bunun gerçekleşmesi bu ve benzeri yapımların, fikirlerin, projelerin hayata geçmesi ile daha hızlı olacak.

Bu arada bir fikrim var:

“Kervan belgeselinin çekildiği bu mekanlardan bir kısmı aslına uygun bir şekilde hizmete açılsa ve devlet desteği de verilerek o dönemki konaklamalara benzer konaklamalar yaptırılsa. Yediden yetmişe herkes ecdadın kültürünü tekrar yaşasa. Anadolu topraklarındaki İpekyolu kervanlarla geçilse. O zorluklar yaşansa ve hissedilse.                                                                                       

Bu yerlerde hizmet verecek personelin Turizm Okullarından temini ile tarihi hizmetten modern hizmete nasıl geçildiğini öğrenseler. Yerli yabancı turistler de buralarda ücretsiz veya çok cüzi bir ücret ile kalarak ecdadın misafirperverliğini görse.”

Muhteşem olmaz mı?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Av. Bülent Aksoy Arşivi

S.O.S

22 Eylül 2016 Perşembe 20:36
SON YAZILAR